Şehirlerde 'baz' gölgesi

Sayıları katlanarak artan baz istasyonlarına yenileri eklenirken, hükümetin tepesinde genelge savaşı yaşanıyor. Halk ise, yasal düzenleme yapılmasını istiyor.

Şehirlerde 'baz' gölgesi
Hacer Yücel
Bilimsel araştırmalarla insan sağlığı üzerindeki zararları kanıtlanan baz istasyonlarına karşı yetkilileri önlem almaya çağıran kitle örgütleri ile halkın bu isteğine Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı cevap verirken Ulaştırma Bakanlığı, Çevre Bakanlığı'nın yayınladığı genelgenin dikkate alınmaması için karşı bir genelge yayınladı. Hükümetin tepesinde bu türden gelişmeler yaşanırken, GSM 1800 cep telefonu şebekesi lisansını alan İş Bankası ve Telecom Italia da, yerleşim birimlerine baz istasyonları kurmaya başladı. Telsim'in baz istasyonları İstanbul'da 1500, Ankara'da 300, Türkiye genelinde ise 10 bine ulaştı. Telsim, Turkcell gibi cep telefonu şirketlerine GSM 1800 cep telefonunuda eklediğimizde rakamlar katlanıyor. Üstelik, İş Bankası ve Telecom Italia'da baz istasyonu kurmak için diğer şirketlerin uyguladığı yöntemi kullanıyor. Bu iki şirket, bina sahiplerine, "Zararlı değildir" raporu veriyor, ancak raporlar İnönü Üniversitesi tarafından İl Sosyal Hizmet Müdürlüğü bünyesinde bulunan lojmana yerleştirilmek için düzenlenmiş.
Şikâyet dilekçesi verdiler
GSM 1800 cep telefonu şebekesi lisansını 2 milyar 525 milyon dolara satın alan İş Bankası ve Telecom Italia konsorsiyumu, her tarafa baz istasyonları kurmaya başladı. Konsorsiyum baz istasyonlarından birini de Ataköy 5. Kısım Çarşısı'na kurmak istiyor.
Görüşlerine başvurduğumuz, çarşının yönetim kurulu üyelerinden Hüsnü Ergin, çarşılarında Telsim ve Turkcell tarafından kurulan iki baz istasyonu bulunduğundan baz istasyonlarının zararları hakında bilgi sahibi olduklarını söyledi. Bu nedenle, şirketten rapor istediklerini belirten Ergin, bunun üzerine İnönü Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Cengiz Yağmur ile İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi'nden Prof. Dr. Osman Palamutçuoğlu'nun hazırladıkları raporların kendilerine sunulduğunu anlattı. Bu raporlara güvenmediklerini belirten Ergin, Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi yetkili makamlardan izin alınmadıkça, çarşılarına baz istasyonu kurulmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Ergin, çarşıda bulunan baz istasyonlarını kaldırmak için de valiliğe ve Bakırköy Belediye'sine dilekçe verdiklerini kaydetti.
Rapor aldatmacası
İnönü Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim elemanları tarafından hazırlanan ve İş Bankası ile Telecom Italia ortaklığı tarafından bina sahiplerine sunulan raporlar dikkatli bir şekilde incelendiğinde ise, bu raporların farklı yerler için düzenlendikleri görülüyor. Raporlar, Malatya İl Sosyal Hizmet Müdürlüğü'ne bağlı lojmanlarına yerleştirilmek istenen 4 baz istasyonuyla ilgili düzenlenmiş. "İnsan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olmayacağı kanaatine varılmıştır" son sözünün yer aldığı bu raporlar, bütün yerler için geçerliymiş gibi kullanılıyor.
