Fotoğraf: Evrensel

Filistin'e ikili baskı

Ortadoğu zirvesinin sonuçsuz bitmesinin ardından, ABD ve İsrail tarafları atağa geçti. Clinton'ın Filistin'in bağımsız devlet ilan etmesi halinde bu ülkeyle ilişkilerini gözden geçirme tehdidi tepki topladı.

Filistin'e ikili baskı
Filistin yönetimi, yeni tur Kudüs görüşmelerine ABD ve İsrail'in tehditleri altında gidiyor. Bugün başlayacak görüşmeler öncesinde ABD ve İsrail yönetimleri Filistin'i ikna etmek amacıyla 'geleneksel' yöntemlere başvurmaya başladılar bile. İsrailli askeri yetkililer, çatışmaların yeniden başlayabileceğini açıkça söylerken, ABD Başkanı Bill Clinton da Filistin ile ilişkilerini gözden geçirebileceklerini duyurdu.
Kudüs tehdidi
ABD Başkanı Clinton, zirvedeki başarısızlığın faturasını, Filistin lideri Yaser Arafat'a çıkardı. Clinton, İsrail Televizyonu'na verdiği demeçte, tek taraflı olarak Filistin devletinin ilan edilmemesi gerektiğini, aksi takdirde ilişkileri gözden geçireceklerini söyledi. Clinton, bunun, barış sürecinden uzaklaşan büyük bir hata olacağını ve uluslararası alanda kaçınılmaz sonuçlar doğuracağını ileri sürdü. Clinton, ayrıca ABD'nin İsrail Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma olasılığını gözden geçireceğini açıkladı. Camp David zirvesinin ardından İsrail ile diplomatik ve stratejik ilişkileri güçlendirmek istediğini belirten Clinton, elçiliği her zaman Kudüs'ün batısına taşımayı düşündüğünü, ancak Washington'un Ortadoğu barışındaki etkisini kırmamak için böyle bir adım atmadığını söyledi. Clinton, Camp David süreci ışığında, yıl sonuna dek bu konuda bir karar vereceğini açıkladı.
Clinton'ın açıklamaları ABD'deki Yahudi lobisini ve muhafazâkarları sevindirirken, barış yanlısı çevreler açıklamalardan endişe duydular. Clinton'ın, İsrail televizyonunda yayımlanan demecinde bu tutumu bir yana bırakarak İsrail Başbakanı Ehud Barak'ı överken Arafat'a yüklenmesi, ABD'nin Filistinlilere daha fazla baskı yapacağı şeklinde değerlendirildi.
Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi adlı strateji kuruluşunun Ortadoğu uzmanı Judith Kipper, Clinton'ın İsrail devlet televizyonuna verdiği demeçte Filistinlileri açık şekilde suçlamasının, bölge gerçekleri açısından "anlaşılmaz ve kabul edilemez" olduğunu söyledi. Kipper, Clinton'ın, Kudüs'ün Arap dünyası için taşıdığı önemi kavrayamadığını savunarak, "ABD Başkanı, belli ki Camp David'in çökmesinden sorumlu gördüğü Filistin tarafına baskı uygulayacağının işaretini veriyor. Ancak bunun açıkça, hem de İsrail televizyonunda dile getirilmesi, hiç de yapıcı bir yaklaşım değil" dedi. Kipper, Clinton'ın bu açıklamasının Filistinliler arasındaki "radikal unsurları" harekete geçirebileceği ve tüm süreci tersine çevirebileceği görüşünü de dile getirdi.
ABD, Camp David'de Doğu Kudüs'ün idaresinin İsrail ile Filistinliler arasında paylaştırılmasını önermiş, Barak bunu kabul etmiş, Arafat ise Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olması ilkesinden taviz vermeyeceklerini belirterek öneriyi reddetmişti.
Önceki gün, İsrailli General Moşe Yaalon da mayıs ayında yaşanan çatışmaları anımsatarak "Umarım bu olaylardan bir ders çıkarmışlardır. Henüz elimizdeki gücün tamamını kullanmadık. Zorda kalırsak, helikopter ve tankları kullanırız" diye konuştu. Mayıs ayındaki çatışmalarda 10 Filistinli yaşamını yitirmişti.
'Camp David'i önemsemiyoruz'
Bu arada Filistinli yöneticiler, Camp David doruğunun başarısızlıkla sonuçlanmasını 'fazla önemsemediklerini' söylediler. Filistin Özerk Yönetimi ve FKÖ'nün önceki akşam yaptığı ortak toplantıdan sonra yayınlanan açıklamada, zirvenin Ortadoğu barış sürecinin aşamalarından biri olduğu belirtildi ve "Anlaşma sağlanamamış olması, sürecin sona erdiği anlamına gelmez" ifadesi kullanıldı. Açıklamada, doruğun Filistinlilere tüm ulusal sorunlarını masaya yatırma fırsatı verdiğine de işaret edildi. Camp David'de 13 gün süren görüşmeler, geçtiğimiz salı günü sona ermişti.
Öte yandan, Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail görüşmelerinde destek bulmak amacıyla çok sayıda ülkeyi kapsayan yoğun diplomasi trafiği başlatacak. Filistinli müzakereci Saib Erekat, "Bölge, yarından başlayarak yoğun bir mekik diplomasına sahne olacak" derken, Arafat'ın Fransa, Rusya, Avrupa ülkeleri, Arap ve İslam ülkelerini ziyaret edeceğini söyledi. Erekat, ziyaretlerin zamanı ve ne kadar süreceği konusunda bilgi vermedi.
www.evrensel.net