Eğitim yılı sorunlu başlıyor

Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer yeterli kaynak ayrılmadığı için öğrenci ve velilerden toplanan paralarla, milyarlara varan katkı paylarını eleştirdi.

Eğitim yılı sorunlu başlıyor
Eğitim-Sen Başkanlar Kurulu Karayolları Eğitim Tesisleri'nde dün toplandı. Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, yeni eğitim ve öğretim yılının çözülmemiş ve birikmiş sorunlarla açıldığını söyledi.
Eğitime yeterli kaynak ayrılmadığı için öğrenci ve velilerden çeşitli adlar altında toplanan paralarla, milyarlara varan katkı paylarını eleştiren Dinçer, öğrenci servisleri, okul kantinleri ve okul kitaplarının rant paylaşımına dönüştüğüne dikkat çekti. Özelleştirme rüzgârından eğitim alanının da etkilendiğini ifade eden Dinçer, öğrenci ailelerinden 25 ayrı kalemde toplanan kayıt parası, zorunlu bağışlar, servis ve kantin paralarının rant savaşına dönüştüğünü ileri sürdü. 10 milyonlarla başlayıp milyarlara varan para toplanmasının masumane olmadığını dile getiren Dinçer; "Eğitim ve öğretim alanını elinde tutması gereken sosyal devlet tasfiye ediliyor. Kamusal olması gereken bu alan, pazar ekonomisinin tercihlerine terk ediliyor" diye konuştu.
Eğitim yılının başında yaşanan bu sorunların, iktidarların eğitime gerekli önemi vermemesinden kaynaklandığını savunan Dinçer, bütçeden eğitime ayrılan yüzde 7'lik payın çok düşük olduğunu, kişi başına düşen yıllık 90 dolar olan harcamanın Ürdün ve Şili'den bile daha az olduğuna işaret etti. Dinçer, "Öğretmen-öğrenci-veli üçgeni olarak toplumsal refleksin bütünlüklü olarak ortaya konulamadığını" kaydederek, "bu nedenle eğitim alanına yapılan saldırılar her geçen gün giderek pervasızlaşmaktadır" dedi.
Düşük nitelikli eğitim
Eğitimin niteliğinin düşük olduğunu, ezberci, eleyici ve sınavlara endeksli bir eğitim verildiğini dile getiren Dinçer, öğrencilerin yüzde 40'ının şiddete maruz kaldığını kaydetti. Dinçer, eleyici ve sınavlara endeksli eğitim sisteminin bölgeler arasında var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğine de dikkat çekerek, fırsat eşitsizliğinin uçurum boyutuna ulaştığını belirtti.
Bilimsellikten uzak, teknolojik yeniliklerin yansıtılamadığı bir eğitim sisteminin olduğunu söyleyen Dinçer, sistemin aynı zamanda antidemokratik, çalışanların örgütlerinin kararlarda söz sahibi olamadığı bir yönetim yapısına sahip olduğunu vurguladı. Dinçer, hizmetlilerin açlık sınırında, zor şartlarda çalıştığını, öğretmenlerin de ortalama 200 milyon liraya mahkûm edildiğini hatırlatarak, çalışanların hak alma mücadelesinin de baskı ve sürgünlerle karşılaştığını dile getirdi. Türk-İslam sentezinin egemen; din kültürü ve ahlak derslerinin hâlâ zorunlu ders olduğunu hatırlatan Dinçer, "irtica ile mücadele" diyerek çıkarılan KHK'yı eleştirerek, irticanın 12 Eylül sonrasının siyasi iktadarları tarafından bizzat yaratıldığını belirtti.
KESK hizaya getirilmek isteniyor
Dinçer, 28 Şubat sürecinin norm kadro uygulaması ve KHK ile devam ettiğine işaret ederek, Milli Eğitim Bakanı, söz vermesine rağmen, eylülde yönetmeliğin aynen uygulamaya sokulmak istendiğini söyledi. Yönetmeliğin geri çekilmesini isteyen Dinçer, KHK'nın ekimde sahte sendika yasası ve devlet personel reformu'yla birlikte gündeme getirileceğini ifade etti. Dinçer, "Kamuoyuna yalan söylüyorlar. Ülkede gericiliğin, irticanın temel nedeni bizzat kendileri. İnsanların özgürlükleri yasaklarla ortadan kaldırılmamalı. İrticayla mücadele özgürlükçü ve demokratik Türkiye'yi yaratmaktan geçer" dedi.
Devlet personel reformu, memur KHK'sı ve sahte sendika yasası ile KESK'in hizaya getirilmek istendiğini söyleyen Dinçer, sorunların çözümü için KESK ve Emek Platformu ile birlikte mücadele vereceklerini ifade etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Göçmenler maaş mağduru
On yıl kadar önce Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden ve çeşitli yörelere yerleşen göçmenler, iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği Türkiye'den almaları gereken emekli maaşlarını beş yıldır alamıyor.
Eskişehir'in Çankaya Mahallesi'nde oturmakta olan Bulgaristan göçmenleri, beş yıl önceye kadar Bulgaristan'a giderek, biriken emekli maaşlarını aldıklarını, ancak iki hükümet arasında varılan bir anlaşma gereği, maaşlarını Türkiye'de almaları gerektiğini söylediler.
1989 ve sonraki yıllarda Bulgaristan'dan Türkiye'ye yaşanan göçün sıkıntılarını hâlâ çektiklerini söyleyen 85 yaşındaki Rahim Vatansever, "Beş yıl öncesine kadar, biriken emekli maaşlarımızı Bulgaristan'a giderek çekiyorduk. Bize, 'Hükümetler anlaştı. Paranız Bulgaristan'dan Türkiye hükümetine gönderiliyor' denmesine rağmen, biz burada bizimle muhatap olacak kişi bulamıyoruz.Yetkililer, bizi bilgilendirsin, mağduriyetimizin önüne geçilsin" dedi.
Paralar hangi ülkede
Birkaç kere müracaat etmelerine rağmen yetkililerin ilgisiz kalmalarına bir anlam veremediklerini ifade eden göçmenler, Bulgaristan hükümetinin parayı gönderip göndermediğini bilemediklerini fakat açıklama yapılmamasının şaibe yarattığını belirttiler. Yıllarca çalışmalarının karşılıklarının şu an hangi ülkede olduğunun bilinmediğini söyleyen göçmenler, "Biz paralarımıza Türkiye hükümeti el koydu demiyoruz. Ama anlaşma yapılmışsa, anlaşma gereği alacaklarımızın peşine düşüp bizim mağduriyetimizi ortadan kaldırmaya çalışmamasına kızıyoruz" dediler.
www.evrensel.net