Reklam değil, Brezilya dansı

Bir cep telefonu reklamında bembeyaz giyimli bir çiftin yaptığı estetik figürler veya Carlos Santana'nın bir klibinde sıkça rastladığımız olağanüstü vücut hareketleri, aslında koskoca bir tarihi olan dans-dövüş oyununun yansımaları.

Reklam değil, Brezilya dansı
Wagner Bueno
Dünyada estetik yönü en güçlü olan dans ve spor türlerinden biri olarak kabul edilen Capoeira, günümüzden 400 yıl önce Brezilya'ya getirilen Afrikalı köleler tarafından bir savaş sanatı olarak yaratılmıştır.
Güzelliği ve gücü, zihin dengesini, fiziksel dayanıklılığı ve kendini savunmayı geliştiren, dahası tüm bunları bir araya getiren benzersiz bir sanat olan Capoeira, her yaşta insan tarafından yapılabilir. Savaş sanatının ötesinde gelenek ve tarihle dolu sosyal bir olgudur.
Afrikalı kölelerle doğdu1500'lü yıllarda Pedro Alvares Cabral isimli bir kaşifin önderliğinde Brezilya'ya ayak basan Portekizliler, şeker kamışı ve pamuktan büyük paralar kazanılan ülkelerine köle emeği sağlamak amacıyla Brezilya yerlilerini baskı altına aldılar. Ancak başarılı olamadılar. Bunun üzerine Afrika'dan binlerce köle Brezilya'ya götürülmeye başlandı. Köle olarak getirilen Afrikalıların çoğu üç büyük kabilenin üyeleriydi. Bunlar arasından Kongo, Kimbunda ve Kasanje yerlilerinin oluşturduğu Bantu kabilesinin üyelerinin Capoeira'nın doğmasında ilk adımı attıklarına inanılmaktadır. Bu insanlar kültürleriyle birlikte gelmişlerdi ve bu kültür, kitaplarda ve müzelerde değil, insanların vücutlarında, kalplerinde, akıllarında ve ruhlarında saklanmaktaydı. Kabilenin en önde gelen müzik enstrümanı ise yaylı ve tek telli bir çalgı olan 'berimbau' idi.
Quilombo devri
1600'lü yılların ortalarında Hollandalı sömürgeciler Brezilya'nın çeşitli bölgelerini kontrol etmeye başladılar ve Hollandalılarla Portekizlilerin savaştığı bu dönemde köleler özgürlüklerinin peşine düştüler. Ormanlık alanlarda gizlenebilecekleri ve yerleşebilecekleri yerler buldular. Kölelikten kaçanların birçoğu 'quilombo' denilen bağımsız köyler kurdu. Bu köyler Capoeira'nın evriminde büyük rol oynadı. On büyük Quilombo'dan en uzun süre ayakta kalanı Quilombo dos Palmraes 67 yıl boyunca kolonicilerin tüm saldırılarını püskürttü. Savaşların kazanılmasında Capoeira'nın bir dövüş tarzı olarak gelişmiş olması büyük rol oynadı.
1800'lü yıllardan itibaren Capoeira ile birlikte Afrika'nın tüm kültürel değerleri ağır baskı altına alınmaya başlandı. 1808'de Portekiz Kralı VI. Dom Joao'nun Portekiz'i işgal eden Napolyon'dan kaçarak sarayıyla birlikte Brezilya'ya gitmesiyle Capoeira tamamen yasaklandı.
Bu gelişmelerin ardından Capoeira sayesinde küçük gruplar kuruldu ve gerçekten çevik ve tehlikeli savaşçılar yetişmeye başladı.
Sokak hükümdarları
1888 yılında Brezilya'da köleliği sona erdiren anlaşmadan sonra serbest kalan Afrika kökenli insanlar, dönemin sosyo-ekonomik düzenine ayak uyduramadılar. Capoeirista'lar (Capoeira dövüşçüleri) dövüş yetenekleri, kendine güvenleri ve bireycilikleriyle kısa bir sürede Capoeira ile birlikte çeşitli suçlara karışmaya başladılar. Capoeira'nın özel bir dövüş tarzı olarak geliştiği Rio de Janeiro'da çeteler oluştu. Brezilya imparatorluğunun Brezilya Cumhuriyeti'ne dönüşmesi sürecinde hem cumhuriyetçiler hem de monarşi yanlıları bu çetelerden faydalandılar. Sopa, hançer ve bıçak, çeşitli Capoeira hareketlerinde kullanılmaya başlandı.
