Altın Piliç ve Gıda işçileri

   sendika hakkında ısrarlı

Altın Piliç ve Gıda işçileri
   sendika hakkında ısrarlı
Geçtiğimiz hafta içerisinde Gıda-İş İstanbul Şubesi'ne üye oldukları için işten atılan Altın Piliç ve Altın Gıda işçileri, sendika hakkı için kararlılıklarını sürdürüyor. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi-ESOT Sanayi Sitesi'nde bulunan işyerinde çalışan işçilerin çalışma koşulları ise oldukça kötü. Özellikle kadın işçiler 'insan muamelesi' göremediklerinden şikâyetçi. İşyerinde çocuk işçilerin de çalıştırılması dikkat çekiyor.
Gülşen Kat, işyerinde bayanların çok çalıştırıldıklarını kaydederek, "Pazar günleri bile çalıştırılıyoruz. Bizleri 8 saat çalıştırması gerekirken 13-14 saat çalıştırıyor" dedi. Mesai paralarının verilmediğini belirten Kat, asgari ücretle çalıştırıldıklarına ve hiçbir sosyal hakları olmadığına vurgu yapıyor.
'Gırtlağımıza kadar geldi'
Kat, bir senelik işçi olduğu halde sigortasının üç aylık gösterildiğini belirterek, "İnsan muamelesi görmüyoruz. Erkeklerle bayanlar aynı tuvaleti kullanıyor. Bize köle gözüyle bakıyorlar. Bunlar insan değil diyorlar. Bu şartlardan dolayı biz de sendikaya üye olduk. Birliğimiz, gücümüz var. Alacağız" diyerek kararlı olduğunu söylüyor. "Bize makine ile yarış yaptırıyorlar" diyen Aygül Çindemir ise "Sanki biz yarış için o işe girdik. Çalıştırıyorlar, doğru dürüst yemek vermiyorlar. 'Ölmezsiniz' diyorlar. Mesailerimizi vermiyorlar. Böyle şey olur mu?" diyerek anlatıyor işyerindeki koşulları.
'Evi unuttuk'
Sedef Yıldırım da zor koşullar altında çalıştıklarını kaydederek, "Bize yaklaşık 30-40 kilo kasa kaldırtıyorlar. Her türlü muameleyi görüyoruz. Koli taşıdık. Tuvalet temizledik. İşe girdiğimizde, 'Sadece paket yapacaksınız. Sabah 08.00'den akşam 18.30'a kadar çalışacaksınız' dediler. İşe başladığımızda ise her gün saat 21.00-22.00'ye kadar çalıştırıldık" dedi. Çalışma saatlerinin uzunluğundan evini unuttuğunu kaydeden Yıldırım, "Ev denilen bir şey kalmadı. Evde çocuklar kahvaltılık yiye yiye mahvoldular. Eve gidiyoruz yorgunuz, yemek yapamıyoruz. Sadece uyuyabiliyoruz. İnsanlıktan çıktık. En sonunda gırtlağımıza kadar geldi. Sendikaya gittik. Şimdi adam bizi tanımazlıktan geliyor. Bize 'Benim misafirlerimsiniz' diyor" diye konuştu. İşyerinde küfürlü konuşmalara maruz kaldıklarını belirten Yıldırım, "Bizi aptal insanlar olarak görüyorlar" diyor.
15 yaşındaki Serpil Polat da anne ve babasıyla birlikte sendikaya üye oldukları için işten atıldıklarını söylüyor. Paketlemede çalıştığını belirten Polat, "Ben de paket taşıyordum. Yapamayınca 'mecbursun' diyorlar. 'Kapı burda' diyorlar. Çalışmaya mecbur kalıyoruz. Bir senedir çalışıyorum. Ama iki aylık sigortalı gösterilmişim. 75 milyon lira maaş alıyorum. Sendika hakkımız niye olmasın ki?" diyor. Hüseyin Aktaş da işyerinde makine temizlerken kaza geçirdiğini belirterek, "Beni özel Güneş Hastanesi'ne götürdüler. O zaman yaşım ufaktı. İfademi yanlış verdim. İki saat ameliyatta kaldım" diyor. Kazayı patronun istediği gibi anlattığını belirten Aktaş, "Hastane masraflarını çıkartmak için adli vaka raporunu aldılar. İlaçların küpürlerini sigortadan para almak için kendileri aldı" diyerek, belli bir süre kendisine ücret verildiği daha sonra da parayı SSK'dan alacağının söylendiğini, ama bu konuda da sorunlar çıktığını anlatıyor.
www.evrensel.net