İTO: Sağlık Bakanlığı

İTO: Sağlık Bakanlığı

   kadrolaşmaya zemin hazırlıyor

İTO: Sağlık Bakanlığı
   kadrolaşmaya zemin hazırlıyor
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu adına , Dr. Orhan Süren Salonu'nda şef ve şef yardımcılığı sınavı konusunda görüşlerini belirtmek üzere bir basın toplantısı düzenleyen, Prof. Dr İlgi Şemin, Sağlık Bakanlığı'nın yeni kadrolar peşinde olduğunu belirtti. Uzmanlık eğitiminin yapıldığı Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim hastanelerinde şef ve şef muavinliği sınavları nedeniyle ciddi bir gerilim ve sıkıntı yaşadığını söyleyen Şemin, Sağlık Bakanlığı'nın yeni bir yönetmelikle şaibeye açık bir ortam yarattığını ifade etti.
TTB, tabip odaları ve hekimlerin çabalarıyla, objektif ve seçme yöntemi olan sınavların ÖSYM tarafından yapılırken, Sağlık Bakanlığı'nın yeni uygulamaya geçtiğini kaydeden Şermin, süreci şöyle özetledi: "Yabancı dil ve bilim sınavından sonra, kura ile seçilen jürilerce yapılan mesleki bilgi-beceri sınavını başaranların şef ve şef muavini olarak atanmaktaydılar. 1998 Mayıs ve Eylül aylarında yapılan bu sınavları kazananların üçte biri kadrolara yerleştirildi. Yeni bir sınav beklenirken Sağlık Bakanlığı yönetmelik değişikliği yaparak, profesör ve doçent ünvanı olan 70 kişiyi sınavsız olarak atamaya başladı. Atananlar önceki sınavı kazanamayan kişilerden oluşmaktaydı. TTB ve hekimlerin açtıkları dava sonrası Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dava devam ederken boş durmayan Sağlık Bakanlığı'nın bir yönetmelik daha çıkararak boş olan kadroların yüzde otuz beşini sınavsız olarak atama yapılmasının yolunu açtı. Değişiklik lehine açılan dava da Danıştay'da sürmekte."
Sınavlar objektif olmalı
Sağlık Bakanlığı'nın 12 Ağustos 2000 tarihli yapmış olduğu yönetmeliğin 25 yıl önceki yönetmeliğin aynısı olduğunu açıklayan Şemin, yönetmeliğin bilimselliğe, hakkaniyete ve şeffaflığa açıkça aykırı ve her türlü şaibeye açık olduğunu belirtti. Yönetmeliğe göre, yabancı dil sınavının ÖSYM yerine Bakanlık tarafından yapılacak olması ve geçme puanın 60'a düşürülmesi ve ayrıca sözlü sınavın kura sonucu oluşan jürilerce değil, Bakanlığın atadığı jürilerce yapılacak olmasının kadrolaşmaya zemin yaratacağını ifade etti.
Yeni yönetmeliğin ayrıca hastanelerin kendi içlerinde seçimle oluşturdukları, "Eğitim Planlama ve Koordinasyon Kurulları"na da müdahale ettiğini vurgulayan Şemin, yönetmeliğin asistan ve başasistan sayısını ve buna bağlı atamaların yapılmasını tümü ile Bakanlık yetkisine almasının da ayrıca bir sorun yaratacağına dağinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla hastanelerin gerçek gereksinimlerini bilen eğitici kadrolar ve hastane yönetimleri devre dışı bırakılmıştır. Sağlık Bakanlığı'nın dil sınavı uygulaması eğitim kurumlarında bir kadrolaşma hareketinin başlayacağı şüphesini doğurmaktadır."
Şermin, eğitim hastanelerinin, önümüzdeki 25-30 yılı bilimselliğin değil, belli bir siyasi görüşün egemenliğinin yaşanacağı ortamlar olacağını kaydetti. Şemin bilim sınavının merkezi olarak yapılması ve jüri seçiminde de TTB'nin de yer aldığı bağımsız organların yetkili olması gerektiğinivurguladı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Çöplükte gül bitti
Jülide Kalıç
