Çevre düşündürüyor

Çevre düşündürüyor

Hava kirliliği, katı atık sorunu ve elektromanyetik dalgalar en yaygın çevre sorunları olarak dikkat çekiyor.

Çevre düşündürüyor
21. yüzyılın başında, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu ve acil çözümler bekleyen çevre sorunları düşündürüyor. Hava, su ve toprak kirliliği, katı atık, kanalizasyon, gürültü, küçük sanayi atıkları, çevre düzenlemesi ve son günlerde gündeme gelen baz istasyonları, Türkiye genelinde karşılaşılan çevre sorunları.
Çevre sorunlarının nedenleri ise bölgelere göre farklılık gösteriyor. Antalya, Aydın, İzmir, Muğla gibi turizm merkezlerinde gürültü kirliliği yoğun turistik yapılaşmadan kaynaklanırken, Kilis'te bunun nedeni at arabaları olabiliyor.
Kentlere özel sorunlar
Hava, deniz, gürültü, GSM baz istasyonlarının yarattığı elektromanyetik kirlilik ile yeşil alanların korunması, İstanbul'un temel çevre sorunları olarak öne çıkıyor.
İstanbul Boğazı yılda 51 bin geminin geçişine ev sahipliği yaparken, Marmara Denizi'ndeki kirliliğin yüzde 11-12'si gemilerin sintine boşaltmasından kaynaklanıyor. Sintine boşaltma, başta Antalya olmak üzere diğer sahil kentlerinde de göze çarpan sorunlardan.
Rize'de, deniz ve derelerden rastgele ve bilinçsiz kum ve çakıl alınması hidrodinamik dengenin bozulmasına yol açıyor. Bu dengeyi bozan unsurlardan biri de kıyılardaki hızlı yapılaşma. Artvin'de, yapımı devam eden barajlar nedeniyle şehir merkezinde aşırı bir tozlanma yaşanıyor. Siirt'te, başıboş hayvanlar büyük bir sorun olarak nitelendiriliyor. İzmir'in kuzey ilçelerinden Foça ve Aliağa'daki Tüpraş Rafinerisi, Petkim Petrokimya Holding AŞ, demir çelik haddehaneleri ve gemi söküm tesisleri, hava, su ve toprak kirliliğine neden oluyor. Topraklarının ancak yüzde 13'ü ormanlık olan Konya, yüzde 20'si ormanlarla kaplı Türkiye'de "orman fakiri" olarak adlandırılan bölgelerin başında geliyor. Bartın'da, hemen her yıl meydana gelen sel felaketleri de büyük bir çevre sorununu teşkil ediyor.
Kütahya'da Tunçbilek ve Seyitömer Termik Santrali, Karabük'de Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları AŞ (KARDEMİR), Muğla'da Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin püskürttüğü duman ve kül birikintileri büyük ölçüde hava kirliliğine neden oluyor. Aralarında Karaman, Niğde, Ardahan, Sivas ve Şanlıurfa'nın bulunduğu, hayvancılığın yoğun olduğu illerde, kent merkezlerinde kalan hayvan barınakları, atıkları ve çevreye yaydıkları pis kokular sorunların başında geliyor.
Su kaynakları tehdit altında
486 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye'nin ikinci büyük tatlı su kaynağı olan Eğirdir Gölü, Türkiye'nin tuz ihtiyacının yüzde 74'ünü karşılayan Tuz Gölü, endemik balık türlerinin yaşadığı Burdur Gölü ve Van Gölü, çevrelerinde bulunan yerleşim birimlerinin kanalizasyon atıkları ve tarımda kullanılan ilaçlar nedeniyle kirleniyor, flora ve fauna sistemi ciddi anlamda tahrip oluyor. Dünyanın ikinci tuz kaynağı olan Tuz Gölü'nün de ciddi önlem alınmadığı takdirde 10 yıllık ömrü kaldığına dikkat çekiliyor.
Arıtılmayan evsel ve endüstriyel atık sular, Gaziantep'te Sacır Deresi'nde, Kızılırmak'ta, Kars Çayı'nda, Çoruh Nehri'nde, Bartın Irmağı'nda, Sivas'ta Mısmıl Irmağı'nda, Hatay'da Asi Nehri'nde, Osmaniye'de Ceyhan Nehri'nde kirliliğe neden oluyor. Kocaeli evsel atık suları, evsel ve endüstriyel katı atıkları, İzmit Körfezi'ne ve Sapanca Gölü'ne akıtılıyor. Kirlenmeden barajlar da paylarını alıyor. Şanlıurfa ve Adıyaman Atatürk Barajı'nı, Gaziantep'in Nizip ilçesi Hancağız Barajı'nı, Kahramanmaraş Sır Barajı'nı, Niğde de Akkaya Barajı'nı atıkları ile kirletiyor. Gediz Nehri, Büyük ve Küçük Menderes Nehri, Adıgüzeller Barajı, Gökpınar Çayı, Çürüksu Çayı, Dalaman Çayı ve Işıklı Gölü de farklı illerin atıklarıyla kirlenen su kaynakları. Su kaynaklarında meydana gelen kirlenme, tarımı da olumsuz yönde etkiliyor.
Depremle gelen kirlilik
Marmara depremini yaşayan Kocaeli, Gölcük, Adapazarı, Yalova, Düzce ve Bolu'da da toplanan milyon ton deprem molozu, ciddi bir çevre sorunu yaratıyor. Yalova'da, çevre sorunlarının ilk sırasında Yalova-Bursa karayolu üzerinde bulunan belediye çöplüğü geliyor. Kent merkezinin içinden geçen, çevredeki ev ve işyerlerinin kanalizasyon atıklarıyla kirlenen Safran, Dereağzı ve Balaban dereleri de önemli çevre sorunları arasında yer alıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tutuklu ailelerine polis saldırısı
F tipi cezaevini protesto eden tutuklu ailelerine yine polis saldırdı. Tutuklu aileleri dün saat 12.00'de Galatasaray Lisesi önünde F tipi cezaevini protesto etmek ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın kaldırılması için basın açıklaması düzenlemek istedi. 70 kişinin katıldığı açıklamaya izin vermeyen polis, tutuklu ailelerinin etrafını sardı. Bunun üzerine tutuklu yakınları İstiklal Caddesi'ndeki tramvay yolu üzerinde oturma eylemi yaptı. Daha sonra polisin tekme ve coplarla vahşice saldırması üzerine, "Hücreler ölümdür, girmeyeceğiz" sloganları atan aileler yaka paça gözaltına alındı. Polisler tarafından tekmelenerek gözaltına alınan tutuklu yakınları, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüler.
İşkenceye yasal zemin
Tutuklu ailelerinin okuyamadığı, ama basına dağıttığı açıklamada, F tipi cezaevlerinin ölüm olduğu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın kaldırılması gerektiği belirtildi. Açıklamada, F tipi cezaevlerinin yeni vahşi saldırıların hazırlığı olduğu vurgulanarak, Terörle Mücadele Yasası'nın işkenceyi ve baskıya zemin hazırladığı anlatıldı. Aynı yasanın hakkını arayan insanları "terörist" olarak nitelendirdiğine ve gayri meşru olduğuna dikkat çekilen açıklamada, insanlık onuruna sahip çıkan herkes, haksızlıklara ve gayri meşruluklara karşı çıkmaya çağrıldı. Odak Dergisi, Partizan, Özgür Gelecek ve Yeni Demokrat Gençlik de yaptıkları yazılı açıklamalarda ailelere yapılan saldırıyı kınadı.
www.evrensel.net