Yeni sendikal süreç

Yeni sendikal süreç

Kamu emekçilerinin sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi Toplu İş Sözleşmesinin kullanımıyla yeni bir döneme giriyor. Kamu emekçileri sendikal hareketinin, yirmi bir yıllık geçmişi incelendiğinde, farklı tarihlerde ve farklı nedenlerle yeni süreçler yaşadığını görürüz. Burada önemli olan yeni s&u

Hüseyin Kaya

Kamu emekçileri 2000’li yılların başında yeni bir olgu olan 4688 sayılı yasayla, Toplu Sözleşmesiz, Grevsiz sendikayla tanışmıştı. O dönem TİS’siz, Grevsiz sendikanın olmayacağı, bu yasanın kamu emekçileri mücadelesini geriye götüreceği, Emek Hareketi ve birçok çevre tarafından yüksek sesle dile getirilmişti. Yasanın bu şekliyle çıkmaması için KESK başta olmak üzere diğer sendikaların gerekli mücadele içerisinde olması gerektiği birçok defa vurgulandı. Ne yazık ki gerek KESK içerisindeki bazı anlayışların gerekse diğer sendika konfederasyonlarının  “Önce sendika hakkını alalım sonra TİS ve Grev gelir” düşünceleri yasanın çıkmasına olanak tanıdı. Halbuki çok değil üç yıl önce KESK, aynı yasayı yaptığı eylemlerle geri çektirmeyi başarmıştı. Kamu emekçilerinin sendikal hareketini 4688 sayılı yasanın daha da geriye götüreceği o dönemde çok kez ifade edilmişti. Yasa çıktıktan sonra öngörülenler bir bir gerçekleşti. KESK’in kitleselleşmesi önce yükselişe geçti sonra yükseliş durdu. Yeni üye kazanımında zorluklar yaşandı. Mücadele ivme kaybederek gerilemeye, daralmaya başladı. Sivil toplumcu sendikal hareket gibi birçok sınıf dışı sendikal anlayışlar filizlenerek KESK içerisinde kök salmaya başladı. Çok önemli bir şey daha oldu bu süreçte. Kamu emekçilerinin sendikalara -özellikle KESK’e- olan güveni ve inancı azalmaya başladı. AKP’nin iktidar olduğu dönemde dini referans alan Memur-Sen, sendikal tarihte görülmemiş bir biçimde bürokrat yöneticilerinin yandaş tutumlarıyla hızla büyüdü.  Devlet yandaşı sendikacılıktan, iktidar yandaşı sendikacılığa uzanan süreç böylece tamamlanmış oldu.  Toplu görüşme süreciyle kamu emekçileri on yıl duraklama dönemi yaşadı dersek pek de gerçek dışı olmaz.

Yukarıda kısaca belirtildiği gibi kamu emekçilerinin, sendikal tarihlerinde karşılaştığı her yeni şey, doğru tahlil edilmediğinde mücadeleyi biraz daha geriye çekmiştir. Şüphesiz KESK ve kamu emekçilerinin verdiği mücadelenin payı 4688 sayılı yasanın çıkmasında ve TİS hakkı elde edilmesinde çok büyüktür. Hatta bu kazanımlar o mücadelenin ürünüdür. Ancak sermayenin ve onun iktidarının hamlelerini doğru görmemek, verilen bunca mücadelenin ürününü sermayenin toplamasına imkan tanıdığını da görmek gerekir. Sermaye 4688 sayılı yasayı da, toplu görüşmeyi de kendi lehine çok iyi kullanmıştır.

AKP gibi gerici bir iktidarın anayasa değişikliğine TİS hakkını koyması iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Kamu emekçilerinin yıllarca sürdürdüğü ısrarlı mücadelenin sonucudur. Bununla birlikte AKP iktidarının referandumda TİS’i “demokratikleşiyoruz” kozu olarak kullanması da önemli etken olmuştur. AKP’nin niyeti TİS’i araç olarak kullanarak, hem demokratikleşmeye boya malzemesi yapmak, hem de yandaş sendika bürokratlarıyla mücadeleyi maniple ederek, geriletmenin başka bir yöntemini kullanma isteğidir. AKP’nin samimi olmadığını şu soruları sorarak görebiliriz. AKP bir yıl boyunca neden TİS ile ilgili yasal düzenlemeyi yapmadı? Memur-Sen’in bürokrat yöneticileri neden toplu görüşmeden vazgeçerek, TİS için apar topar yasal düzenlemeye gidilmesini istediler?

Sendika konfederasyonları, hükümetle 15 Ağustos‘ta toplu görüşme yapmayacaklar. AKP meclis açıldığında yasal düzenleme yaparak, sendikalarla TİS masasına oturacak. AKP’nin ya da sendikal bürokrasisinin niyeti ne olursa olsun kamu emekçileri süreci kendi lehlerine çevirecek olanaklara sahip. KESK, en az hükümet kadar TİS masasına hazır gitmelidir. Bunun için iş yerlerinden belirlenen talep ve sorunlar ortaklaştırılmalıdır. Kamu emekçilerinin birliğini gözeten bir noktadan diğer sendikaları ortak eylem ve etkinliklere çekecek yaklaşımlar içerisinde olunmalıdır. TİS her ne kadar masa başı uzlaşmayı ifade etmese de, grev sözcüğünü içerisinde barındıran bir kavramdır. KESK grevi önüne koyan bir örgüt kimliğiyle güçlü eylemlerle TİS sürecini karşılamalıdır. İş yerlerindeki birlik ve bütünlük gözetilerek, KESK’ in hazırladığı TİS taslağı kamu emekçilerince paylaşılmalıdır.

Genel kurullarda örgüt bütünlüğünü gözetmeyerek yönetimlere gelen anlayışların, kamu emekçilerinin bütünlüğünü nasıl sağlayacağı da, benim merak ettiğim konularından biridir.

*Eğitim-Sen Ankara 3 Nolu Şube Başkanı

www.evrensel.net