Ege Mahallesi halkı, evlerinin yıkımına karşı başlatmış oldukları direnişini sürdürüyor. Ankara'nın eski çöplük bölgesinde bulunan ve Büyükşehir Belediyesi tarafından evleri hakkında yıkım kararı çıkarılan Egeliler, sokaklarda kurdukları barikatlarla yıkıma karşı direneceklerini gösteriyorlar.
Çoluğuyla çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla gece demeden, gündüz demeden kurdukları barikatın başında Ege'liler. Her an yıkım ekibi gelir de evlerini yıkmaya kalkar endişesiyle nöbetteler sokaklarda. Birbirleriyle dayanışma içerisinde, ekmeğini suyunu paylaşarak, evlerini gözlüyorlar. Mahallede sık sık geniş katılımlı toplantılar düzenliyorlar. Ne yapabileceklerini tartışıyorlar hep beraber. "Öyle kolay kurmadık biz bu yuvayı, öyle kolay da yıktırmayız" diyorlar.
Sandalyeler sokağa taşındı
Ege'liler önceki akşam da kitle örgütü, sendika ve parti temsilcileriyle bir mahalle toplantısı düzenlediler sokakta. Masalar kuruldu, evlerden sandalyeler taşındı sokağa. Kadınlar çay demleyip getirdi. Bahçelerinde yetiştirdikleri meyveleri ikram ettiler misafirlerine. Akşam olmuş, barikatın başındakiler acıkmış. Kadınlar bir yandan yemek hazırlıyorlar. Tepsilerle yemek taşınıyor barikatlara. Hava soğuk. Bu nedenle çaylar hep kaynıyor ocaklarda.
Toplantı öncesi mahallenin kadınlarıyla sohbet ettik. Evlerini koruyup kollamada kararlı kadınlar. İşte bu nedenle sokakta kurulan barikatlar. Çalmadık kapı bırakmayınca, evlerinin yıkılmayacağına dair bir söz de alamayınca, "Biz de yıktırmayız evimizi. Çadır kurarız, yine de terk etmeyiz mahallemizi" diyorlar.
'Kuşların bile yuvası var'
"Beş çocuk. Herif işsiz. Oğlanın biri askerde. Kalbim hasta. Para olsa ameliyat olurum. Biz bu evleri yıktırmamakta karalıyız. Canımızı alsın evimizi almasınlar. Nereye gidelim bu kışta kıyamette. Yer gösteren yok ki. Mahalleli bir araya geldik, direneceğiz yıkıma" diyor Güllü Alaçam. Fatma Abacı, çocukların eğitimden yoksun kalmasından yakınıyor en çok. "Gönderemiyoruz çocukları okula. Tedirginiz bir yandan yıktılar yıkacaklar diye. 'Hadi yavrum varın gidin okula' diyoruz. Gözleri arkada kalıyor. Derse veremiyorlar kendilerini. Öğretmenleri geri gönderiyor. Geçen öğrencilerin hepsi toplanıp gelmiş mahalleye. Öğretmenleri 'Gidin arkadaşlarınıza destek olun' demiş. Gençlerimiz sağ olsun. Hep yanımızdalar. Kıyamet koptu kopacak. Biz de kurduk barikatlarımızı, kimsenin sokağa atılmasına izin vermeyeceğiz" diyor.
'Dalsısız, budaksısız'
Bir de yaşlıları var mahallenin. Yalnız başlarına o iki göz odalarında yaşayıp gidiyorlar. Kimi kimseleri kalmamış. Güçten düşmüşler iyice. Mahalleli karşılıyor eksiklerini gediklerini. Tarlalarını tabanlarını, mallarını satıp bu konduları almışlar. "Bizi bu halimizle niye sokakta koymak isterler" diye soruyorlar gözleri yaşlı. "Dalsızız, budaksızız. Devlet bize niye bakmıyor" diyorlar.
Mahalle toplantısı başlıyor sonra. Herkes düşündüğünü koyuyor ortaya. "Yıkım kararı ertelendi" deniyor ama resmi bir ağızdan bir açıklama istiyorlar. Yıkımın durdurulması ve mağduriyetlerinin giderilmesi için, bütün çabaları. "Biz çöplük denilen yerde direnişimizle gül bitirdik. Asıl çöplük onların yaşadığı yerler. Biz emeğimizle çiçeklendirdik evlerimizi. Bu gülü kurutmayız" oluyor son sözleri.
www.evrensel.net