17 Ağustos depremini unutmayacağız!

17 Ağustos depremini unutmayacağız!

Onbinlerce insanın öldüğü Marmara depreminin birinci yıldönümü için bugün ve yarın, deprem bölgesinde ve yurdun çeşitli yerlerinde etkinlikler gerçekleştirilecek.

17 Ağustos depremini unutmayacağız!
17 Ağustos depreminin birinci yıldönümü nedeniyle çeşitli örgütler de yazılı açıklama yaptılar. Depremin ardından bir yıl geçmesine karşın bölgede yaşanan sorunların hâlâ çözülmediğinin vurgulandığı açıklamalarda, devletin üzerine düşen sorumlulukları bir an önce yerine getirmesi istendi.
Yıkımın nedeni rant
KESK'e bağlı Orkam-Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremi afete dönüştürenlerin Türkiye'de yılda 60 milyon dolar tutarındaki kentsel rantı paylaşanların ve bunun üzerinden politika yapanların olduğu belirtildi. Depremden bu yana geçen bir yıllık süre içinde milyonlarca insanın hâlâ çaresizlik içinde yaşamlarını sürdürmeye çalıştığına, deprem vergileriyle toplanan paraların dış ve iç kaynaklı deprem yardımlarının ve kamu kaynaklarının bir avuç azınlığa aktarıldığına dikkat çekilen açıklamada, "Marmara depremindeki ölümlerin tarihe tasarlanmış cinayetler olarak geçtiğini unutmamak ve unutturmamak için hesap sormalıyız" denildi.
Hükümet göreve
HADEP Genel Başkanı Ahmet Turan Demir de yazılı açıklama yaparak, depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen sorunların çözülmediğine dikkat çekti ve hükümeti göreve çağırdı.
Demir, prefabrik evlerin asgari standartlardan yoksun durumda olduğunu, depremzedelerin çok büyük maddi sıkıntılarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Depremzedelerin sorunlarının giderilmesi, olağan yaşama kavuşturulması, acılarının kısmen de olsa hafifletilmesinin devletin görevi olduğunu vurgulayan Demir, hükümetin vurdumduymaz ve sorumsuz tavrının değiştirmesi ve sorumluluğunu geç de olsa yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
Sayek: Personel sıkıntısı sürüyor
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Füsun Sayek de, İzmit'te düzenlediği basın toplantısında, deprem bölgesindeki hastanelerin yatak kapasitelerinde önemli azalmalar olduğunu söyledi.
Sayek, deprem bölgesinde 1 yılın değerlendirmesini yaptı. Bölgedeki sağlık kurumlarının yatak kapasitelerinin, hizmetin herkese ulaşması açısından önemli olduğunu belirten Sayek, şöyle konuştu: "Deprem bölgesindeki hastanelerin yatak kapasitelerinde ciddi azalmalar olmuştur.
Kocaeli'deki yatak kapasitesi, deprem öncesine göre yüzde 28 oranında, Adapazarı'nda ise yüzde 33 oranında azaldı. Ayrıca personel sıkıntısı da sürüyor. Bölge dışına atanan personel sayısı, yeni atanan personelden daha fazla. Sağlık ocaklarının, Kocaeli'de yüzde 68, Adapazarı'nda yüzde 12, Düzce'de yüzde 83.3 ve Bolu'da da tümünde hekim, bunun yanı sıra Adapazarı'ndaki sağlık ocaklarının yüzde 42'si, Düzce'de yüzde 36'sı ve Kocaeli'de de yüzde 33'ünde hemşire eksiği var. Bolu'da deprem sonrası ayrılan 148 personel yerine 66, Düzce'de 63 personel yerine 28, Kocaeli'de 384 personelin yerine 471 personel atandı. Bölgede, birinci basamak sağlık kurumlarının tümünde, bağışıklık kazandırma, aile planlaması ve ebe hizmetleri yürütülüyor."
Füsun Sayek, kayıtlara göre 150 bin kişinin işsiz kaldığı bölgede, ekonominin sağlık hizmetlerindeki belirleyiciliğinin daha net olarak görüldüğünü sözlerine ekledi.
STK'lardan bildiri
Bu arada Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı tarafından koordine edilen ve deprem sonrası bölgede çalışma yapan sivil toplum örgütlerinin deneyimlerini paylaştığı "STK'lar ve Deprem Forumu"nun ortak bildirisi açıklandı.
