Yangınların altında özelleştirme var

Türkiye'de her yıl ortalama 1028 orman yangını çıkıyor. Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Salih Sönmezışık, ormanlar üzerinde yürütülen siyasi ve ekonomik rant oyunlarına dikkat çekiyor.

Yangınların altında özelleştirme var
Sibel Hürtaş
Ormanlarda son dönemde yoğunlaşan yangınları için Orman Bakanlığı tarafından pek çok gerekçe gösterilirken, Orman Mühendisleri Odası yangınların nedenini ormanlar üzerindeki ekonomik ve siyasi ranta bağladı. İstatistiklere göre 1937'den günümüze kadar çıkan 70 bine yakın yangında yaklaşık 1 milyar 600 bin hektar yani 16 milyon dönüm orman alanı yok oldu. Orman yangınlarının devamı ise Türkiye'yi orman alanında bile özelleştirmeye, dolayısıyla ormanlar konusunda tamamiyle bir yok edilişe itiyor.
Konuyla ilgili görüştüğümüz Orman Mühendisleri Odası (OMO) Genel Başkanı Salih Sönmezışık, ormanların üzerinde siyasi ve ekonomik bir baskının var olduğunu bildirerek, bu sona ermeden orman yangınlarının bitmeyeceğini söyledi. Sönmezışık, son yıllarda "orman" ve "orman koruma" kavramlarının yağma ve talan politikasıyla yok edildiğinin altını çizdi.
Salih Sönmezışık sorularımızı yanıtladı.
- Orman yangınlarını ve nedenlerini değerlendirir misiniz?
Ülkemiz bitki örtüsü, arazi yapısı, topografik yapı, iklim grubu, insanların eğitimsizliği ve yanlış arazi kullanımı nedeni ile, orman yangınları açısından şanssız bir ülke. İstanbul'dan Maraş'a kadar 1700 km boyunda, 160 km eninde bir bantta yaklaşık 12 milyon hektar ormanımız var ve bunların hepsi yangın riski altında. Orman Genel Müdürlüğü'nün istatistiki bilgilerine göre 1937'den günümüze kadar 70 bine yakın yangın çıkmış. Yaklaşık 1 milyar 600 bin hektar yani 16 milyon dönüm orman alanı yanmıştır. Bu her yıl ortalama 1028 orman yangını çıktığına, her yangında da 23 bin 924 hektar yani 239 bin 240 dönüm orman yanıyor. Ancak son dönemde alınan önlemlerle yanan alan sayısında düşüş olduğu gözükse de bu sene tekrar yükseldi. Bu sene geçen senenin 11 misli orman yandı. Bunun nedeni Orman Bakanlığı'nın orman yangınları konusundaki eksik politikalarıdır. Orman yangınları konusunda Orman Bakanlığı'nın politikaları, söndürmeye yönelik önlemlerle doludur. Ancak önemli olan orman yangınlarını önlemektir, söndürmek değil. Orman Bakanlığı orman yangınlarını önleme yerine söndürme konusunda yoğunlaşmıştır. Ama yangınları önleme, söndürmekten daha kolay yöntemlerle doludur. Ama her nedense yıllardan beri Orman Bakanlığı bu konuda organize olamadı. Olamaz da: Çünkü ormanlar ve ormancılık üzerinde yoğun bir idari ve siyasi baskı var.
- Ormanlar üzerindeki 'siyasi baskı'yı tanımlar mısınız?
Ormanlar ülkemizde hâlâ halkın desteğini sağlamakta siyasi bir amaç olarak görülüyor. Özellikle seçim dönemlerinde ormanlarda o kadar fazla yasa değişikliği oldu ki, her genel seçimde ormanlarla ilgili yasalarda değişiklikler yapıldı. Cumhuriyet tarihinden bu yana ilk ormancılık planlaması 1937 yılında 210 sayılı yasa ile yapılmıştır. O tarihten bu yana ormancılıkla ilgili yasalarda yaklaşık 22 kez köklü değişiklik yapıldı. Gerek halkımız, gerek siyasilerimiz ormanları her zaman yağma edilen, talan edilen, ele geçirilebilen bir alan olarak görmüşlerdir. Böylesine bir önyargıda, bakış açısında ormanların korunması gerektiğine dair bir fikir bir istek halkımızda yok. İstedikleri kadar "Ormanların yanmaması gerekir" deseler de bir taraftan devlet yetkilileri çıkardığı yasalarla ormanlarla ilglili yanlış kararlar alabiliyor.