Daha önce İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Osman Palamutçuoğlu'nun 2 yıl önce Tuzla'daki bir site durağı için verdiği raporda, cep telefonu şirketleri tarafından her yerde kullanılmıştı. Kısa bir süre önce baz istasyonu için Turkcell'in kullandığı bu raporları, şimdi GSM 1800 cep telefonu şebekesi sahibi olan İş Bankası ve Telecom Italia kullanıyor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, İş Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilmi Sabuncu, "Baz istasyonlarını dün Turkcell, Telsim kuruyordu. Şimdi başka bir GSM şirketi daha kuruldu. Yarın başka cep telefonu şirketleri kurulacak, bir önlem alınması gerekiyor" diyor. Baz istasyonlarının her tarafı kaplamaya başladığını belirten Sabuncuoğlu, yasalarla bu durumun düzenlenmesi gerektiğini söylüyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Sansür sürüyor
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) İstanbul Şubesi, "Sansür Gerçeği" konulu bir basın toplantısı düzenledi. Dün Yıldız Dış Karakol binasında bulunan Türkiye Yazarlar Sendikası'nın toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısına gazetemiz yazarı Avukat Kamil Tekin Sürek, 2000'de Yeni Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Yayıncı Ragıp Zarakolu, ÇGD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Seçik ve bir yıl kapatma cezası alan Özgür Radyo'nun çalışanlarından Arzu Demir katıldı.
Basın toplantısında ilk olarak ÇGD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu adına konuşan Sultan Seçik, sansürün gündelik hayata nüfuz etmiş bir gerçek olduğunu söyleyerek, eskiden çok kaba biçimde uygulandığını kaydetti.
"En temel sansür kurumlarından biri RTÜK" diyen Seçik, çok televizyon, çok kamera ve çok mikrofon olmasının çokseslilik ifade etmeyeceğini vurguladı. Seçik, sansürün bütün çıplaklığıyla devam ettiğini ve sansürsüz bir dünya istediklerini söyledi.
Gazetemiz yazarı Avukat Kamil Tekin Sürek ise, 19. yüzyılda kaldırılan sansürün hâlâ devam ettiğini söyledi. Sürek, 1990'lı yıllarda sansür ve sürgün kararnamesi çıktığını, 1993'te bazı gazetelerin siyasilerin isteklerine göre kapatıldığını da belirtti. Çeşitli gazete, dergi, radyo, televizyona haberlerin konulmadan önce defalarca düşünüldüğünü dile getiren Sürek, bu korku ve baskının da bir nevi sansür olduğunu vurguladı. Sürek, son dönemde barajlar nedeniyle birçok sendikanın çalışma yapmasının engellendiğini söyleyerek, bu tür haberlerin de gazeteler tarafından görülmeyerek sansür uygulandığına dikkat çekti. Sürek, en baskıcı dönemlerde yasaların boşa çıkartıldığını vurgulayarak, her türlü baskıya ve sansüra rağmen özgür basının yoluna devam edeceğini ifade etti.
Evrensel ve Gündem OHAL'e sokulmuyor
Ragıp Zarakolu, sansürün tarihçesinden söz ederek, eskiden yasal olarak olmasa bile polisin yayıncıları engelleyerek sansür uyguladığını söyledi. Haberlerin çarpıtılmasının sansürün başka bir biçimi olduğunu belirten Zarakolu, yasaklama anlayışının hâlâ devam ettiğini ifade etti. 2000'de Yeni Gündem ve Yeni Evrensel'le birlikte birçok gazetenin OHAL bölgesine girişinin yasak olduğunu dile getiren Zarakolu, artık sadece mahkeme kararlarıyla değil, İller İdaresi Yasası'nın yetkileriyle gazetelerin yasaklandığını belirtti. Yazılı basına karşı saldırılar devam ederken, sesli basına karşı da son derece acımasız bir şekilde sansürün sürdüğünü kaydeden Zarakolu, örnek olarak da Özgür Radyo'nun bir yıl süreyle kapatılmasını gösterdi.
Özgür Radyo susuyor
Hakkında bir yıllık kapatma kararı verilen ve bir hafta sonra mikrofonları susacak olan Özgür Radyo'nun Haber Merkezi çalışanlarından Arzu Demir ise, basın toplantısında hem görevini yerine getirdiğini hem de haberin öznesi olduğunu belirterek, bunun basın özgürlüğü açısından önemine değindi. Demir, yayın hayatına başladıkları 1995 yılından beri üç ay ve iki kere de bir yıllık kapatma cezası aldıklarını söyleyerek, RTÜK'ün dağılmasını, onun yerine ceza veren değil denetleyen bir kurumun oluşturulması gerektiğini vurguladı. Basın toplantısının ardından "Sansürsüz Bir Hayat İçin" isimli broşür dağıtıldı.
www.evrensel.net