Bildiride, bundan böyle 17 Ağustos depreminin her yıldönümünde daha geniş katılımla biraraya gelme kararı alındığı kaydedilerek, "Depremin 1. yılında sivil toplum kuruluşları (STK), devlet, yerel yönetimler, bilimsel araştırma ve uygulama kuruluşları olarak, geride bıraktığımız dönemde, 17 Ağustos 1999'un hazırlıksız yakalanılan bir felaket olmasından yeterli sonuçları çıkarabilmiş olduğumuz kanısında değiliz" denildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Diyarbakır okul fakiri
İlk ve ortaöğretim kurumlarının 2000-2001 eğitim öğretim yılı kayıt dönemi başlarken, çok sayıda okul tadilat bekliyor. Özellikle Kürt illerinde, altyapı eksiklikleri ve öğretmen açığı nedeniyle okullar bu yıl da hizmete açılamıyor.
Bölgede okul ve öğretmen sıkıntısının en yoğun olduğu illerin başında ise Diyarbakır geliyor. Diyarbakır kent merkezinde 300 okulun ciddi bir onarımdan geçirilmesi gerekirken, 14 okul da ihaleleri yapılmasına rağmen henüz tamamlanmadığı için bu yıl da öğrencilerini ağırlayamayacak. Sınıfların ortalama mevcudu 100'ü bulurken, ilde acilen 1372 öğretmene ihtiyaç duyuluyor. Geçtiğimiz yıl kent merkezi ve köylerinden 6000 ilköğretim okulu öğrencisi mezun olmasına karşın, Diyarbakır'da sadece 10 lise bulunuyor ve bu sayı tüm öğrencilerin liselere devam edebilmesine olanak vermiyor. Köylerdeki yüzlerce okulun kapalı olması nedeniyle Diyarbakır'a gelenlerde tekrar dönmek zorunda kalıyor. Bölgede kaynak yetersizliği gerekçesiyle okul ihtiyacı karşılanmazken, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları (YİBO)'na ağırlık verilmesi ise tepkilere neden oluyor.
Kaynak aktarılmıyor
Eğitim öğretim alanında yaşanan sorunları gazetemize değerlendiren Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Hayrettin Altun, 80-100 kişilik sınıflarda sağlıklı ve nitelikli bir eğitim verilemeyeceğine dikkat çekti. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, 300 okulun tadilatı için acilen talep ettiği 8.5 trilyonun verilmemesinin, devletin konuya bakış açısını yansıttığını belirten Altun, Diyarbakır'da bulunan liselerin de ihtiyaca cevap vermediğini belirterek, şöyle konuştu: "Diyarbakır ve çevre köylerinde 8 yıllık temel eğitim kurumlarından mezun olan öğrenci sayısı 6000 kadar. Bu öğrencileri Diyarbakır'da bulunan liselere bölüştürdüğünüz zaman yüzlerce öğrencinin açıkta kaldığı görülecektir. Bu konuda bir örnek verecek olursak; Atatürk Lisesi yetkilileriyle görüştüğümüzde, okula alınması gereken öğrenci sayısının 1200-1300 arasında olduğunu, ancak kendilerinin en fazla 400 öğrencinin kaydını yapabileceklerini anlattılar. Yani 800 öğrenci açıkta kalıyor. Bu durumda öğrenciler sınıflara istif edilecektir. Bu öğrenciler laboratuvar imkânlarından, teknolojik imkânlardan kesinlikle yararlanamayacaklardır. Böyle oluncada, öğrencinin okulla ilişkisi sadece sınıfa devam etme ile sınırlı olacaktır."
Okula ihtiyaç var
Diyarbakır'ın metropol bir şehir haline geldiğini hatırlatan ve sadece kent merkezinde 15 lise ve dengi okula ihtiyaç olduğunu ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda kılını kıpırdatmadığını anlatan Altun, yeterli kaynak aktarımı yapılmadığı sürece verilen vaatlerin havada kalacağına dikkat çekti. YİBO'lara ağırlık verilmesinin, asimilasyon politikalarına hız verildiğini ortaya koyduğunu belirten Altun, Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen paralı eğitimin ilkokullara kadar indirilmesinin düşündürücü olduğunu söyledi.
Diyarbakır'da özel okulların yaygın olmamasının bölgenin gelir durumuyla bağlantılı olduğunu anlatan Altun, "Bölge insanının gelir durumunun düşük olması nedeniyle paralı eğitime geçiş daha ağır bir seyir izliyor. Ancak yine de kayıt dönemlerinde bağış adı altında öğrenci velilerinden para toplanıyor" dedi.
Bu kayıt döneminde eğitim komisyonları kurarak kayıt yapılan okulları izleyeceklerini söyleyen Altun, kayıt sırasında zorla bağış alınmasına engel olacaklarını sözlerine ekledi.
www.evrensel.net