- Ormanlar ekonomik rant için nasıl yok ediliyor?
Son dönemde 61 değişik sektör için 1 milyar hektar alan yani 10 milyar dönüm ormanlık alan 49 yıllığına tahsis edilmiştir. Bu alan Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzde 10.84'ünü oluşturuyor. Ne için? Üniversite için, fabrika için, çöp dökmek için, altın madeni için, mezarlık için aklınıza daha ne gelirse. Tarihinde bu kadar yağma edilen bir varlık elbette yakıldığında da, yanmaması gerektiği söylendiğinde de pek umursanmıyor. Önceden köylü hemen söndürmeye çalışıyordu yangını, şimdi pek umursamıyor, çünkü kendi gözüyle yağma edildiğini, talan edildiğini görüyor. Mesela, Ankara'da bir olaya tanık olduk. Kunduz'da bir ormanı yanmaktan köylü kurtardı, daha sonra bakanlık MMG diye bir holdinge bu ormanı 49 yıllığına verdi. Sonra ağaçları kesti. Köylü "Keşke söndürmeseydik yansaydı" diyor. Orman alanları, orman denen kavram gitgide anlamını yitiriyor.
- Bir ormancılık politikası yok. Peki olması gereken politikayı ana hatları ile çizer misiniz?
Türkiye'de daha kesin bir ormancılık politikası saptanmamış, ne için, nerde, kimin için ormancılık yapacağımız, hangi amaçla yapacağımız saptanmamış. Şimdiye kadar bu konuda köklü bir politika saptanmadı, her hükümet değişiminde uygulanan ormancılık politikası da değiştirildi, hatta bazen aynı hükümet döneminde bile birkaç kez değiştirildiği oldu. Aslında toplumun tüm katmanlarının oluşturduğu bir konsey oturup "Nasıl bir ormancılık politikası izlenmelidir" diye bir yol saptamalı. Bu yol yasal düzenlemelerle de desteklenmeli. Türkiye'de hâlâ ulusal ormancılık politikası yok. Yapılan bu başarısızlıklar ve olumsuz politikalar, yağma ve talan uygulanan bu ormancılık politikasından kaynaklanıyor.
- Orman Bakanlığı'nın uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orman Bakanlığı kendi örgütlenmesini yapamadığı gibi değiştiremiyor da. Çünkü işleyişine kendi değil, siyasiler karar veriyor. Öncelikle bakanlıklar ve ormanlar üzerindeki siyasi baskı sona erdirilmeli. Ormanlar siyasetin güdümünden çıkarılmalıdır. Yapılacak en önemli uygulama, atılacak adım bu olmalıdır. Bu konuda Anayasa'da da değişiklikler yapılmalı. Orman yasası ve diğer yasalarda değişiklik yapılmalı. Anayasamızda 169'uncu maddenin 4'üncü fıkrası ile 170'nci maddenin 2. fıkrası tamamiyle ormanların talanına yönelik. Yani bu ülkenin anayasasında bile ormanların talan edilmesine izin var. Türkiye'de nerde ormancılık yapılması, turizm yapılması üzerine bir arazi kullanım politikası yok. Tarım arazisi sanayi için kullanılıyor, sanayi alanlarında kentleşmeye gidiliyor, kentleşme alanları başka şeyler için kullanılıyor. Ormancılık yapılması gereken yerde meracılık yapılıyor. Bu anlayış tamamen değiştirilmeli.
- Köy korucularının orman muhafaza memuru olarak görevlendirilmek istenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orman muhafaza memurları var. Eğitim aldıktan sonra altyapı çalışmalarında kullanılıyor. Ancak korucuların alınması gibi bir düşünce ters bir düşünce. Onlar sadece silah konusunda eğitim almışlar. Ormanlar silahla korunamaz, bilinçle korunur.
www.evrensel.net