Küreselleşme enkazı

Yoksulluk artık küreselleşmecilerin savundukları politikalarla düzeltilebilecek bir durumda. Çünkü yoksulluğun tarihte hiç olmadığı kadar vahim bir düzeye çıkmasının başlıca sorumluları IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla ekonomi politikalarını dayatan zenginler.

Küreselleşme enkazı
IMF ve Dünya Bankası'nın "küreselleşmenin gereği" olarak ülkelerden uygulamasını istedikleri ekonomi politikaları, tam anlamıyla bir küresel çöküntüye neden oldu. Bu çöküntünün en çarpıcı göstergesi de dünyada üretilen toplam gelirden ülkelerin aldığı paylar. Ancak asıl "vahim" tablo yoksul ülkelerin yoksullarının durumunda ortaya çıkyor. Zenginler listesinde 1 milyar dolarlık servet artık pek de fazla sayılmazken, milyarlarca insan yıllık 100 doları bile bulmayan bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Dünyadaki yoksulluk artık ne gizlenecek ne de küreselleşmecilerin savundukları politikalarla düzeltilebilecek bir durumda. Çünkü yoksulluğun tarihte hiç olmadığı kadar vahim bir düzeye çıkmasının başlıca sorumluları IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla ekonomi politikalarını dayatan zenginler. 1990 yılında ilan edilen Yeni Dünya Düzeni'nin on yıllık bilançosu insanlık için ağır oldu. En zengin ile en fakir arasındaki fark 294 kat arttı.
Dünyanın en zengin ülkelerinden İsviçre ile en yoksul ülkelerden Sierra Leone'nın en az gelirli yüzde 10'luk grupları açısından fark tam 2182'yi buldu. Dünyanın gelir dağılımı en bozuk ülkesi Sierra Leone'de ortalama milli gelir 130 dolarken, en yoksullar 6.5 dolarlık gelirle yaşıyor. Oysa İsviçre'de ortalama 38.350 dolarlık milli gelire karşın, en yoksullar 14.189.5 dolarlık milli gelire sahip durumdalar.
Dünya Bankası'nın "Dünya Kalkınma Göstergeleri 2000" raporunda yer alan verilere göre, gelir dağılımındaki bozukluk da en fazla nüfusun en az gelirli yüzde 10'unu ilgilendiriyor. Bir diğer ifadeyle ortalama milli gelirin yüksekliği, gelir dağılımının bozuk olduğu ülkelerde "en diptekiler" olarak da adlandırılabilecek nüfusun en az gelirli yüzde 10'unu pek etkilemeyebiliyor.
Fakirlerin fakirleri
Öyle ki Sierra Leone'de kişi başına ortalama milli gelir 130 dolar, Etiyopya'da 100 dolarken, en diptekilerin geliri Etiyopya'da 30 dolar, Sierra Leone'de 6.5 dolarda kalıyor. Yıllık ortalama 370 dolar milli gelire sahip Bangladeş'te en diptekilerin 144.3 dolar olan geliri, yıllık 1,660 dolar milli gelire sahip Guetemala'daki en yoksulların 99.6 dolarlık gelirlerinden fazla olabiliyor.
Bu durum gelişmiş ülkeler açısından da aynı özellikleri gösterebiliyor. Yeni Zelanda 13,780 dolarlık kişi başına düşen milli gelirine karşın, en yoksulların geliri, Türkiye'deki en yoksulların gelirin üçte ikisinde, 413.4 dolarda kalabiliyor. Ortalama 2900 dolarlık bir milli gelire sahip olan Türkiye'de, en düşük gelirli yüzde 10'un geliri 616 dolarda kalıyor. Türkiye'den daha az kişi başına milli gelire sahip Belarus'da, en yoksulların geliri 1341.3 dolarlık gelirleri, Türkiye'deki en yoksulların 616 dolarlık gelirinin iki katını geçiyor.
Zenginlerin fakirleri
Avusturya, 25.970 dolarlık milli geliri, ABD'nin 30,600 dolarlık milli gelirinin yüzde 15 altında kalıyor. Buna karşın dengeli gelir dağılımı sonucu, Avusturya'da gelirden en az pay alan yüzde 10'luk kesiminin geliri 11.26.8 doları bulurken, ABD'dekilerinki yarıya, 5508 dolara iniyor.
Ekonomide ülkelerin ekonomik gelişmişliğini saptamak için temelde Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) kişi başına düşen tutarının baz alınması bu rakamların ışığında yetersiz kalıyor. Çünkü milli gelir, bırakın eşiti, dengeli bir şekilde bile dağılmıyor. Bu sebeple milli gelirin ortalamasına değil, gelirden en az pay alan yüzde 10'un gelirine bakmak, o ülkenin ekonomik gelişmişliğini, bu gelişmişliğin halk katmanlarına yayılmasını daha iyi gösteriyor.
www.evrensel.net