Demokrasi ve barış için

   ortak mücadele çağrısı

Demokrasi ve barış için
   ortak mücadele çağrısı
Mehmet Aslanoğlu
Dünya Barış Günü olan 1 Eylül'de gerçekleştirilmesi planlanan "Demokrasi ve Barış Mitingi"nin hazırlıkları sürüyor. Gazetemize açıklama yapan sendika ve kitle örgütü temsilcileri, mitingde, köye geri dönüşün sağlanması ve zararların tanzim edilmesi, Kürt illerinde işsizlik ve yoksulluğun önlenmesi, OHAL'in kaldırılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, Kürtlerin kültürel haklarının tanınması, kontrgerilla örgütlenmelerinin dağıtılması, F tipi cezaevi uygulamasından vazgeçilerek ayrımsız genel affın çıkarılması, IMF ve DB politikalarından vazgeçilmesi taleplerini dile getireceklerini belirttiler.
Barış için
Tüm Sosyal Sen Şube Başkanı Mehmet Alanko, 1 Eylül'de yapılacak mitingi ikinci Newroz olarak niteleyerek, mitingin 2000 Newroz'u kadar görkemli geçeceğine inandığını söyledi. Alanko, göç edenlerin köye dönmesi, OHAL'in kaldırılması, anadilde eğitimin, F tipi cezaevlerinden vazgeçilerek genel affın hayata geçirildiği bir zeminde barışın sağlanacağına inandığını belirterek, "Mitinge izin verilmese bile biz her türlü koşulda barış gününü kutlayacağız" dedi.
Örgütlü mücadeleyle
THAYDER Diyarbakır Şube Başkanı Emrullah Akyürek ise Öcalan'ın yakalanarak "barış perspektifiyle" yaptığı savunma ve PKK'nin tek taraflı silah bırakmasından sonra bir barış sürecine girildiğini iddia ederek, devletin toplumsal barışa hizmet edecek olan genel af çıkarmasını ve F tipi cezaevlerinden vazgeçilmesini istedi. Yaşanan savaşta taraf olan insanların hapishanelerde bunduğunu belirten Akyürek, barışın sağlanması için bu insanların dışarıdaki yaşama katılması gerektiğini söyledi. Akyürek, barışın halkın örgütlü mücadelesiyle sağlanacağını söyledi.
Tam hak eşitliği
Harb-İş Şube Başkanı Bahri Karakoç, Kürtlerin 70 yıldır barış istediğini ancak bu talebe devletin hiç karşılık vermediğini belirterek, "Kürt, Türk tüm kökenlerden insanların ortak talebidir barış. Savaştan rant elde eden sülükler ise halklar arasında provokasyonlar yaratarak düzenlerinin sürmesini istemektedir" diye konuştu. Kürt ve Türklerin tam hak eşitliğini sağlayacak bir barış için bölgede ciddi bir muhalefet örgütlenemediğine de değinen Karakoç, deşifre olmuş bir çete mensubuna bile dokunmayan bir devletin barışı sağlayamayacağını belirterek, "Çeteler temizlenmeden barış gelmez" dedi.
Halkların kendini özgürce ifade edebildiği koşullarda barışın sağlanacağına inandığını söyleyen Karakoç, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının ortak paylaşıldığı, ülkedeki gelir adaletsizliğinin ortadan kaldırıldığı, çatışma ortamından zarar görüp metropollere, sokaklara atılan insanların zararlarının tazmin edilerek köylerine dönüşünün sağlanması, DB ev IMF politikalarına bağımlılığın ortadan kaldırıldığı ve köylerine dönen insanlara sübvansiyon sağlandığı koşullarda barışın halkın yararına ve kalıcı olacağına inandığını söyledi.
İHD Bölge Temsilcisi Hanefi Işık da, "Son 20 yılda bölgesel bir savaş yaşandı. Taraflardan birinin silahlarını bıraktığı koşullarda 1 Eylül Barış Günü önemli. Şu an bölgede ılıman bir iklim yaşanıyor. Toplumsal uzlaşma ve barış için sivil toplum örgütleri 1 Eylül'e güçlü bir şekilde katılmalı" dedi. F tipi cezaevlerinin ve son KHK'nın toplumsal gerginliğe sebep olduğunu söyleyen Işık, hukukun üstünlüğünü savunan cumhurbaşkanının iki kez geri gönderdiği KHK'yla hükümetin ilerici demokrat memurları işten atacağını belirterek, toplumsal gerginliğin sona erdirilmesi için F tipi cezaevlerinden vazgeçerek KHK'yı geri çekmesi gerektiğini söyledi. Işık, halkın barışın sağlanması için ekonomik ve siyasal talepleri olduğunu söyleyerek, siyasal iktidarın bu talepleri dikkate alarak AB uyum yasalarını çıkarmak zorunda olduğunu belirtti. Türkiye'nin geçtiğimiz günlerde "ikiz sözleşmeler" olarak adlandırılan BM sözleşmelerini imzaladığını hatırlatan Işık, bu gelişmenin Kürtlerin kendi kültür ve kimlik haklarını kazanmasına katkı sunacağını söyledi. Halkın 1 Eylül'de kendi ulusal taleplerini ve barış talebini dile getireceğini belirten Işık, "Kısmi yumuşamanın ilerletilmesi ve uzlaşma ve barışın derinleşmesi için barış ve demokrasiden yana güçlerin taleplerini yükseltmesi gerekir" dedi.
Tek Gıda-İş 1 No'lu Şube Başkanı Arif Akkaya ise, "Kürtler barış için bir adım atmıştır. Barış süreci Kürt ve Türk halkına barış sağlamak için bir adımdır" diyerek barışın militarist güçler tarafından değil Kürt ve Türklerin ortak mücadelesiyle sağlanacağını söyledi. K. Irak'ta süren operasyonlarda 38 sivilin de ölmesini devletin barışa olan bakışını gösterdiğini söyleyen Akkaya, operasyonların hem ekonomik açıdan emekçileri zarara uğrattığını hem de halkları acılara boğduğunu belirterek operasyonların durdurulmasını istedi.
"Köye dönüşler sağlanmadan, insanların zararı tazmin edilmeden, Özel Harp dairesi, JİTEM vs. kontrgerilla örgütleri dağıtılmadan, OHAL kaldırılmadan ve Kürtlerin ulusal ve kültürel hakları tanınmadan gerçek barış sağlanamaz" diyen Akkaya, Newroz ve 1 Mayıs'ta ortak mücadele etmek istediğini gösteren Türk ve Kürt emekçilerinin 1 Eylül'de ülkenin birçok yerinde yapılacak mitinglerde de halklar arasında tam hak eşitliği sağlayacak bir barış talebini yükseltmesi gerektiğini söyledi. (Evrensel)
www.evrensel.net