Bu köy bizim köyümüz

Akdere Gençlik Buluşması'nda gençler Kırtıl köylülerini ağırladılar kamp boyunca. Geceyi, gündüzü, güzeli, sorunu paylaştılar birlikte.

'Bu köy bizim köyümüz'
Jülide Kalıç
Akdere Gençlik Buluşması'yla bir kez daha köylülerle kaynaştı gençler. Gençler kamp boyunca Kırtıl köylülerini ağırladı. Birlikte sorunlarını, ekmeklerini paylaştılar. Kırtıl köylüleri evlerini kampa taşıdılar. Derme çatma bir çay bahçesi kurdular kampa. Kadınları yöresel böreklerini yaptı, sattı gençlere. Kamptan elde ettikleri kâr ise kendi ceplerine değil. Kırtıllılar köylerinin yapılmayan yolunu yapacaklar bu parayla. Elektriğinden suyuna kadar yıllardır yaşadıkları sorunların çözümü için toplanan paralarla.
Kırtıl, Silifke'ye 25 km uzaklıkta, 27 hanelik bir köy. Silifke'nin tek Alevi köyü. Tahtacı Alevileri yaşıyor bu köyde. Kırtıl bir mahalleyken, 1992'de köylülerin çabasıyla köy statüsüne kavuşmuş. O zamandan bu yana devletin tek hizmeti bir ilkokul ve sulama havzası yapmak olmuş. Kırtıl diğer köylere nazaran mahrum birçok hizmetten. Köylüler bu yapılmayan hizmetleri sadece kurumlara yüklemiyorlar. Verilen hizmet birilerinin iki dudağının arasında. Bir bakmışsın hizmet gelmiş köylerine, bir bakmışsın ne arayan var ne soran. Ne de seslerine bir ses veren. Sorunun bir sistem sorunu olduğunun farkında köylüler. Rıza Gündoğdu Kırtıllı. Emekli devlet memuru. Köyüne, toprağına sahip çıkıyor ve kültürlerini yaşatma ve tanıtma çabası içerisinde.
Yetkililerin kapısını yol eylemişler
Gündoğdu, köyünün ve köylünün yaşadığı sorunları anlatıyor bize. Köy yolunun 4,5 kilometresi toprak yol. Asfalt istiyorlar köylerine. Kışın karda, yağmurda çamur deryasına dönüyor yol. Köyün çocuklarını okula götüren otobüs, ya çamura saplanıp kalıyor ya da kardan yoluna devam edemiyor. Bir de köylerinde su şebekesi yok. Çeşmelerden taşıyorlar sularını. Yetkililerin kapısını yol eylemişler sorunlarının çözümü için, ama taleplerine olumlu ya da olumsuz bir cevap dahi alamamışlar.
Rıza Gündoğdu, Kırtıl köylüsünün ekmeğini, bağından bahçesinden tarlasından sağladığını, aynı zamanda başka işlerde de çalıştığını bildiriyor. Sorunlarının tüm yükü kendilerinin omuzlarında ve kendi maddi imkânlarıyla ortaklaşa halletmeye çalışıyorlar tüm sorunları. Bu nedenle de sorunlarını kamuoyuna duyurmak, köylerini ve kültürlerini tanıtmak için kamp alanını gençlerle paylaşmaya karar vermişler.
'Kırtıl köylüsünden gençlere davet'
"Amacımız sadece sorunlarımızın çözümü için maddi bir kaynak sağlamak değil, aynı zamanda gönül birliğini de kurmak, bir dost, bir arkadaş edinmek" diyor Gündoğdu. Köylerini yaşatmak ve gelecek nesillere topraklarını teslim etmek istediklerini dile getiren Gündoğdu, köylerini kültürüyle ve doğasıyla koruma kollama çabasında. Bunun için köyde avlanma yasağı getirmişler.
Ormanın kontrollü bir şekilde kullanmasını sağlamışlar. Köyleri için ileriye dönük projelere dahi var. Kırtıl'ı bir dere kesiyor. Bir gölet yapılsın istiyorlar köylerine.
Bu talepleri için sondaj çalışmasının yapılması ve göletin yapılıp yapılamayacağının araştırılması gerekiyor. Kırtıl, göçmen kuşların konakladığı bir köy. Bir gölleri olursa, su kuşları da yaşayacak köylerinde. Her şeyi bir bir planlamışlar geleceğe dair. Su problemleri çözülürse, beraberinde altyapı sorununun da çözülmesi gerekecek. Gündoğdu, elektrik ve telefon hatlarının yeraltından geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Köyün ormanlarının zarar görmemesi için. Tüm uğraşları köylerinin modern kentlerin olanaklarından yoksun kalmaması.
Gündoğdu'dan, Kırtıl'da bir yüzme havuzu olduğunu öğreniyoruz. Büyükçe bir havuz. Çocuklar bu havuzda öğrenmişler yüzmeyi. Bu amaçlı bir tesis istiyorlar köylerine. Bir isteklerinin de köylerine anfi tiyatro yapılması olduğunu belirtiyor Gündoğdu. Arazilerinin bu inşaya uygun olduğuna dikkat çekiyor. Köylerinde kültürel sanatsal etkinlikler yapılsın, insanlar burada yapılacak etkinliklerde kaynaşsın istiyorlar.
Bu amaçla önümüzdeki yıllarda gençleri köyüne davet ediyor Gündoğdu. Gençler ile köylülerin paylaşarak ve üreterek, Kırtıl'ı birlikte güzelleştirmesini, yeniden yaratmasını arzuluyor. Gündoğdu kültür emperyalizmine karşı, kültürlerini inadına yaşatmanın ve paylaşmanın gerekliliğine inanıyor.
'Artık umutluyum'
Özlem Akdemir ise köylerinde kadının ve erkeğin her işi birlikte yüklendiğini anlatıyor bizlere. Köylerinde kadına ve çocuğa verilen önemden bahsediyor. Felsefelerinin ve inançlarının gereği bu. Kamp hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Gençler Akdere'ye gelmeden önce kimi çevrelerce antipropagandası yapılmış kampın.
Sonrasında duydukları gibi olmadığını görmüşler. Potansiyel suçlu görünen gençlerin, Akdere'de üretim ve paylaşımlarıyla durumun hiç de böyle olmadığını köylülere gösterdiklerini vurguluyor. Temiz bir çevre için Akdere'ye gelen gençlerin sözde değil, eylemde de birlikte olduklarını anladıklarını ifade ediyor. Yöre halkının kültürel ve sanatsal etkinliklere aç olduğunu söyleyen Akdemir, Silifke'den bile etkinliklere köylülerin geldiğini ve kamptan mutlu ayrıldıklarını bildiriyor. Kampı ziyarete gelen bir köylünün kampa dair söylediklerini aktaran Akdemir, bir köylü kadının; "Ya biz bir evin içinde birbirimizle anlaşamıyoruz. Binlerce insan, nasıl oluyor da birbirleriyle iyi geçiniyor" dediğini anlatıyor.
Köyün gençlerinden İsmail Uğuz, "Bu kampta kendimi buldum" diye ifade ediyor duygularını. Hiçbir sosyal etkinliğinin olmadığını, okuyacak bir kitap dahi bulamadıklarını belirten Uğuz, gençlerle paylaşma, üretme ve tartışma fırsatı yakalamanın sevincini yaşadığını dile getiriyor. Biraz karamsarmış Uğuz, yeniden umutlanmış bu kamptan sonra.
Akdere'de gençler köylülerle birlikte umudun, güzelin, iyinin, doğrunun izini sürüyor. Bunu da el ele vererek, dosta düşmana gösteriyorlar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


