Emperyalistlere değil

Emperyalistlere değil

   halka kulak verilmeli

Emperyalistlere değil
   halka kulak verilmeli
Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, geçen dönem içinde mezarda emeklilik, özelleştirmeler, tahkim ve yolsuzlukları aklama gibi düzenlemeleriyle emekçilerin yaşamını kahreden Meclis'in, yeni dönemde tatil dolasıyla yarım kalan IMF reçetelerinin ve emperyalist anlaşmaların gereğini yapmak için hızla harekete geçeceğini söyledi.
Tüzel, Meclis'in açılması nedeniyle EMEP Genel Merkezi'nde dün bir basın toplantısı düzenledi.
Tüzel, Meclis'in hangi kamu kuruluşunun satılması gerektiğine, işçi memur ücretlerine, sigorta ve sosyal güvenlik sistemine ve ülke yaşamına ilişkin her ne yapılacaksa IMF ve Dünya Bankası'ndan talimat aldığına dikkat çekerek, "Tekelci sermaye ve kredi örgütlerinin tasdikçisi durumuna gelmiş bir kurumun 'ulusal' bir nitelik taşıdığına inanmakta insan gerçekten zorlanıyor" dedi. İşsizliğin her geçen gün büyüdüğünü, enflasyon oranının düşmediğini, bütçenin açık vermeye devam ettiğini söyleyen Tüzel, batık bankaların kurtarılmasına milyarlar harcandığını ve kamu bankalarının da özelleştirme eliyle halkın hizmetinden çıkarılmak istendiğini vurguladı. Deprem nedeniyle uygulamaya konulan vergilerin kalıcı hale getirildiğini hatırlatan Tüzel, ekonominin bütün yükünün dar gelirli vatandaşların omuzlarına yüklendiğini ifade etti. Tüzel, Meclis'in bütün demokratikleşme laf kalabalığı altında, antidemokratik uygulamalar gerçekleştirdiğini dile getirerek, hükümetin bir taraftan valilere verdiği yetkiyle gösterileri yasaklatırken bir taraftan da patronların isteğiyle grevleri yasakladığına işaret etti.
Hükümetin sözde irticayla mücadele söylemiyle kamu emekçilerinin işgüvencesini ortadan kaldırmaya çalıştığını söyleyen Tüzel, KHK'nın Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilmesi üzerine yaratılan gerginliğin hukuk tanımazlığın örneği olduğunu vurguladı.
Politikalar, dışa bağımlı
"Cumhurbaşkanı'nın ağzından bir kez daha ABD'nin stratejik ortak olarak gösterilmesi, Avrupalı emperyalistlerin AB planı içinde yer alma arzusu, Ortadoğu halklarının ve Arap aleminin tehditkâr baş belası İsrail ile yakınlaşmalar, Balkanlar'ın emperyalistlerce paylaşılmasında kuvvet göndererek görev alma isteği, Kafkasya'nın enerji koridorundaki rant kavgasına köprü olma görevi, Kıbrıs'taki yanlış politikada ısrar, sınır dışı harekâtlar ve silahlanmaya ayrılan büyük bütçe, bütün bu politikalar ülkemizin geri, bağımlı, acı ve tehlikelerle dolu bir yaşama mahkûm etmenin hesapları olarak dayatılmaktadır" diyen Tüzel, Meclis'in açılışından sonra da bu dışa bağımlı politikanın derinleşerek uygulanacağını dile getirdi.
Halkın Meclis'in uygulayacağı politikalar yüzünden 'Keşke açılmasaydı' diyeceğini ifade eden Tüzel, yapılan düzenlemeleri halkın arzulamadığını vurguladı. Tüzel, 2001 yılı bütçesinin tüm emekçileri borç ve sefalete iteceğini söyleyerek, sözde İşsizlik Sigortası'nın ardından sözde işgüvencesi yasasıyla süslenmiş çalışma yaşamında, saldırıların süreceğini ve sosyal güvenlik kurumlarının tasfiye edileceğini kaydetti.
AB ile göz boyama
"AB ile uyum ve demokratikleşme paketi çerçevesinde 'kişiye özel' bir düşünce serbestisi ve af çalışmalarına tanık olabiliriz" diyen Tüzel, bu çalışmaların tıpkı 141, 142 yerine Terörle Mücadele Yasası'nın konulması gibi tamamen göz boyamaya dönük olacağına dikkat çekti. Tüzel, Kürt sorununun demokratik çözümü adına OHAL'in kaldırılması yerine, 107 maddelik Güneydoğu Planı'nın baskıcı yanlarının uygulanacağını işaret ederek, F tipi cezaevi ile tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinde çürütülmesinin planlandığını söyledi.
Tüzel, "Yaşadıklarımızın öğrettikleri ve devlet yönetimi çevrelerinden yapılan çalışmalar, bu Meclis'in, dışa bağımlı, halkı yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkûm eden bir iç ve dış politikayı uygulamada ısrarlı olacağını göstermektedir" diyerek, Meclis'in sermayenin talepleri yönünde değil, özgürlüklerin, bağımsızlığın güvenceye alınması ve emeğin talepleri yönünde hareket etmesi gerektiğini dile getirdi. Meclis'teki muhalefet partilerinin de sermayenin programını uyguladığını söyleyen Tüzel, işçilerin ve emekçilerin IMF ile anlaşma yolundan çıkılmasını ve bağımsızlığı istediğini belirtti.
'Meclis halka kulak vermeli'
Tüzel, "Halk, özelleştirmelerin durdurulmasını, işgüvencesi, esnek çalışmanın yasaklanmasını, sendikal haklar ve serbestçe örgütlenme hakkını, barajların kaldırılmasını, grev yasaklarının son bulmasını, memurlar için toplusözleşmeli sendikal hakkın teslimini, üreticinin toprak ve emeğinin karşılığının verilmesini, kotaların kaldırılmasını, ithalatın yasaklanmasını, özgürlüklerin ve bağımsızlığın güvenceye alınmasını, tahkimin ve talanın son bulmasını, baskısız bir yaşamı, eşit hakları, insanca yaşam için yeterli bir ücreti kısacası, demokratik bir ülkeyi talep etmektedir" diyerek, Meclis'in emperyalistlerin değil halkın taleplerine kulak vermesi gerektiğini işaret etti. Halkın istekleri doğrultusunda çalışan bir Meclis'in kendiliğinden, mücadele olmaksızın olamayacağına dikkat çeken Tüzel, Meclis'in bu niteliği kazanması için verdikleri mücadelenin süreceğini söyledi.
CHP değişmedi
Gazetecilerin Baykal'ın CHP genel başkanlığına tekrar seçilmesini sorması üzerine Tüzel, "CHP bugüne kadar halkın kendisine verdiği desteği ve beklentiyi boşuna çıkarmıştır. Ne yapmak istediğini bilmeyen, iç çekişmeler ve hiziplerle bugüne kadar gelen CHP'de ne Baykal'ın ne de Öymen'in başa gelmesi emekçiler için yeni bir sayfa açamayacaktır. Emek ile sermaye arasında kalmış, kongrelerinde 'Emek en yüce değerdir' diyen CHP, bir yandan özelleştirmelere destek vermektedir. CHP'de bağımsızlığına düşkün, ulusal değerleri savunan gençler, CHP'nin artık ayağa kalkamayacağını görmeli ve işçinin, köylünün, bilimsel demokratik üniversite talepleri için mücadele veren gençlerin yanında yer almalı ve saflarını belirlemelidir" dedi.
www.evrensel.net