BMS

BMS '90 sözleşmesini baz alacak

Metal sektöründe grup toplu iş sözleşmeleri süreci başladı. Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS)'in karşısına üç işçi sendikası oturacak. Bunlardan biri de DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası (BMS).

BMS '90 sözleşmesini baz alacak
Şengül Karadağ
Metal sektöründe grup toplu iş sözleşmeleri süreci başladı. Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS)'in karşısına üç işçi sendikası oturacak. Bunlardan biri de DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası (BMS).
Yetki prosedürünün tamamlanmasının ardından 15 günlük süre içerisinde taleplerini MESS'e iletecek olan Birleşik Metal-İş, toplam 50 işyerinde 20 bine yakın çalışan için (işçi, sözleşmeli, kapsamdışı) görüşmelerde bulunacak. İşyerleri, şubeler ve genel merkez düzeyinde oluşturulan toplusözleşme komitelerinde görüşülerek hazırlanan taslak, şu anda Merkez Yönetim Kurulu'nun önünde. Son şekli verilecek olan taslak, ana hatlarıyla belirlenmiş durumda.
Birleşik Metal-İş Sendikası'nın Toplu İş Sözleşmesi (TİS) Daire Başkanı Mehmet Helvacı, eylül ortasına kadar resmi olarak başlayacak olan grup toplusözleşmeleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı.
Hazırladığınız sözleşme taslağının ana hatları hakkında bilgi verir misiniz?
- Çok eleştiri alan ücret sendikacılığı olayını aşmış olduğumuzu sanıyorum. Bu anlamda da özellikle geçen yıldan daha yoğun bir biçimde Merkez TİS Komitemiz, işgüvencesine yönelik bir çalışma içerisinde. Bu konuda yoğun çaba harcanması konusunda tabanın bize baskısı var. Geçen dönem iş güvencesine yönelik bir madde vermiştik MESS'e. ILO'nun 158 sayılı sözleşmesinden yararlanılarak yapılan bir madde idi bu. Yani işveren işçiyi işten çıkarıyorsa haklılığını ispat etmek zorunda olmalı. Şu anda bildiğiniz gibi işveren 17. ya da 13. maddeden kıdem ve ihbar tazminatlarını vererek hiçbir şeyi ispat mecburiyeti hissetmeden, herhangi bir gerekçe göstermeksizin işçi çıkarabiliyor. Biz bu dönemde işgüvencesiyle ilgili MESS'e bir madde verdik. İşgüvencesi mutlak olarak mümkün değil, ama işten atılmayı zorlaştırıcı bir madde olacak bu tabiatıyla. Tabii kabul ettirmek kolay değil. Ama üzerinde hassasiyetle duracağız.
Bunun yanı sıra İşyeri Endüstri İlişkileri Kurulu diye bir maddemiz var. İşyerinin büyüklüğüne göre oluşturulması öngörülen bir kurul bu. Bu kurul, işyerinin ve işin organize edilmesi konusunda işçi arkadaşlarımızın söz sahibi olması için önemli. Bu da birkaç dönemden beri MESS'e veriliyor ama kabul edilmiyor. Bunun da hassasiyetle üstünde duracağız.
Özellikle 12 Eylül'den sonra tehlikeli boyutlara ulaşan 'kapsam dışı' olayına karşı da bir maddemiz var. Kapsam dışı olayının olumsuzluğunu daha yoğun hissetmeye başladık. Çok yoğun bir araştırma yapmadık ama metal işyerlerinde yüzde 40'lara varan kapsam dışı personel var. Bu giderek artıyor. Kapsam maddesi bu biçimiyle kaldığı sürece, metal işkolundaki sendikalar işyeri barajını aşmakta zorlanacaklar.
Ayrıca taşeron ve geçici ya da sözleşmeli diye tabir ettiğimiz işçi arkadaşlarımızın durumu var.
İşçi sözleşmeli olarak 6 aylık ya da 1 yıllık alınıyor. Her ne kadar onlar bize üye oluyorlarsa da işçinin kafasında 'işten çıkarılacağım' düşüncesi var. İşveren diyor ki; 'Tamam sendikaya üyesin ama bir anlaşma yapmıştık'. Gerçi sendikaya üye olmuşsa özel anlaşma ortadan kalkar, ama pratikte böyle olmuyor maalesef. Dolayısıyla taşeron ve anlaşmalı işçi konusunda sorunlarımız var.
Artı, teknoloji gelişiyor, Avrupa'da çalışma saatleri 36'ya iniyor. Biz halen haftada 45 saat çalışıyoruz. O konuda da bir talebimiz var.
