Peynir keser gibi...

Ayvaz usta, milyonlarca yıllık granit kayalara biçim veriyor, 50 yıldır... Granitin içini görüyor, doktor inceliği ile damarını buluyor. Balyoz ve keski kullanarak iki üç tonluk kayaları, küçük parçalara bölüp, kullanıma hazır hale getiriyor.

Peynir keser gibi...
Mustafa Kara - Muzaffer Özkurt
"Bu her adamın harcı değil. Granit taşı çok serttir, ama damarı olur. Damarı bileceksin, başka yerinden kesilmez çünkü. Nasıl ki doktor, 'aç ağzını' diyor, 'sende şu hastalık var' diyor. Ben de yumurta gibi taşın yanına gittiğim zaman, içini görürüm" diyor, 50 yıllık taş ustası Hasan Ayvaz. Her tarafına özenle serpiştirilmiş gibi duran granit kayalarla kaplı Avşa adasının tek taş ustası o, ilerleyen yaşına rağmen. Eğitim durumunu şöyle özetliyor; "Ben çok zeki bir adamım. 8 sene ilkokula gittim, üçten çıktım. 8 yıllık temel eğitime taa o zaman geçmiştim ben."
10 yaşındayken başladığı mesleği, onun deyimiyle "zanaatı" onun için çok önemli. "Yoksa, kim uğraşır koca taşlarla, bu yaştan sonra paraya da ihtiyacım yok" diyor Ayvaz usta. Öyle karmaşık aletler kullandığı da yok, bir murç, bir keski, bir çekiç, çöp çivi, madırga ve 8 kiloluk balyozu ile sertliği ile bilinen granite şekil veriyor. Önce madırgası ve keskisi ile keseceği yere çizgi çiziyor, murç ile deliyor, çöp ile inceltiyor, çivilerini 8 kiloluk balyozunun yardımı ile granite çakıyor. Sonra da, koca kaya "peynir gibi" kesiliveriyor, Ayvaz ustanın istediği yerden...
10 yaşında başladı
Avşa'da ve Yörükler köyünde onu tanımayan yok. 10 yaşında çırak olarak başladığı taş ustalığını meslek olarak seçen ve yıllardır adada sürdüren bir tek o var çünkü. Çıraklık zamanlarını şöyle anlatıyor; "25 kuruş yevmiye alıyordum. Kısa zamanda iyi bir usta oldum. O zamanlar, bu zanaat önemliydi. Kız istemeye gidildiğinde bile itibar görürdü" diyor.
Ayvaz usta, taş ustalığından başka meslek bilmiyor, 1970'lere kadar aralıksız granite şekil vermeyi sürdürmüş. "Bu yıllarda asfalt çıkınca granit öldü. Eskiden kaldırımlar, yollar granitten olurdu. Oysa, granit asfalta göre çok daha sağlıklı. Tamiri de kolay. Bir yüzü 20 yıl gider. Yüzünü değiştirince bir 20 yıl daha... Toplam 80 sene eder" diye özetliyor granitin olumluluklarını.
Kendiliğinden paydos!
Ayvaz ustanın deyimiyle, "Meslek kendiliğinden paydos olunca" esnaflığa atılmış, pek içine sinmese de. Ama, zanaatını da ziyan etmemiş, aletlerini özenle saklamış, ara ara taş kesmeyi sürdürmüş. 1993'te esnaflığa "artık yeter" deyip, dükkanının kapısına kilidi vurmuş.
Yeniden "ünlü" bir taş ustası oluşu ise, tesadüflerin yardımıyla olmuş Ayvaz ustanın. Bu süreci de şöyle anlattı; "Zanaatımı yeniden canlandırmaya çalıştım. Arazim taşlıktı onları kesmeye başladım. Alışkanlık olduğu için onları da düzgün kesiyordum. Adaya gelen turistler iyice artmıştı. Gezip dolaşırken görüyorlardı. Ürdünlü bir Arap, granitten bir şömine yapmak istiyormuş. Sorunca, benim adımı veriyorlar. Ama ben o zamana kadar şöminenin ne olduğunu bilmiyorum. Evlerimizde eski yer ocakları var ama, onların kibarcasının şömine olduğunu nereden bileyim".
