Fotoğraf: AA

Memura hükümet darbesi

Hükümet, kamu emekçilerinin işgüvencesini ortadan kaldırmak için iki yıl önce 28 Şubat döneminde hazırlanan yasa tasarısını KHK olarak tekrar gündeme getirdi.

Memura hükümet darbesi
İşçi ve emekçilere saldırıda sınır tanımayan IMF patentli hükümet, memurların işgüvencesini ortadan kaldıran, en ufak bir hak arama eyleminden dolayı memuriyetten atılmasını getiren düzenlemeyi kanun hükmünde kararname (KHK) olarak Cumhurbaşkanlığı'na sundu. Meclis'ten çıkaramayacaklarını anladıkları yasayı, Yetki Yasası'na dayanarak KHK olarak çıkarmaya çalışan hükümetin, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi şeriatçılara karşı olduğu propagandasını yaptıkları düzenlemeyle, kamu emekçilerinin en küçük bir muhalefetinin ve hak talebinin önüne geçmeyi amaçlıyor.
28 Şubat sürecinde MGK'nin talimatıyla Mesut Yılmaz başbakanlığındaki dönemin hükümeti tarafından Mart 1998'de "Devlete sızan şeriatçıların temizlenmesi" iddiasıyla hazırlanan, ancak Meclis'ten geçirilemeyen yasa tasarısı, Meclis tatile girmeden hemen önce çıkartılan Yetki Yasası'na dayanılarak KHK olarak hazırlandı.
"Oldubitti"ye getirilerek, kapalı kapılar ardından imzaya açılan ve imzaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen KHK ile aynı içerikteki 1998 tarihli yasanın asıl hedefinin yükselen kamu emekçisi mücadelesini bastırmak olduğu, memurların işgüvencesini ortadan kaldırdığı, 30 Mart 1998 tarihli Emek gazetesinde manşetten verilmişti.
"Yıkıcı, bölücü" eylemlerin, "şeriatın" hedef alındığı imajı yaratılmak istenen KHK'de getirilen değişiklikle asıl hedef sendikalaşma, hak arama eylemleri ve hakkını arayan kamu emekçileri. "(...) kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozan veya boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma, grev, toplu olarak göreve gelmemek gibi eylemlere katılan, bunları tahrik ve teşvik eden veya yardımda bulunan" diyerek kamu emekçilerinin sendikal mücadelesini hedef alan KHK ile IMF ve Dünya Bankası direktifli saldırı politikalarına karşı suskun bir toplum yaratılmak isteniyor.
İşgüvencesi kaldırılıyor
Enerji Yapı Yol-Sen Genel Başkanı Cengiz Faydalı da hükümetin, daha önce gündeme getirilen ve irtica ve bölücülükle mücadele amaçlı gösterilen düzenleme ile işgüvencesinin ortadan kaldırıldığını söyledi. Son dönemde uygulanan IMF ve DB patentli yıkım politikalarına, açlığa, yoksulluğa, özelleştirmeye, sendikasızlaştırmaya karşı yürütülen ve yükselen mücadelenin önünün kesilmek istendiğine dikkat çeken Faydalı, düzenlemeyi "sendikal kadroları tasfiye etmek, gözdağı vererek bu süreçte toplumsal muhalefetin önünü kesmek amaçlı operasyon" olarak değerlendirdi.
Hükümetin de KHK'ya sahip çıkamadığını, kapalı kapılar ardında gizli bir şekilde imzalattırılarak oldubitti ile 200 milyon kamu emekçisinin hedef alındığını söyleyen Faydalı, bunun bir demokrasi ayıbı olduğunu belirtti. Faydalı, bu uygulamadan hemen vazgeçilerek, işgüvencesini sağlayan grev ve toplusözleşme içeren bir yasanın gündeme getirilmesini istedi.
Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, iki yıl önce de gündeme getirilen düzenlemenin hukuk devleti ile temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmadığını söyledi. Savunma hakkının, yargı sürecinin dışlanarak memuriyete son vermenin demokratik hukuk devletinde görülmeyen, keyfiyete meydan verecek bir uygulama olduğunu belirten Kemal Ünal, irtica ile mücadele ettiklerini öne sürenlerin yıllardır kurumlarda uyguladıkları gerici, irticai kadrolaşmaya dikkat çekti.
"Demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde öne çıkmış sendika yöneticilerine, üyelerine yönelecek bir saldırıdır" diyen Ünal, KESK ve Eğitim-Sen olarak bu antidemokratik uygulamaya karşı mücadele edeceklerini söyledi.
'Hükümetin böyle bir yetkisi yok'
Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay ise hükümetin böyle bir KHK çıkarma yetkisinin olmadığını hatırlattı. Parlamentodan alınan yetkinin memurlar arasındaki ücret durumlarını, dengesizliği gidermek, memurların durumlarında iyileştirme yapmak iken, kullanılan yetkinin kamu görevlilerini cezalandırmak olduğuna dikkat çeken Akay, hükümetin Meclis'in iradesine by-pass yaptığını söyledi. Akay, KHK'nın ikinci yönünün ise hiçbir hukuk sisteminde savunmasız ceza olmazken, savunma alınmaksızın ihraç cezasının verilmek istendiğini söyledi. Memuriyette en ağır cezanın ihraç olduğunu hatırlatan Akay, bu kadar ağır bir cezanın savunma alınmaksızın verilmesinin Anayasa ve evrensel hukuk ilkelerine de aykırı olduğunu dile getirdi.
'Ahmak anlayış'
Getirilmek istenen düzenlemede kamu görevlileri arasında yıkıcı, bölücü, cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirme yönünde eylem hazırlığında olanlar varsa, bunlar için güvenlik güçlerinin, hakimlerin gerekli kovuşturmayı yapabileceğine dikkat çeken Akay, "Bütün kamu görevlilerini potansiyel suçlu görme anlayışının demokratik olamayacağını, böyle bir zihniyetin antidemokratik rejimlerde olabileceğini" söyledi. Akay, "bütün toplumu suçlu gören, ülkenin menfaatlerini sadece kendisinin gözettiğini sanan ahmak anlayış" dedi.
www.evrensel.net