Ücret elbette çok önemli. Üyelerimiz bir anlamda ücretlerinin iyileştirilmesi için bize üye oluyorlar. Ama onlar da görüyorlar ki ücret kadar şu saydığım konular da önemli.
Esnek çalışma hakkında ne düşünüyorsunuz? MESS her sözleşme döneminde üçlü paket olarak adlandırılan telafi çalışması, kısa süreli çalışma, ücretsiz izin dayatmasında bulunuyor...
- Sendika olarak üçlü paket diye adlandırılan esnek üretime karşıyız. MESS'in bu teklifi sendika olarak bize kabul ettirmesi mümkün değil. Bu intihar gibi olur. Kabulü halinde işçiler giderek yevmiyeci diye tabir edebileceğimiz bir duruma gelecektir ve o duruma gelen işçinin de sendikaya ihtiyacı kalmayacaktır. Fakat pratik olarak sınıfın örgütlülüğü çerçevesinde karşı çıkabiliyoruz. Bazı işyerlerimizde dirençli olabiliyoruz, ama bazılarında olamıyoruz. O bakımdan en azından bu konuda diğer sendikalarla güçbirliğine ihtiyaç var.
Sendika bünyesinde 'Yeni Yönetim Teknikleri ve Teknolojik Gelişmeler' adı altında bir komisyon oluşturduk. Bu konuyu olabildiğince tartışmaya çalıştık. Bizim görebildiğimiz Türkiye'ye uygun değil esnek çalışma. Avrupa'da pek çok yerde uygulanabiliyor, ama orada çok daha farklı haklar var. Bu bakımdan esnekliğe bu dönem de karşı çıkacağız.
Ücret konusunda belirlediğiniz bir rakam var mı?
- 1990 yılında bir grev yaptık metal işkolunda. O yıl, yeterli değildi ama, ülke koşullarına baktığımızda daha önceki kayıplarımızın önemli bir kısmını geri almıştık. Bu dönem de o günkü reel alım gücümüzü baz alarak taleplerde bulunalım diyoruz. Olması gereken bu diyoruz. Ama olabilecek nedir, onu mücadele gösterecek...
Maddi şeylerle ilgili bundan ötesini şimdilik söylemem mümkün değil. Bir de şunu söyleyebilirim, her ne kadar grup toplu iş sözleşmesi ise de, biz işyerlerimiz için ayrı ayrı ücret belirlemeye çalışıyoruz. Çünkü her işyerinde farklı ücretler alınıyor. Diğer sendikalarda böyle bir durum yok ama biz ısrarcıyız.
Hükümetin IMF direktifleri doğrultusunda bir yüzde 25 dayatması söz konusu. Geçtiğimiz aylarda MESS'le yaptığınız 'Diyalog ve İşbirliği' toplantısının ardından yayınlanan ortak bir açıklamada, "Hükümetin enflasyonla mücadele programının desteklendiği" ifade edilmişti. Açıklamanın altında MESS Başkanı Erdoğan Karakoyunlu ve Genel Başkanınız Kamil Kinkır'in imzası vardı. Hükümetin enflasyonla mücadeleden ne anladığı düşünülürse, bu açıklama ne anlama geliyor?
- Bu konuda çok eleştiriler aldık. O toplantıda ben de vardım. O duyuruya bütünlüklü bakmak lazım. Ne demeye çalışıyoruz biz? Tabii önemli olan ne dediğimiz değil, ne anlaşıldığıdır ama... Demeye çalıştığımız; enflasyon düşmeli diyoruz, enflasyonun düşmesini istiyoruz, ama sadece biz değil herkes taşın altına elini koymalıdır diyoruz. Asıl anlatılmaya çalışılan şey budur. Yoksa hükümet yüzde 25 zam diyor, BMS enflasyonla mücadele çerçevesinde zam istemeyecek anlamı çıkmaz.
Bugün sendikalı işçi sayısı 700 bin kadar. Bu insanlar bırakın yüzde 25'in 5 puan üzerinde, yüzde 50, yüzde 100 zam alsalar da Türkiye'de enflasyonu azdıramazlar. Dolayısıyla sendikal talepler enflasyonu artırmaz. Kaldı ki; yüzde 25 aşıldı Türkiye'de toplusözleşmelerde. Ayrıca enflasyonun yüzde 25'lerde kalmayacağı da biliniyor artık.
MESS Başkanı Karakoyunlu, enflasyon hedefinin üstüne çıkmayacaklarını söylüyor...
- O tür söylemler her zaman söylenegelir. İşverenler 'Battık, bitiyoruz' diyeceklerdir; sendikalar da üyelerimiz battı, bitiyor, mahvoldular diyecek ve ona uygun talepte bulunacaklardır. Nihayetinde masada yüzde 25'le filan değil yaşam standartları düzeyinde talepte bulunacağız.
www.evrensel.net