'Meğer değerimizi bilmiyormuşuz'
Ayvaz usta, Ürdünlü arabın istediği ebatta granit taşları kesiyor. Ünü de yeniden adaya yayılıyor; "Tebeşirle çizgi çeker gibi, peynir keser gibi kesiyor" deniliyor. İlginç bulan epeyce kişi, Ayvaz ustaya başvurup, iş yaptırmak istiyor. Bir bar için granit kaplama yapan Ayvaz usta, açılış töreninde daha onlarca iş teklifi almış. "Meğer, mesleğimizin değerini kendimiz bilmiyormuşuz. Ama bende fabrika yok, bazısını yaptım, bazısını yapamadım. Çok sıkışınca da, 60 yaşından sonra taşla mı uğraşacağım, dedim" diyor.
Heykel festivali
Ayvaz ustanın bir ünlü heykeltıraşlarla tanışma olanağı bulması ise, Avşa Belediyesi'nin Mimar Sinan Üniversitesi ile birlikte düzenlediği "Hadi Bara Heykel Festivali" ile olmuş. 7 ülkeden gelen heykeltraşların üzerinde çalışacağı granit blokların hazırlanması, adanın tek granit taş ustası olduğu için ona düşmüş. "Parada pulda gözüm yoktu, beni epeyce poh pohladılar, memleketime bir faydam olur, sanat okulu falan kurulur, diye kabul ettim" diyor.
Ayvaz ustanın, göğsünü kabartarak anlattığı hikaye de bu festivale ilişkin. Heykeltıraşların kullandığı makinaların granit bloklar karşısında çaresiz kaldığını anlatan Ayvaz usta, onların üç günde yonttuğunu, kendisinin çekiç ve murç ile 10 dakikada yonttuğunu söylüyor. Ayvaz usta, ustalığını ispat için, heykellerin yapıldığı alana körük getirdiğini ve aletleri köreldikçe bu körükte kızdırıp, su ile çeliği yenilediğini anlatıyor.
İlk heykel denemesi
Heykellerin kaba işi bitince, Ayvaz usta boşta kalmış. Heykel yapma serüvenini şöyle anlatıyor: "Canım sıkılmaya başladı. Kendime bir granit blok ayırdım. Ben de bir balık heykeli yapayım. Kaba işini çekiç ile hallettim. Burnunu çıkardım, Fransız heykeltıraştan makina alıp ağzını gözlerini, kuyruğunu düzelttim. Baktım, gelip giden millet, benim balık heykeli ile ilgileniyor. Rahatsız oldular. 'Sen taş ustası olarak geldin, heykel yapamazsın' dediler. Yahu kardeşim ben senin mesleğini mi alacağım? Dinlemedim heykeli tamamladım, sadece yelesini inceltme işi kaldı. Balyoz keski ile olmuyor, ince iş. Bu kez hiçbiri makinasını vermedi bana. Kızdım, balyozu indirdiğim gibi, param parça ettim balığı".
Ayvaz usta, kendisini oldukça üzen bu olayın ardından, heykeltıraşlarla iddiaya da tutuşmuş. Koca kayadan kese kese, usülüne uygun ikişer zar yapmış yabancı heykeltıraşlara. "Deliklerini de siz delin, modern aletlerinizle" diye de eklemiş.
Emeğe değer verilmiyor
Ayvaz usta, zanaatının hakir görüldüğünü düşünüyor. İlerleyen yaşına rağmen hâlâ ufak tefek işler yapmaya çalışıyor, ama tek başına çok zor. Yanına yetiştirecek çırak arıyor, ama bulamıyor. "Oğlumu taşçı mı yapacağım?" diyen ailelerin çocuklarını vermediklerini anlatıyor. Alet edavat açısından da iyi durumda değil. İki tonluk kayaları yerinden oynatmak gerektiğini ve oldukça zorlandığını söylüyor.
Avşa adasının tek taş ustası kırgın. Heykel festivaline ilişkin hazırlanan kitapta tek satır yer verilmemiş. "Bir resmimi basmadılar. Bassalar ne olur, basmasalar ne olur. Beni çağırıp, 'sen bu zanaatı nasıl yaptın, sana köşkte yer verelim' mi diyecekler. Mesleğe, emeğime önem verilmiyor. Görenler hiç olmazsa, 'Aaa, Ayvaz ustaya bak ya!' derlerdi. Kelebek'te bir resmim çıkmıştı, herkes saklamış, "Yahu Ayvaz, artiz mi oldun" diyorlar. Fransız heykeltıraş taa oralardan resimler yolluyor, hediye gönderiyor. Bizimkiler bir kere arayıp sormadılar".
Ayvaz usta, "Türkiye'de herşey bitmiş, biz bu kafayla keçilerin başına çoban bile olamayız" diye de ekliyor.
www.evrensel.net