DİSK Genel Kurulu'nda

   Emekli-Sen'e düşen görevler

DİSK Genel Kurulu'nda
   Emekli-Sen'e düşen görevler
Gazi Akmeşe - Emekli-Sen Beyoğlu Şubesi Sekreteri
Sendikal mücadelenin bugün içinde bulunduğu tıkanıklığın bir çok nedeni tartışıldı yazıldı. Sıkıntılar; örgütlenmeyi engelleyen yasalara, sermayenin saldırılarına, siyasi iktidarın anti-demokratik uygulamalarına hatta işçilerin örgütlenmesine sahip çıkmamasına bağlandı. Ama sendikal kadrolarda yer alanların bu tıkanıklıktaki payı hiç tartışılmadı. Kadrolara ilişkin tartışmalar genel kurullarda kişiselleştirilmiş kısır tartışmalarla sınırlı kaldı. Tartışmalar seçime endekslendi. Birileri kaybetti. Birileri kazandı. Ama sonuç değişmedi. Sendikalar kan kaybetmeye devam etti. Bizler bugün geldiğimiz noktada önce kendimizi tartışmalı, neşteri artık kendimize vurmalıyız. Sınıfa karşı içinde bir parça sorumluluk taşıyan herkesin bu özeleştiriyi bir an önce yapması gerekiyor.
İşçi ve kamu çalışanları sendikalarının konfederasyonlarını, bağlı sendikaları, hepsinin şube ve bölge yönetimlerini birlikte düşünecek olursak bugün onbirlerce insanın sendikalarda çalıştığını görürüz. Sendikaların idari ve uzman kadrolarında çalışanlarla birlikte bu sayı 30 bini aşmaktadır. Bu, ülkemizde bir çok iş kolunun toplam çalışan sayısından fazladır. Bir başka deyişle bugün ülkemizde sendikacılık bir sektör halini almıştır. Kadrolarına ücret ve statü olarak çok geniş olanaklar sunan bir sektör. Eskilerin deyişiyle sendikacılarımızın artık "parası pul karısı dul" da değildir. Sendikacılıktaki kıdem ortalamalarına bakıldığında sendikacılarımızın bu sektörde çalışmaktan ne ölçüde memmun oldukları daha iyi anlaşılır.
Peki işçiler sendikacılardan memmun mudur?
Görevleri üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak, sendikal mücadelenin önünü açmak, demokrasi mücadelesinin gelişimine katkı sunmak olan sendikacılarımızın bu görevlerini ne kadar yerine getirdikleri ortadayken böyle bir memuniyetten söz edilebilir mi?
Elbette hayır.
Bu olumsuzluğun iki tarafı var. Seçenler ve seçilenler. Sendikal mücadele kan kaybederken, bu kayıpta sorumluluğu olanların hâlâ seçiliyor olması, seçenleri de aynı oranda sorumlu kılmaktadır. Bu sonuçlardan sendikal mücadeleyi meslek edinen, geçim kapısı olarak gören sendikacılar ne kadar sorumlu ise seçtiklerini denetlemeyen işçiler de o kadar sorumludur. Çalışanlar kendi ücretlerinin beş-on katı ücret ödeyerek, her yıl makam arabalarını değiştirerek, temsil gideri harcırahı, özel hizmet tazminatı ödemeleriyle paraya boğarak kendi içlerinde çok ayrıcalıklı bir zümre yaratmışlardır. Elbetteki tüm bu olumsuzlukları reddeden, önüne kişisel çıkarlarını değil, sınıfın çıkarlarını koyan sendikal kadrolarımız da var. Ancak sayılarının hızla azlığıda bir gerçek.
Emekli-Sen üyelerine bu anlamda büyük görev düşüyor. Çünkü bugünün Emekli-Sen üyeleri mücadelenin onurlu geçmişinin yaratıcılarıdır. Onların sınıfa anlatacakları çok şeyi ve anlatmak gibi de bir sorumluluğu vardır. Önümüzdeki DİSK Genel Kurulu bizler için bir fırsat, DİSK'in demokratik sınıf ve kitle sendikacılığını devrimci geleceğini diriltmek için bir fırsat. DİSK üyeleri bu genel kurulda emekçi kimliğini kaybetmiş bir tek insanın bile seçilmesine izin vermemelidir. DİSK, sendikal mücadelenin önünü açmak için işlerin, emekçilerin örgütü yapılmalıdır.
DİSK üyeleri ile bütünleşmiş emekçi duruşunu ve bakışını öz edinmiş, uzlaşmayı değil kazanmayı önüne hedef koyan kadrolarda kimliğini kazanacaktır. DİSK'İn bu kimliği sendikal hareketin önünü açacaktır.
www.evrensel.net