Okullara kayıtlar başlıyor

14 Ağustos'ta başlayacak yeni kayıt dönemiyle birlikte, çeşitli adlar altında velilerden talep edilen kayıt paraları da şimdiden gündemdeki yerini aldı.

Okullara kayıtlar başlıyor
2000-2001 eğitim öğretim yılı kayıt dönemi 14 Ağustos pazartesi günü başlıyor. Kayıt dönemiyle birlikte "kayıt parası, zorunlu bağış, okul giderlerine katılım payı, önkayıt ücreti, aidat" adı altında velilerden talep edilen ücretler de gündemdeki yerini aldı.
Eğitim-Sen İzmir şubeleri ile Eğit-Der ve İZÖVDER Genel Merkezi ve şubeleri dün ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, kayıt döneminde yaşanan sorunlara değindiler.
Ortak basın açıklamasını okuyan İZÖVDER Genel Başkanı Dilek Türtat, eğitim alanında önemli sorunlar yaşandığına dikkat çekerek, bilinçli ve programlı bir şekilde bu alana ayrılan kaynakların kesildiğini, bu nedenle hizmet verilemez hale gelindiğini söyledi. "Eğitim için toplanan kaynaklar, eğitim hizmetine aktarıldığı takdirde eğitimin kaynak sorunu çözülecektir" diyen Türtat, "Kaynak yokluğu ileri sürülerek devlet okullarındaki öğrencilerden okulun tüm ihtiyaçları için para istenirken, özel okullara ve vakıf okullarına bedelsiz arsa tahsisi yapılmakta, vergi muafiyeti ve indirimleri, teşvik kredileri, gümrük muafiyetleri gibi kolaylıklar sağlanmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi, 8 yıllık zorunlu eğitime katkı fonunda toplanan paraların yüzde 25'inin özel okullara aktarılması için yasal hazırlıklar yapılmaktadır" dedi.
Yük velilerin sırtında
"Hakların yasalarda belirtilmiş ve güvence altına alınmış olması, ancak bu hakların kullanılabilmesi halinde anlamlıdır" eleştirisinde bulunan Türtat, "Devlet her ne kadar yayınladığı yasa, yönetmenlik ve genelgelerle bu hakları kabul ediyor ve yükümlülüklerini yerine getiriyor gibi görünse de, yıllardan beri yaşanan gerçekler devletin eğitim konusunda yükümlülüklerini yerine getirmediğini göstermektedir. Eğitimde özelleştirme politikalarının bir parçası olan paralı eğitim uygulamaları ile eğitim bir hak olmaktan çıkmış, para ile alınıp satılan bir meta durumuna getirilmiştir" görüşünü dile getirdi.
Sözleşmeli öğretmenler dışında okulun tüm giderlerinin veliler üzerinden karşılandığını belirten Türtat, bu "ödemelerin" yapılmaması halinde öğrencinin her türlü haktan mahrum tutulduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Öğrenci kimliği, ulaşım kartı, karne, diploma ve ödül belgelerinin verilmeyeceği, disiplin kuruluna sevk edileceği, okuldan atılacağı, sınıfta bırakılacağı gibi tehditlerle öğrencinin arkadaşları önünde aşağılanıp hakarete uğraması, velileri istenin paraları ödemeleri için zorluyor. Yasalar ve bakanlık genelgeleri; müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin hangi amaçla olursa olsun para toplama işine katılmayacaklarını belirtmektedir. Bu yasa ve genelgelere göre müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin para toplamaları suç oluşturmaktadır." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Yaşar Okuyan hastane açılışlarını sürdürüyor
Her faaliyetini, icraatını büyük bir şova dönüştüren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, dün de Ankara SSK Etlik, Dışkapı ve Ulus hastanelerindeki açılışları gösterişli törenlere dönüştürdü. Bakan Okuyan, törenlerde yaptığı konuşmalarda, devletin hantal yapısından, SSK'nın yıllardır ihmal edildiğinden, hastaların 10-15 saat süren kuyruk çilesinden söz etti. SSK hastanelerinde sevklerin kronik hale getirildiğini, kaynağın büyük bir kısmının dışarıya akıtıldığını anlatan Okuyan, ameliyat için aylar sonrasına gün verilmesini, hastanenin kaynaklarının birilerinin cebine akıtılmasını eleştirdi.
'Kuyruksuz SSK' iddiası
SSK hastanelerinin açıklarından söz eden Yaşar Okuyan, bunların hırsızlık, yolsuzluk, istismardan kaynaklandığını, siyasi popülizm nedeniyle SSK'nın aktüeryal dengesinin bozulduğunu söyledi. 1991 yılında 128 milyar fazlalığı olan SSK'nın, 38 yaşında emekliliğin getirilmesiyle 1992 yılında 2,5 katrilyon açık verir hale getirildiğini kaydeden Okuyan, devleti yönetenlerin kurumlara sahip çıkması gerektiğini söyledi. Okuyan, 1,5 yıl gibi bir sürede SSK hastanelerindeki kuyrukları asgari yüzde 50 oranında azaltacağını, tam otomasyona geçerek hasta sevk kâğıtlarını, reçeteleri ortadan kaldırıp, sosyal güvenlik kart sistemini getirip, "çilesiz, kuyruksuz, ızdırapsız bir SSK yaratacağını" öne sürdü.
Yılmaz kendi dışındaki iktidarları suçladı
Törenlere katılan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz da SSK'nın bugünkü durumundan, kendi dönemleri dışındaki iktidarları sorumlu tuttu. Sadece SSK'nın değil, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın durumunun da vahim olduğunu ve bütçe üzerinde büyük yük olduklarını öne süren Yılmaz, sosyal güvenlik kurumlarının bu durumda çöküşlerinin kaçınılmaz olduğunu, bunu önlemek için Sosyal Güvenlik Reformu'nu çıkardıklarını ileri sürdü. İkinci bin yılda birçok fırsatı bir arada bulduklarını, kamuoyunun bütün sıkıntılara rağmen hükümete her türlü desteği verdiğini öne süren Yılmaz, "bu kadar fırsatın bir araya gelmesinin, değerlendirilmesi gereken bir konjonktür olduğunu" söyledi. SSK Ulus Hastanesi Acil Servisi'nin açılışı ise konuşma yapılmaksızın gerçekleşirken, her üç açılışta da hastalar yoğun kalabalık arasında şaşkınlığa uğradılar. Hemşirelerin pırıl pırıl giydirilerek tören yerinde sırada bekletildiği törenler sırasındaki konuşmalarda pencerelerden bakan hastalara "Geçmiş olsun" dahi denmemesi, verilen rahatsızlıktan söz edilmemesi dikkat çekti. Törene çok sayıda bürokrat, milletvekili, sendikacı da katıldı.
www.evrensel.net