İGDAŞ'ta toplusözleşme ve işçi kıyımı

İstanbul Gaz Dağıtımı (İGDAŞ) hem Belediye İktisadi Teşebbüsleri (BİT) açısından, hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni elinde bulunduran 'sol' ve sağ burjuva partileri açısında dikkate değer, 'yemekle bitmeyen' arpalıklardan en büyüğünü oluşturmaktadır.

İGDAŞ'ta toplusözleşme ve işçi kıyımı
İstanbul Gaz Dağıtımı (İGDAŞ) hem Belediye İktisadi Teşebbüsleri (BİT) açısından, hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni elinde bulunduran 'sol' ve sağ burjuva partileri açısında dikkate değer, 'yemekle bitmeyen' arpalıklardan en büyüğünü oluşturmaktadır.
İGDAŞ'ın yatırımlarının 5-6 yıldır hızla genişlemesi Refah ve Fazilet partilerinin patron olarak Büyükşehir'i elinde bulundurmasına denk geldi. Bu partinin yiyici çevreleri, müteahhitler, şirketler "iş yapma" perdesinin arkasında buradaki işçi emeğini yağmaladılar. İGDAŞ'taki 'kaymak paylaşımı' dönem dönem yönetim kademelerinin değişik mevkilerinde huzursuzluklara varan hengâmelere yol açsa da 'dışa karşı birlik' sağlama çevresinde bir araya gelindi ve açığa çıkan yırtıklar da bir süre sonra tamir edildi.
İGDAŞ'ta dönen dolapları her kesim kendi istikametine çevrimeye çalışsa da hasıraltı edilemeyecek bir olgunun varlığını kimse inkâr edemez; o da işçinin emeği ve alınteri. Kamuoyunu çeşitli şekillerde aldatmaya çalışsalar da bizi kandıramazlar. Çünkü işin içindeyiz ve olup bitenleri çıplak gözle seyretme imkânına sahibiz.
Ama biz "şu parti bu kadar, öbür parti ne kadar yedi", "Neler yendi, neler yeniyor", "Hangi parti daha çok hizmet verdi", "İGDAŞ'da paylaşılanlar ve paylaşılamayanlar" gibi tartışmaların dışına çıkacağız; İGDAŞ işvereni ve örgütü MİKSEN'in ekonomik, siyasi, sendikal saldırılarını anlatacağız.
İşverinin ilk saldırısı, işçileri bölmek ve örgütsüzleştirmek oldu
Faziletli patronun koltuğa oturmasının ilk iki yılında işçi mevcudu ikiye katlandı ve bugün ise üç katı bir artışla 2500'e çıktı. Yeni işe giren arkadaşların büyük bir kesimi işçilikle ve sendikal örgütlülükle burada yüz yüze gelmekteydi. İGDAŞ işvereni ve adamları yeni elemanları kontrol etmek için ispiyonlama sistemi dahi kurdular. SHP ve daha önce işe giren işçilere yönelik, psikolojik baskının yanında sürgünler ve işten atmalar gerçekleşti. "Eski" işçileri adeta öcü gösteren dedikodular yayıldı. Yeni-eski işçi ayrımını körükleyen işveren ve adamları, bir süre böyle suni bir ayrımla işçileri birbirinden koparmayı başardılar denebilir. Ama çalışma koşulları bu ayrımı yavaş yavaş törpüledi. Oy verdiği partisinin müdürüyle, şefiyle çelişkiye giren işçi hakkını aramak, destek bulmak için eski işçi arkadaşından yardım istedi, sendikasının kapısını çaldı.
İGDAŞ işvereni işçilerin kendi çıkarları etrafında birleşme eğilimlerinin önüne geçmek için sendikal yapıya el uzattı. '98 dönemi TİS sürecine tepeden müdahale yolları buldu. Eski-yeni ayrımı yine körüklendi. 'Yeni' işçilerden oluşan 'çoğunluk', İGDAŞ işvereninin manevralarına alet edildi.
'98 döneminde İstanbul belediyelerinde süren toplusözleşme görüşmeleri süreci İGDAŞ sözleşmesiyle parçalandı. İGDAŞ toplusözleşmesi, belediye işkolunun İstanbul ayağında derin bir yara açtı. Onbinlerce İstanbul Belediyesi işçisinin mücadele potansiyeli, sendika bürokratlarının İGDAŞ sözleşmesini bahane etmesiyle dağıtıldı. MİKSEN diğer sendikaları da teslim aldı.
