İşçi, tedbirsizliğe kurban ediliyor

Aliağa Bakırçay havzasında kurulu bulunan demirçelik işletmelerinde, iş kazalarına her gün yenileri ekleniyor.

İşçi, tedbirsizliğe kurban ediliyor
Erol Teslim
Aliağa Bakırçay havzasında kurulu bulunan demirçelik işletmelerinde, iş kazalarına her gün yenileri ekleniyor. İş kazalarına karşı önlem alınmazken fabrika girişlerinde sadece uyarı levhalarına yer veriliyor. Yıllardır devam edilen bu uygulamaya karşı demirçelik işletmelerinde örgütlü Türk- Metal Sendikası "iş kazaları"na karşı sessiz kalıyor. Metal sektöründe başlayan toplusözleşme görüşmelerinde de aynı sessizliği koruyan Türk-Metal İzmir Şubesi, patronlarla birlikte hareket etmeyi yeğliyor. Geçtiğimiz yıl Habaş Demirçelik Liman İşletmeleri'nde kazan patlaması sonucu dört işçi ölmüştü. İki hafta önce de hastane bölümünde vincin kopması sonucu bir işçi öldü.
İş kazalarıyla ilgili görüştüğümüz işçiler, kazaların bakımsızlık ve ihmaldan kaynaklandığını söylüyorlar. "İnsan hak ve hürriyetlerinin olmadığı sorumsuz bir işletme" olarak yorumluyor Hüseyin Akdoğan çalıştığı yeri. İki hafta önce vinç zincirinin kopması nedeniyle yaşamını yitiren arkadaşlarının başına gelenlerin her an kendilerinin başına da gelebileceğini söylüyor. "On tane hastane sorumlusu var. Vinç kopmuş kimin umurunda. Sözde sendika var, işçiyle ilgilenmedikten sonra... Onbeş gün önce yaşamını yitiren arkadaşımız bir de suçlu olarak gösterildi. Biz insanca yaşayalım diyoruz, 80 milyon lira maaş alıyoruz" diyor.
'Demirin sıcağı kapıdan vuruyor'
İş kazalarının her yerde yaşandığına dikkat çeken Nuri Gençoğlu ise, işçilerin zor koşullarda çalıştığını şöyle anlatıyor, "Kapı girişine yaklaştığında 500 metre ilerideki demirin sıcaklığı insanın yüzüne vuruyor. Biz burada akşama kadar tozun toprağın içerisinde bu işi yapıyoruz. Bir anlık dalgınlık, insanın kaza yapmasına neden olabiliyor. Ancak bunda işçiden çok işveren suçlu. Çünkü iş kazalarına karşı önlem alınmıyor. Yaşanan iş kazalarından ders alınması gerekirdi. Ama ne sendika ne de işveren bu kazalardan bir ders çıkardı. Yine kendi bildiklerini okumaya devam ediyorlar." Habaş Liman işletmelerinde çalıştığını belirten Gençoğlu 3 milyon 350 bin lira yevmiye aldığını belirterek, "Bu şartlarda yüzlerce işçi çalışıyor" diyor. Lokman Gümüşsoy isimli işçi de 1996'da iş kazası sonucu babası Sıraç Gümüşsoy'un yaşamını yitirdiğini söyleyerek başlıyor konuşmasına. Babasının ölümünün üzerinden dört yıl geçtiğini söyleyen Gümüşsoy, mahkemenin devam ettiğini belirterek, sendikanın sesiz kalması tepki gösteriyor. Kendisi de Habaş'ta çalışan Gümüşsoy, "Hiçbir fabrikada böyle iş kazaları yaşanmıyor. Sık sık iş kazası olmasına rağmen önlem alınmıyor. Geçtiğimiz yıl kazan patladı dört işçi yaşamını yitirdi. Halen iş kazaları devam ediyor. Sendika da, patron da çıt çıkarmıyor" dedi. Sendikanın patronlarla birlikte hareket ettiğini söyleyen Yılmaz Laçin kazalara karşı sendikanın hiçbir çalışması olmadığını söylüyor, "Giriş ve çıkışlarda işçiler çok zor koşullar içerisinde çalışıyor. Her taraf taşeron doldu. Taşeronun kimler olduğu belli değil." Yaşanan iş kazaları bakımsızlıktan kaynaklanıyor diyen Laçin, "Bakım ve kontrol olsaydı, bu sorunlar yaşanmazdı" diyor.
www.evrensel.net