F tipini protesto edenlere işkence
F tipi cezaevine karşı Kartal ve Maltepe Demokrasi Platformu'nun 20 Ağustos'ta yapmak istediği basın açıklaması sırasında gözaltına alınanlar, polis otosunda ve götürüldükleri karakolda psikolojik baskı ve dayağa maruz kaldıklarını açıkladı. İHD İstanbul Şubesi'nde dün bir basın toplantısı yapan Kartal Demokrasi Platformu Sözcüsü ve Halkevi Başkanı Tufan Serttek, 20 Ağustos'ta Kartal Meydanı'nda yapmak istedikleri açıklamaya saldıran polisin 49 kişiyi feci şekilde döverek gözaltına aldığını hatırlattı. Serttek, polisin saldırı sırasında hedef gözeterek ateş açtığını da savundu. Gözaltına alınanların polis otobüsünde de dövüldüklerini kaydeden Serttek, polisin sürekli olarak küfür ve hakaret ettiğini, bir kişinin cep telefonunu da gasp ettiğini dile getirdi. Açıklamada, polisin saldırısı sonucunda pek çok kişinin yaralandığı, bir kişinin başına üç dikiş atıldığı, bunun yanında burnu ve ayağı kırılanlar da olduğunu söyledi.
Cinsel tacize suç duyurusu
Basın toplantısında söz alan Atılım Gazetesi Muhabiri Nuran Doğan, kendisinin de keyfi olarak gözaltına alındığını ve işkence gördüğünü söyledi. Doğan, gözaltına alındıktan sonra götürüldükleri karakolda hücreye koyulduklarını belirterek, başından geçenleri şöyle anlattı: "İşkence sırasında Neriman Şaşmaz isimli arkadaşım ve ben bayıldık. Bunun üzerine bizi Kartal Devlet Hastanesi'ne kaldırdılar. Cerrahi bölüm doktoru göğsümü sıkarak beni uyandırdı. Bunun yanında saçımızı da çektiler. Buna tepki gösterdim. 'Bunu yapamazsınız' dedim. Hastanede de baskı devam ediyordu. Sedyeyi duvarlara vuruyorlardı." Kendisini taciz eden doktor hakkında savcılıkta suç duyurusunda bulunduklarını belirten Doğan, konuya ilişkin tabipler odası ile de görüştüklerini söyledi.
Atılım Gazetesi Çalışanı Neriman Şaşmaz ise götürüldükleri Yakacık Polis Karakolu'nda kapatıldıkları hücrede polisin sözlü tacizde bulunduğunu belirtti. Daha sonra savcılığa götürüldüklerini ve serbest bırakıldıklarını anlatan Şaşmaz, "Buna rağmen polis parmak izi ve fotoğraf almak için Kartal Merkez Karakolu'na götürdü. Bu süreçte de küfür ve hakaret devam etti" diye konuştu.
www.evrensel.net