Kaleler kentini terk etmeyenler

Mardin'de yıllardır süren bir göç var. Süryaniler gitti ve hâlâ gidiyor. Ermenilerin sayısı onlarla ifade ediliyor. Göç eden Kürtler de az değil. Şimdi çoğunluk Kürtler ve Araplar'da. Onlar bu mirası bırakmamak için "Buradayız" diyor.

Kaleler kentini terk etmeyenler
Beyda Yıldız
Merdo, Maride, Maridin, Mardin.... Kaynaklar Mardin'in ilk ismi hakkında uzlaşmış değiller. Süryanice dilinde ve kaynaklarında, 'Merdo', 'tek bir kale' anlamını taşır. Süryani kaynakları bununla ilgili olarak, "Mardin kelimesi, 'kaleler' anlamını taşır. Yani ilk ismin çoğul hali" diyorlar.
Büyük Larousse kentin adının ilk biçiminin Maride olduğunu ve İS 4'üncü yüzyılda Romalı Tarihçi Ammianus Marcellinus'un bu adı ilk olarak kullandığını yazıyor. Ansiklopedi, Maride'nin Bizans ağzında Mardia, Arap ağzında Maridin biçimlerini almış olduğunu da söylüyor. Eğer iki kelime ile tarif edersek, Mardin; kilisedir, kaledir. Bu iki unsur, kente girer girmez Mardin'in kimliğini ele veriyor.
Uygarlıklar kenti
Mardin'in kuruluş tarihi MÖ 2850'li yıllara dayanıyor. Buraya birçok uygarlık gelip damgasını vurmuş. Kalelerin yapılma nedeni ise savaşçı krallıkların kente gelip üs kurması. Eskiden ticaret, imalat ve eğitim yönünden Kürt illerinin en gelişmişi olarak bilinen Mardin'den son yıllarda ses soluk yok. Musul ile Halep arasında İpek Yolu'yla ticaret yapan Mardinliler, kenti bir ticaret merkezi haline getirmişlerdi. Ta ki 1935 yılına kadar.
1935 yılında, Diyarbakır'a demiryollarının gelmesiyle birlikte, Mardin yavaş yavaş o eski ticaret yapma olanağını yitirmeye başladı. Ama tek etken bu mu? Tabii ki değil. OHAL uygulaması da, Mardin'deki renklerini solduran önemli bir etken.
Taş mimarisi gelişkin
61 bin nüfusa sahip Mardin, sert ve dolambaçlı bir tepenin üstüne kurulu. Evleri sarı taşlardan yapılı. Teras teras yükselen evler ise tüm ovayı görecek özelliğe sahip. Taş mimarisinin oldukça gelişkin olduğu Mardin'de bu işçiliğin sanatkârları Süryani ve Ermeniler.
Mardin için açık hava müzesi demek doğru herhalde. Tarihi kiliseler, camiler, çan kuleleri, minareler... Ve Mardin tüm bu özelliklerinden dolayı SİT alanı ilan edilen üç şehirden biri. Çevresindeki birçok kale, Mardin'in kimliğini hemen ele veriyor: Mardin Kalesi, Eski Kale (Kal'ıt-Mara kalesi), Arur Kalesi, Bülbül Kalesi (El - Nıhman Kalesi), Ardemeşt Kalesi (Uske Kalesi).
Ermeniler, Süryaniler
Süryaniler, taş işçiliğinin veya sanatkârlığının yanı sıra altın ve gümüş işçiliğinin de ataları. Tüm bunlara rağmen Süryaniler ve Ermeniler buralardan ayrılıyor, ayrılmak zorunda kalıyor. Asimile edilmek istemeyen Süryani ve Ermeniler kimlikleri ile daha rahat dolaşabilecekleri yerlere göç ediyorlar. Öyle ki, eskiden nüfusun yüzde 80'nini oluşturan Süryaniler, bugün 400 kişi kalmışlar. Kalanlar gidenlerden aldığı kültürü bir şekilde yaşatma uğraşı içinde. Mardin'deki Ermeni sayısı ise sadece onlarla ifade ediliyor.
Mardin'in birçok köyünde ise Süryani kültürünün derin izlerini görebilmek mümkün. Baksiyan köyü, Basibrin köyü, Midun köyü, Harabale köyü, Hah köyü, Gündükşüloro köyü, Bülbül köyü bunlardan.
Kiliseler harap olmuş
Mardin'de bulunan ve 6'ıncı yüzyıldan kalan Kırklar Kilisesi Pederi Gabriyel Akyüz, şehirde oldukça sıkıntılı günler geçirdiklerini anlatıyor. Kendileri ile dalga geçildiğinden, kültürlerinin aşağılandığından ve genel olarak Türkiye'de azınlıklara hak verilmemesinden. Akyüz ile Kırklar Kilisesi'ni gezerken, Mardin ve çevresinde, bir kısmı harabe haline gelmiş toplam 43 kilise ve manastır olduğunu öğreniyoruz. Ve de, artık sürekli göç eden Süryanilerin, kiliselerini devlete sattığını! Gördüğümüz kadarıyla devlet bunları ya okul yapmış ya da müzeye dönüştürmüş.
Ve Kürtler
Süryaniler ve Ermeniler göç ediyor. Ya Kürtler. Onlar belki de kalmak zorunda. Ama göç edenler de az değil. Öyle ki, nüfus artış hızı çok az. Mardin'in ilçeleri 100 binlere ulaşmışken (Örneğin Nusaybin nüfusu 113 bin) Mardin'in nüfusunun hâlâ 61 bin olması başka ne ile açıklanabilir? Mardin adı, insan hakları ihlalleriyle zihnimizdeki tazeliğini koruyor. 1996 yılında sona eren OHAL uygulaması ile birlikte; uzun yıllar postal gölgesinde yaşayan Mardin'in eskisinden önemli farklılıkları yok belki de. Köşe başları sivil polislerle dolu. Kentin tek caddesi olan Cumhuriyet Caddesi'nde polisin sürekli devriye gezmesi ne ile açıklanabilir?
Mardin'de OHAL kalkmış kalkmasına ama, 'gizli bir el' hâlâ ortalıkta dolaşıyor. Kent sessiz sedasız. Belki bir ses vardır diye çarşılarına dalıyoruz Mardin'in. Çarşıda da ses yok. Kadınlar pırıl pırıl parlayan kıyafetleri ile, yine pırıltılı kumaşlara bakıyorlar. Erkekler ise sohbet eder gibi oturuyor ancak sohbet etmiyorlar. Cumhuriyet Caddesi'nin sağ tarafında kurulu olan tarihin eski hanları günümüzün yeni ve kalabalık çarşıları -Yemenciler Çarşısı, Arasa Çarşısı- tüm bu anlattıklarımızla örtüşüyor.
Mardin'de yıllardır süregelen bir göç var. Süryaniler gitti ve gitmeye de devam ediyor. Kürtler için de yeni düzendeki adı ile "göç" ettiriliyor. Şimdi sayısal çoğunluk Kürtler ve Araplar'da. Onlar bu mirası bırakmamak için "Buradayız" diyor.
www.evrensel.net