Bahia bölgesinde ise Capoeira ayinsel bir dans-dövüş oyunu olarak gelişimini sürdürdü. Berimbau, Capoeira Roda'larını (Capoeira oyununun asıl hareketli bölümleri) yönetmek için vazgeçilmez bir enstrüman olarak kullanılmaya başlandı. Brezilya Cumhuriyeti'nin ilk anayasasında (1892) yasaklanan Capoeira birçok yerde gizli olarak yapılmaya devam etti.
20. yüzyılın başlarında Rio'da Capoeiristalar yasadışı güç odaklarıydı. Siyah, beyaz ve yerlilerden olan Capoeiristaların tümü de Capoeira'nın golpe (tekme), rasteira (hızla ilerleme) ve cabecada (kafa vuruşu) gibi temel hareketlerini yapmada ve kesici silahları kullanmada ustaydılar.
Recife kentinde ise kentin müzik grupları ile Capoeira arasında çok yakın bir bağ vardı. Karnaval zamanı en iyi Capoeira dövüşçüleri grupların önünde yer alıyor ve yer yer kanlı karşılaşmalar yapılıyordu.
Bir çok efsane çıktı
Polisin baskısı ve çatışmalar devam ettikçe Rio ve Recife kentlerinde yavaş yavaş yok olmaya başlayan sanat, Bahia'da altın çağını yaşamaya başladı ve ortaya birçok efsane isim çaktı.
Bunların en büyüklerinden biri olan Besouro Cordao-de-Ouro birçok usta Capoeirista yetiştirdi. Polisten nefret eden Besouro, en büyük Capoeiristalardan biri olmasının yanında doğaüstü güçleri olduğu söylentileri nedeniyle de korkulan biriydi. Yine söylentilere göre özel bir operasyonla vahşi bir biçimde öldürüldü. Recife'nin en büyük Capoeirista'sı Nascimiento Grande de polis tarafından öldürülmüştü. Brezilyalıların halen konuştuğu Rio'lu Manduca da Praia 1890'larda hüküm sürdü. Zengin bir hayat süren Manduca 27 kez yargılanmasına karşın politikacılarla olan ilişkileri nedeniyle cezalandırılmadı.
20. yüzyılın büyükleri ise Bimba ve Pastinha isimli ustalardı. Bimba, 1932 yılında Salvador'da ilk Capoeira akademisini açtı ve 'Bahia'nın bölgesel dövüşü' olarak adlandırdığı sanatı öğretmeye başladı. 'Capoeira Regional' olarak tanınan bu tarz geleneksel stilden daha hızlı ve sertti.
Bu dönemde iktidarda olan milliyetçi Getulio Vargas hükümeti, Capoiera'nın polis kontrolu altında yapılmasına izin verdi. Capoeira, bu dönemde çocuklara ve bazı aristokratlara öğretilmeye de başlandı. Hayatı boyunca Capoeira yapan Bimba 5 Şubat 1974'te bir Capoeira gösterisine çıkarken öldü.1941'de geleneksel Capoeira okulunu açan Mestre Pastinha da 'Capoeira'nın filozofu' olarak isim yaptı.
Ulusal spor oldu
Son 50 yılda büyük bir hızla yayılan Capoeira 1974 yılında Brezilya'nın ulusal sporu olarak kabul edildi ve ülkenin her yanında okullar açılmaya başlandı. Ulusal Capoeira Federasyonu kuruldu.
Capoeira seansları bugün de, müzisyenlerin berimbau, atabak (kongo), pandiero (tef), ve agogo (zil) gibi çalgıları çalmasıyla başlar. Yuvarlak Capoeira alanının (roda) kenarında çalınan müzik devam ederken hem müzisyenler hem de oyuncular ezgilere katılır. Roda'ya çember hareketiyle giren Capoeiristalar, tekme, sıçrama, dönme gibi hareketleriyle baş ve eller de dahil tüm vücutlarını kullanarak karşı hamlelere yanıt verirler. Rakip oyuncuya dokunup dokunmamak tamamen Capoeirista'nın elindedir. İsterlerse en sert hareketlerini bile birbirlerine dokunmadan yapabilirler. Oyun sırasında çalınan müziğin ritmi ve sözleri Capoeiristaları doğrudan yönlendirir. Artık Brezilya sınırlarını da çoktan aşmış olan Capoeira'nın saf estetik güzelliği, büyüleyici olarak nitelendiriliyor. Hem bir dans hem de bir dövüş. Sadece cimnastiğin, dansın ve savaş sanıtının bir kombinasyonu değil, müziği, kültürü, tarihi de kapsayan bir olgu. Her Capoeirista, fiziksel ve zihinsel dengeyi öğrenmek, Capoeira enstrümanlarını çalmak ve şarkılarını bilmek zorunda. Capoeirista aynı zamanda bir tarihçidir. Capoeirista bunların hepsidir.
www.evrensel.net