O günden bugüne İGDAŞ tabanında birçok şey değişti. Yaşanan olumlu ve olumsuz birçok olaydan ders çıkarıldı. Temsilci olsun, işçi olsun Refah, Fazilet sürecinde işe giren arkadaşlar, sınıfsal çıkarlarının kesiştiği noktada toparlandı. İşyerlerinde, müdürlüklerde, eski-yeni tüm işçiler, toplusözleşmeyi, uyuşmazlık sonuçlarını, grevleri, 1 Mayıs'a katılımın eksikliklerini, sendika yöneticisinin işverenle işbirliğini tartışıyor.
6. Dönem TİS'i, işçi kıyımı ve Tes-İş 5 No'lu Şube
İşçileri artık "eski-yeni" diye bölmeyi başaramayan İGDAŞ işvereni, tüm işçileri hedefleyen gözdağı ve sindirme saldırılarına devam ediyor. Belli aralıklarla yaşanan sürgünlere ve işçi kıyımlarına, Temmuz ayında 3 işçinin işten atılması ve 13 işçinin disipline verilerek işten atılması kararının çıkarılması eklendi. İGDAŞ'ta grevin kapıya dayandığı bir zamanda, bu saldırının arkasında MİKSEN'in olduğu yadsınmayacak kadar aşikârdır. Düğüm yine, İGDAŞ'ta çözülmeye çalışılıyor.
İşçiler bu kıyımdan müthiş şekilde rahatsız. Birçok birimde temsilcilerle toplantılar yapılıp, sorun tartışıldı. Temsilcilerin sessizliği, şubenin ilgisizliği üzerine sert eleştiriler getirildi. Ama Tes-İş 5 No'lu Şube'nin tutumu, işçi kıyımının 'haklı mı haksız mı' tartışmasının bazı şube yöneticileri vasıtasıyla işlerlerinde canlandırılması, bu kıyımdaki gizli ellerin açığa çıkmasını da beraberinde getirdi.
İşveren ve Tes-İş 5 Nolu Şube yöneticileri arasında gizli pazarlıklar yapılıyor. Eski ve yeni şube yöneticilerinin, depreşen koltuk kavgası nedeniyle işçi arkadaşlarımızın işten atılmasına dayanak bulunmaya çalışılıyor. Kendisine 'demokrat', 'solcu' etiketi yapıştırmış Tes-İş yöneticilerinin İGDAŞ işçisi karşısındaki tutumuyla, işverenin kuklası olarak 'sendikacılık' görevi yaptırılan kişilerin durumlarını karşılaştırdığımızda biribirlerinden farklı olmadıklarını görmek mümkün. Her iki kesim de İGDAŞ işçisinin sınıf talepleri doğrultusunda birleşmesini engelleyerek koltuk kapmayı, her koşulda mübah gördüler.
İşçi kıyımına, sömürüye karşı birlik
İGDAŞ işvereni uyanışın ve mücadelenin işçiler içinde yer etmeye başladığı bu süreçte planlı bir saldırı gerçekleştirdi. Önümüzdeki günler İstanbul'da Belediye işçilerinin gösterilerine ve grev eylemlerine kapı açmaktadır. Belediye işçilerinin 24 Mayıs'taki eylemine Tes-İş 5 Nolu Şube işverenin talimatına göre hareket ederek katılmadı. Ancak İGDAŞ işvereninin baskı ve şantajına, Tes-İş 5 No'lu Şube'nin ikiyüzlü tutumuna rağmen birçok işçi arkadaşımız eyleme katıldı ve destek verdi. Bu yüzden MİKSEN ve İGDAŞ yönetimi, kıyımı ve sürgünleri yenileyerek, İGDAŞ işçisini onbinlerce belediye işçisinden uzak tutmaya çalışıyorlar.
İşveren ile Tes-İş 5 Nolu Şube arasındaki derin ilişki sürmektedir. İşçinin sendikasının başına kümelenmiş bu güruh, sendikacılık yapıyorlarmış görüntüsünü de bozmamaya çalışıyor. Bir yandan 6. Dönem Toplu İş Sözleşmesi için işverene ve MİKSEN'e meydan okur bir pozisyonda duruyorlar; diğer yandan İstanbul belediyelerindeki işçilerin topyekûn mücadelesini darbelemenin hesabını yapıyorlar. "Uyuşmazlıklar', "Mücadeleye hazır olun" çağrıları, içi boş, samimiyetten uzak seslerdir.
Sendikamızın tepesine oturmuş bu bürokratlar işçi tabanındaki kıpırtı ve tartışmanın farkındalar. Biz İGDAŞ işçileri bu dönem birçok olayı daha net kavramaktayız. Artık müdürlüklerde, şefliklerde, vardiya gruplarında sınıf talepleri doğrultusunda mücadele etmenin gerekliliği açık açık tartışılıyor. Dün böyle değildi, yarın daha ileride olacağız.
www.evrensel.net