Küreselleşme saldırısına karşı

   sınıf sendikacılığı

Küreselleşme saldırısına karşı
   sınıf sendikacılığı
Serdar Derventli - Yıldız Eren
Fransa'nın Haute Savoie bölgesindeki Annecy şehrinde bir araya gelen 250 sendikacı ve işçi önderi Uluslararası Sendikal Konferans'ın ilk gününde ana gündem olan "küreselleşme" ve bunun sosyal ve ekonomik etkilerini tartıştılar.
Küreselleşme konusunda Türkiye ve Fransa'dan sunulan tebliğlerde, sınıfın karşı karşıya bulunduğu durum, ortak mücadele ve güçleri birleştirme eğiliminin arttığının altı çizildi. "Sendikalarımız Nereye Gidiyor, İçinde Bulunduğu Durumu Nasıl Aşacak" başlıklı bölümde, Türkiye delegasyonu adına konuşan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, "Ören Konferansı'nın attığı adımlar bugün daha ileri bir noktada Fransa'dan devam ediyor, bizim dışımızda veya bizim etkimizle sınıf kaygısı duyan sendikaların sayısı giderek artıyor. Bu kaygıyı duyan sendikacıların birleşmeleri fikrinin yaygınlaşmasının, her kıtada yankı bulmasının öneminin farkında olarak burada bulunuyoruz. Sermaye güçleri dünyanın her ülkesinde kazanılmış haklara yönelik saldırılarda eşi görülmemiş bir boyut alıyor. Bugün sendikalarımızın içine itildiği çaresizlik hepimizi kaygılandırıyor, bundan çıkış yolu aramak da yine bizlere düşüyor, durumu kabullenmek değil, değiştirmek için güçleri birleştirmeliyiz" dedi.
'Sorumluluklarımızı bilerek hareket etmeliyiz'
Konferansın birinci gününün ana gündemi olan küreselleşme tartışmasına Fransa delegasyonu adına konuşan CGT (Eğitim Emekçileri Federasyonu)'den Jean Luc Salle de şunları söyledi: "Böylesi bir konferansın Fransa'da gerçekleşmesi bizim açımızdan oldukça önemli. Ören Konferansı'ndan sonra böylesi bir buluşmaya ev sahipliği yapmak bizim için gurur vericidir. Bunu başarmak için onlarca sendikacının çabası sonucunda sizleri 20'ye yakın ülkeden sendikacıyla ortak temel sorunlarımızı tartışmanın tarihi sorumluluğunu taşıyorduk, hepimizin yaşadığı sendikalarımızın güçsüz bırakılmasının sorumluluğu sendikaların başına çöreklenmiş ve sermayeye eşlik edenleri, bizler konferansın hazırlıklarında yaşadık, sendikal bürokrasinin yarattığı engellere pratikte tavır almamız gerekiyordu, sermayenin artan saldırıları ve bunlara kolaylık veren sendikal güçlere karşı tepki duyan sendikacılar ve işçi temsilcileri bu buluşmada kendilerini buldular." Fransa'da son 10 yılda kazanılmış sosyal haklara yönelik saldırıların diğer işçi sınıfının direnişleriyle kısmen durdurulduğunu, ama sermayeye hizmet için işbaşına gelen hükümetlerin toplumsal mücadeleci kesimlerin taleplerini patronlara pazarlama görevini üstlendiğini belirten Salle, çalışma saatlerinin düşürülmesi taleplerinin patronlara yeni avantajlar sunan yasa değişikliğine dönüştürüldüğünü, sendikal örgütlerin sınıfın, ezilen kesimlerinin içinde bulunduğu hoşnutsuzluğu dinleme yerine, mücadeleci kesimleri uyuşturma ve hareketlenmenin önünü kesme yolunu seçtiğini belirtti. Salle, şunları söyledi: "Mücadeleden yana sendikacılara yönelik saldırılar da bunlarla parelel gidiyor. Bunun için Annecy Konferansımız dünyanın değişik ülkelerinde sınıftan yana, onun çıkarlarını gözeten kesimlerin ortak mücadele platformu olarak toplanmış bulunuyor. Sınıfın ve diğer ezilen kesimlerin gündelik ve uzun vadeli istemlerinin gerçekleşmesi için bizler bir kez daha sorumluklarımızın farkında olarak hareket etmeliyiz."
Türkiye ve Fransa delegasyonlarının tezlerini sunmalarından sonra Yunan delegasyonundan, Kültür Emekçileri Sendika Federasyonu Başkanı Kolovos Vassilis, kültür ve sanat çalışanlarının ve yaratıcılarının sermayenin saldırılarına karşı yerlerinin işçi sınıfının yanı olacağını ve çıkarlarının onlarla bütünleştiğini dile getiren bir konuşma yaptı.
Türkiye delegasyonundan Yar. Doç. Dr. Yüksel Akkaya da tarihsel anlara referans yapmanın önemine dikkat çekerek, sendikaların güç kaybetmesi ve çaresiz bir durumda bulunmasının kapitalizmin kriz dönemlerinde birçok kez yaşandığını, ama mücadele etmek isteyenlerin kendilerine yeni çıkış yolları bulduklarını belirterek, mücadelenin sadece ekonomik gündelik çıkarlarla sınırlı kalmaması sosyal değişim mücadelesiyle, yani sosyalizmle birleşmesi gerektiğini belirtti.
Önemli adımlar atıldı
Konferansın ikinci gününde yapılan konuşmalarda, iki konferans arasında geçen süreçte uluslararası işçi ve sendikal hareketin mücadeleden yana olan kesimlerinin önemli ve başarılı adımlar attıklarının altı çizildi. Ören ve Annecy konferanslarının etkisinin yadsınamayacağı ve daha ileri bir ivme kazanacağının belirtilerinin şimdiden görüldüğü ifade edildi.
Cumartesi günü Alman delegasyonu adına bir tebliğ sunan Bernd Riexinger ise, uluslararası kapitalizmin her ne kadar güçlü görünse de birçok ülkede yaşanan genel grev ve direnişlerin sermayenin saldırılarına karşı çok etkili bir karşı güç oluşturulabileceğini gösterdiğini belirterek, "Enternasyonal işçi hareketi eğer kendini ulusal darlıklardan koparabilirse büyük güçleri harekete geçirebilir" dedi.
www.evrensel.net