DİSK Genel Kurulu başladı

DİSK'in 11. Olağan Genel Kurulu dün başladı. İstanbul Dedeman Otel'de toplanan genel kurulda işçi ve emekçilere yönelik saldırıların yanı sıra tüzük değişikliği de gündeme gelecek.

DİSK Genel Kurulu başladı
DİSK'in 11. Olağan Genel Kurulu dün Dedeman Oteli'nde başladı. Üç gün sürecek Genel Kurul'da başta yüzde 10 işkolu barajı olmak üzere, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik eylem programı ile çeşitli konularda kararların alınması bekleniyor. Tüzük değişikliğinin de gündeme geleceği Genel Kurul, pazar günü yapılacak seçimlerle sona erecek. DİSK'in kurucu başkanları ve işçi sınıfı mücadelesinde şehit düşenler ile 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde hayatını kaybedenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan Genel Kurul'un açış konuşmasını DİSK Genel Başkanı Vahdettin Karabay yaptı.
Muhalifler cezalandırılıyor
Türkiye'de özelleştirmelerin, özellikle de sosyal güvenlik ve enerji sektörü özelleştirmeleriyle, Tahkim Yasası'nın, kamu hizmetlerinin talan edilmesinin yolunu açtığını söyleyen Karabay, "Sosyal bir devletin görev alanında yer alan birçok kamu hizmeti, kâr dürtüsüne terk ediliyor. Tarım sektörü ise toptan bir yok oluşa sürükleniyor. Bu sürece karşı çıkan ve müdahale etmek isteyen kuruluşlar, baskı altına alınarak uzlaşmaya, daha doğrusu sermaye politikalarını kabule zorlanıyor. Muhalif kalmakta ısrar edenlere ise açık veya kapalı tehditler, baskılar yapılıyor. Bunun en son örneği, hükümetin politikalarını eleştirdiğimiz için açıkça cezalandırılmamız ve 6 sendikamızın işkolu barajının altına düşürülmesidir" dedi.
Yıllardan beri işkolu ve işletme barajlarının sendikal örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ve kaldırılması gerektiğini savunduklarını belirten Karabay, Başbakan Bülent Ecevit'in bu sorunu, Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) ile ilişkilendirmesini yadırgadıklarını söyledi. ESK'in başka bir tartışma konusu olduğunu ifade eden Karabay, "DİSK olarak, Avrupa ülkelerindeki gibi ilgili bütün tarafların katılabileceği bir konsey oluşumundan yanayız. Mevcut uygulamada, ESK'nın gündemi, bizzat Başbakan tarafından belirlenmekte ve Başbakan çağırdıkça toplanmaktadır. Gündemini bile bilmediğimiz, toplanmasını isteyemediğimiz bir konseye katılmadığımız için eleştirilmemiz bizleri üzmüştür" diye konuştu.
Devletten ve sermayeden bağımsız
Katılım ve uzlaşma adına yapılanların, esasen hükümetin ve sermayenin programlarının kabul ettirilmesini hedeflediğini belirten Karabay, "DİSK olarak sivil inisiyatiften çekilmemizin nedeni bu durumdur" dedi. Karabay, taleplerin gerçekleşmesi için sendikal hareketin ve DİSK'in devletten ve sermayeden bağımsız, aktif bir özne olarak sürece müdahale etmesi gerektiğini vurguladı. Birleşik mücadele açısından Emek Platformu'nun ciddi bir olanak olduğunu dile getiren Karabay, Platform'un somut kararlar alan ve hızla yaşama geçiren bir kurumsallaşmaya gitmesini hedeflediklerini söyledi.
Altın Tavuk ve Altın Piliç işçilerinden protesto
Karabay'ın konuşması sırasında yetkisi düşürülen sendikalardan Gıda-İş'e üye oldukları için işten atılan Altın Tavuk ve Altın Piliç işçileri, dövizleriyle sloganlar atarak salona girdiler. "İşçi kıyımına son", "İnadına sendika inadına DİSK" sloganlarıyla salona giren işçiler, işgüvencesi ve barajın kaldırılması taleplerini dile getirdiler.
Hak-İş'ten Türk-İş'e eleştiri
Türkiye'den çeşitli konfederasyonların ve sendikaların yöneticileri, kitle örgütü temsilcileri ve siyasi parti genel başkanlarının yanısıra, Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC), Yunanistan ve Kıbrıs'tan yabancı sendikacılar da genel kurula katıldı.
Kurulun konuk konuşmacılara ayrılan bölümü yabancı sendikacıların konuşmasıyla başladı. Daha sonra Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu söz aldı. Uslu, hükümetin "alternatif yok" rahatlığı içinde ve medya işbirliğiyle saldırdığını, "kral çıplak" diyenlerin ise cezalandırıldığını söyledi. Türk-İş'i "emek hareketine dalgakıran" olarak nitelendiren ve hareketin geleceğini karartmakla suçlayan Uslu, konuşmasını "Kartacalı komutan Anibal'in dediği gibi 'Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız" diyerek bitirdi.
Bağımsız, demokratik Türkiye
KESK Genel Başkanı Siyami Erdem ise hükümetin ve sermayenin etkili ve muhalif sendikalar istemediğini belirterek, kamu emekçilerinin de grev ve toplusözleşme haklarının halen tanınmadığına dikkat çekti. Erdem, hükümetin son çıkardığı kararname ile de memurların işgüvencesini ellerinden almaya çalıştığını belirtti.
CHP Genel Başkanı Altan Öymen'in konuşmasının ardından kürsüye gelen TMMOB Genel Başkanı Kaya Güvenç ise hükümetin hayatın her alanında yönetim ve denetime sahip olmak istediğini, yargı kararlarını tanımadığını, bunun en somut örneğinin Bergama'da yaşandığını söyledi. Bağımsız ve demokratik bir Türkiye talebinde birleşilmesi gerektiğini belirten Güvenç, bunun için de Emek Platformu'na büyük görev düştüğünü kaydetti.
İdam ve OHAL kaldırılsın
HADEP Genel Başkanı Ahmet Turan Demir ise halkın 70 yıldan beri dile getirdiği sorunlara bir türlü çözüm bulunamadığını söyleyerek, "Dönüp kendimizi yargılamamız gerekiyor" dedi. ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ise IMF'nin 'acı hap'ını yutmamak ve yaşamın her alanında demokratikleşme için "yanyana" gelinmesi gerektiğini vurguladı. EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de konuşmasında AB'den demokrasi bekleyen anlayışları eleştirdi. "Demokrasiyi AB'den beklemek gaflettir, bundan derhal sıyrılınması ve gerçek demokrasinin işçilerin gücünde aranması gerekir" dedi. Özelleştirme ve taşeronlaştırmayı takip eden sendikasızlaştırmanın son günlerde hükümet politikası haline getirildiğini, 10 sendikanın yüzde 10 işkolu barajının altına düşürüldüğünü belirten Tüzel, "Artık patron ve hükümetle kolkola uzlaşmacı sendikacılığın sonu geldi. Artık sermayenin düzenini hedef alan ve emek iktidarının öngören sendikacılık, onuruyla hareket eden sendikacıların tek alternatifi haline geldi" diye konuştu.
SİP Genel Başkanı Aydemir Güler, DBP Genel Başkanı Yılmaz Çamlıbel ve İP Genel Başkan Yardımcısı Hıdır Okka'nın konuşmalarının ardından genel kurulun dün öğleden önceki bölümü tamamlandı.
www.evrensel.net