Son darbeyi de belediye vurdu

Antalya'nın Kepez beldesinin Kuzeyyaka mahallesinde bir dram yaşanıyor. Yıllar önce gördükleri baskılar sonucunda buraya göç etmiş olan ailelerin başlarını soktukları iki göz gecekonduları belediye tarafından yıkıldı.

Son darbeyi de belediye vurdu
Sait Değer
Yıllar önce koruculardan ve Hizbullah'tan gördükleri baskılara dayanamayan, köyleri yakılan aileler zorunlu göçe tabi tutularak Antalya'ya gelip yerleştiler. Kimisi hamallık yaptı, kimisi inşaatlarda ya da pazarlarda çalıştı. Aldıklarını başlarını sokacak bir gecekonduya yatırdılar. Gecekonduları onlar için bu şehirde bir umuttu, ama bin bir zorlukla yapıp sığındıkları evleri şimdi bir bir başlarına yıkılıyor. Eşyalarını dışarıya çıkarma fırsatı bile verilmiyor. Şimdi sokaklarda süren yaşam mücadeleleri açlık, sefalet ve sağlıksız bir şekilde sürüyor. Onların en büyük korkusu bulaşıcı hastalıklar ve havaların soğumasıyla geceleri soğuğa dayanamamaları. Evet, 25 Temmuz günü Antalya'nın Kepez beldesi MHP'li Belediye Başkanı Mehmet Atay'ın talimatı ile Kuzeyyaka Mahallesi'nde gecekonduları yerle bir edilen 57 aileden söz ediyoruz. Evleri yıkıldıktan sonra komşu mahallelerin yardımıyla günlük yaşamını sürdürmeye çalışan bu insanların en büyük özlemleri ise kendi memleketlerine geri dönmek. Ne var ki, kendilerini göçe zorlayan korkunun kaynağı halen içlerinde. Ve hayat onlar için her geçen gün daha da zorlaşıyor. Yıkımzede ailelerin bu perişan durumuna aldırmayan MHP'li Belediye Başkanı Mehmet Atay'ın ise, aynı mahallede 72 gecekondunun yanısıra Teomanpaşa, Baraj, Habipler, Hüsnü Karakuş, Şafak , Ahatlı, Kepez Üstü, Güneş, Mazıdağı mahallesinin üst taraflarını yıkacağı söyleniyor. Bu 10 mahalle yıkılacak olursa 8250 gecekonduda yaşayan 15 bin insan sokakta kalacak... İşte biz de bu koşullarda yaşamaya çalışan ailelerin durumları üzerine görüştük.
Her yerde zulüm var
Cihangir Törüğ. 60 yaşında. Cizre'nin Çağlayan köyünden 7 yıl önce zorunlu olarak göç etmiş.
Törüğ daha biz sormadan anlatmaya başlıyor: "Köyümüzde koruculuk yapmamız için devlet bizi zorladı. Bizde korucu olmak istemediğimiz için sürekli baskı altına alındık. Korucular gece gündüz evlerimize baskınlar düzenleyip bizleri ölümle tehdit ettiler, işkence yaptılar. Bir gün evimizi yaktılar. Biz de köyümüzü bırakıp Cizre'ye yerleştik. Kendimize ev yaptık. Bu sefer Hizbullah baskınları başladı. Oğlumuz Ahmet'i istediler, vermek istemedik. Bir gün öğlen saatlerinde 15 Hizbullahçı uzun namlulu silahlarla evimize baskın yaptı. Eşim Naile ve oğlum Ahmet yaralandı. Canımızı zor kurtardık. Eşim ve oğlum uzun süre hastanede tedavi gördüler. Evimize el koydular. Oradan da Antalya'ya kaçtık. Yaptığımız gecekonduya sığındık. Şimdi de belediye baskın düzenliyor. Evimizi başımıza yıktılar. 'Geldiğiniz yere gidin' diyorlar. Her yerde zulüm, işkence var. Nasıl gidebiliriz. Sanırım biz derdimizi anlatabiliyoruz. Ama bizi kimse anlamak istemiyor. Bizim tek günahımız Kürt olmak galiba."
Kiralık ev bile vermiyorlar
Lemia Geçer de aynı dertten yakınıyor. O da korucu baskısından Antalya'ya gelmiş. Daha önce Mardin'in Dargeçit ilçesine bağlı Halila köyünde yaşayan Lemia Geçer "Korucuların zulmünden kaçıp geldik. Korucular her gece evlerimize baskınlar düzenleyip çoluk, çocuk büyük demeden hepimize işkence yapıyorlardı. Büyük oğlum Yusuf onların zulmüne karşı koyduğu için sürekli işkence gördü, 2 yıl cezaevinde yattı. Hapisten çıkar çıkmaz Almanya'ya kaçtı. Şimdi Alman vatandaşı olmuş. Son olarak da evimizi başımıza yıktılar. Antalya'da da kimse bize kiralık ev vermiyor" diyor.
Çocuklarımızı kurtaracaktık...
Aslan ailesi, 1993 yılında Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Gökçepınar köyünden zorunlu göçe tabi tutularak köylerini terk etmişler. Bahattin Aslan, "Korucuların devamlı olarak yaptıkları baskın çoluk çocuğumuzu perişan etti. Bizler her an ölebilirdik. Hiç olmazsa çocuklarımızı kurtaralım diye buralara geldik. 8 yıl önce amcam Selim Aslan Hizbullah örgütü tarafından işkence yapılarak öldürüldü. 7 yıldan beri Antalya'da yaşıyoruz. İnşaatlarda çalışarak burada gecekondu yaptık. Onu da belediye başımıza yıktı. Zaten belediye başkanı da Kürtlerin burada yaşamalarını istemiyor. Çünkü kendisine oy vermediler. Bir oy için bir ev yıkmak adalet işi midir?" diye konuşarak yaşadığı dramı dile getiriyor.
Son bir umut
Dilşah Sezgin, 80 yaşında. 15 yıl önce Muş'ta trafik kazasında üç oğlunu ve eşini kaybetmiş. Daha sonra Antalya'ya gelip Kuzeyyaka Mahallesi'ne yerleşmiş. Yaptığı tek göz gecekonduda yaşamını sürdürüyordu. Ne var ki, Kepez Belediyesi onun da evini başına yıktı. Şimdi de kendisine 350 milyon lira elektrik faturası gelmiş. Şimdi ise son bir umutla enkazlar arasında eşyalarını arıyor.
www.evrensel.net