Okulunuz kaç yıldızlı?

Okulunuz kaç yıldızlı?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) hazırladığı İlköğretim Kurumları Standartları (İKS), okullar arasındaki denkliği sağlayacak bir eğitim planlaması olmaktan çok, eşitsizliklerin yeniden üretimine yol açacak bir proje olarak değerlendiriliyor.MEB, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 32 bin 797 ilköğretim okulu, 10 milyon 981 bin

Suat İnal

MEB, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 32 bin 797 ilköğretim okulu, 10 milyon 981 bin 100 öğrenci ve 443 bin 828’i kadrolu ve 59 bin 500’ü sözleşmeli toplam 503 bin 328 öğretmeni standartlara bağlıyor. İKS, ikili veya normal öğretim yapan ilköğretim okullarını, yatılı ilköğretim bölge okullarını (YİBO), taşımalı eğitim merkezi olan ilköğretim okulları ve birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okullarını kapsıyor.

STANDARTLAŞTIRMA DEĞİL, ‘HİZAYA GETİRME’

“Standart” kavramı olumlu çağrışımlar yaparken, İKS’nin içeriği eğitimcileri kaygılandırıyor.
İKS ile getirilen standartların hangi  ekonomik-politik araçlarla ve hangi kaynaklarla yapılacağı açıklanmıyor. Bu da faturanın yine eğitimciler ve velilere çıkarılacağını gösteriyor.

KUTUPLAŞMA SORGULANMIYOR

İKS, kamu hizmeti olan eğitimin, özellikle “zorunlu” ve “parasız” olarak sunulması gereken ilköğretim hizmetinin, hangi ekonomik ve politik koşullar nedeniyle birbirinden farklılaştığını, hatta kutuplaştığını sorgulamıyor.

Aksine kullanılan “standart” kavramı burada mevcut eşitsizliklerin itirafı anlamına geliyor. Günümüzün moda kavramı “standart”, İKS’de okulları neoliberal politikalar etrafında “hizaya getirme” amacına hizmet ediyor.

İKS’yi gazetemize değerlendiren Ankara Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Politikası Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nejla Kurul, “standartlaştırma” kavramının insanlarda yarattığı olumlu algının egemenlere standart oluşturabilme gücü, “kabul edilebilir olanı ve kabul edilmesi gerekeni” belirleme gücü verdiğini söyledi.

EĞİTİM META ÖĞRENCİ MÜŞTERİ

İKS’de eğitimin “meta”, öğrencinin “müşteri”, öğretmenin “kolaylaştırıcı bilgi işçisi” ve okulun “pazar yeri” olarak düşünüldüğünü belirten Kurul, söz konusu standartların neoliberal eğitim reformlarının ve yönetişim zihniyetinin bir parçası olduğunu ifade etti. Bugün okullar arasındaki farklılıkların çok açık ve belirgin hale geldiğini gösteren araştırmalara dikkat çeken Kurul, Bakanlığın “işte standartlar, bunlara uymalısınız” demesinde asıl niyetin eğitim bileşenlerini kontrol altına almak olduğunu kaydetti.

Eğitime ayrılan bütçenin kısılması ve okulların kendi kaynaklarını kendilerinin yaratması için piyasa koşullarına bırakılması sonucu okullar arasındaki kutuplaşmanın artacağını vurgulayan Kurul, mevcut ekonomik ve politik yaklaşımla İKS’nin sorunları çözmeyeceğini söyledi.

‘MADDİ KOŞULLAR DEĞİŞMEDİKÇE SORUN ÇÖZÜLMEZ’

“İlköğretim okullarına standartları işaret etmek, okulların maddi koşullarına müdahale etmedikçe, özellikle yoksul mahallelerdeki okulların eğitimde yaşadığı sorunları çözmeyecektir” diyerek değerlendirmelerini sürdüren Kurul, üst gelirli sınıfların çocuklarının devam ettiği okullarda büyük ölçüde istenen standartlara ulaşıldığı, hatta bu standartların çok üzerine çıkıldığını kaydetti.

Düşük gelirli ailelerin çocuklarının öğrenim gördüğü okullarda, sözü edilen standartlara ulaşılamadığını belirten Kurul, “Bu olgunun nedenleri tartışılmadan, ‘belirlenen standartlara ulaşmalısınız’ demek, retorik ile gerçekliğin ilişkisini koparmak anlamınıtaşımaktadır” dedi.

‘EŞİTSİZLİĞİN NEDENLERİ TARTIŞILMALI’

Kurul şöyle devam etti: “İKS, oteller gibi okulların ‘kaç yıldızlı’ olduğunu belirlemeye yarayacaktır kuşkusuz. Ama sosyal adaletçi ve eşitlikçi bir bakış açısı olmadığı için, okulların denk bir eğitim düzeyine ulaşmalarını sağlayacak iktisadi ve politik araçları sunmuyor. Bu nedenle, yapılması gereken, okullar hatta aynı okulun içinde sınıflar arasındaki eşitsizliklerin nedenlerini, buna yol açan neoliberal eğitim reformlarını tartışmaya açmaktır. Eğitimde demokratik planlamanın, finansmanın ve okullar arası ayrışmanın, okul bileşenlerinin değil, bir kamu hizmeti olarak siyasal alanın sorunu olarak görülmesi gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Öğrenciler, öğretmenler, veliler, okul yöneticileri ve kamuoyunun duyarlı kesimlerinin konuya ilişkin bilgilendirilmelerini sağlayacak çalışmalar yapmak gerekiyor.” (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net