Ufuklardaki nazenin balon konusu

Bir zamanlar, yaklaşık yüz yıl kadar önce olmalı, "şiirin gökyüzüne yükselen nazenin bir balon" olduğu yazılmıştı. Bugün gülerek andığımız bu tanım, şiirin seçkinliğini belirtmek için yapılmış kuşkusuz.

Ufuklardaki nazenin balon konusu
Sennur Sezer
Bir zamanlar, yaklaşık yüz yıl kadar önce olmalı, "şiirin gökyüzüne yükselen nazenin bir balon" olduğu yazılmıştı. Bugün gülerek andığımız bu tanım, şiirin seçkinliğini belirtmek için yapılmış kuşkusuz. Her sanat bir yana, şiir seçkindir bizim insanımız için. Tanrısal bir nitelik görülür onda. Bu yüzden, yaşı, uğraşı ne olursa olsun, şiirden de anlamak, yazmak kimileri için bir övünçtür. Buna karşın, şiiri bir gençlik hastalığı sayanlar, ciddiye almayanlar da çoktur. Elbet ben iki yandan da olmadığımı belirtmeliyim. Şiir, bütün sanat dalları gibi bir sanat dalıdır ve ciddi bir iştir. Önünde sonunda özgürlük ister. Dileyen dünya görüşüyle bezer dizelerini, dileyen "bağımsız" duygularıyla... Ne var ki, son günlerde "göklerin nazlı balonu", "eti için değerlendirilemeyecek bülbül" yeniden gündemde. Nelerin şiir konusu olup nelerin olamayacağı tartışılıyor ciddi ciddi.
Şiire kısıtlama
Bu tartışmanın şiire bir kısıtlama olduğu akla bile gelmiyor ya, neyse. Şiir konusuyla, gazete haberi kıyaslaması bana ilginç geldi. Gazete haberi olabilecek şeyler, şiirle anlatılmazmış. Arada, anlatımcı (öyküsel) şiirin gerçek şiir olamayacağı, çünkü şiirin istediği iki anlamlılık, düş genişliği vb. tanımadığı, birebir anlaşılacağı, benzeri iddialar da var. Ama öncelik gazete haberi-şiir ilişkisinde. Bu konuda yazanlar, gazete haberi konusunu fazla açıklamadıklarından hangi olaylar gazete haberi olabilir düşünelim:
İşkencede ölen bir genç, savaşta ölen bir genç, savaşta ölen bir çocuk, depremde bütün ailesini yitirmiş bir bebek; aşk yüzünden aklını yitiren kız, aldatılmış delikanlının öc hayalleri, iş kazaları. Tutsaklık, gezi, yeni bir koku, her mevsim açan bir gül...Gazete haberi olmayacak bir konu var mı?
Şiir kitapları ticari sayılmıyor
Şiir tarihimizi bu gözle elden geçirdik mi ortada ne şair, ne şiir kalır. Gençlik bulanımlarının, orta yaş çıkmazlarının incelendiği bilimsel toplantılar bile gazete haberidir. Bu yüzden, "Beni Anlamıyorlar" başlıklı şiir de yazılmamalı...
Biliyorum, şiir üstüne bunca tartışılacak bir olay da yok. Şiir kitapları, resmen ticari sayılmıyor artık. Seçkin kitap dükkânları "şiir kitaplarının raf ömrünün kısa olduğu" gerekçesiyle, en saygın ya da en popüler yayınevlerinin bastığı şiir kitaplarını bile almıyorlar. Uzun ömürlü süt paketlerini taze süte yeğler bir tavır doğdu. (Bu durum bütün edebiyatı kapsıyor aslında.) Pazaryerleri, kitap işportacıları zaten şiire yüz vermiyor. Şiir CD ile amatör dergiler arasına sıkıştı. Şimdi şiirin ne olup ne olmadığı tartışmasının sebebi ne ola?
Siyasal şiire karşıysanız bunu yazın. Anlaşılır. Sanatın, özellikle şiirin bir dünya görüşü taşımasını istemiyorsanız bunu da söyleyebilirsiniz, anlarız. Ama gazete haberiyle şiir konusunu karşılaştırmayın. Bizim aklımıza ciddi gazeteler geliyor.
Bir de şu var, şiirin gazetelere haber olacak konuları işleyemeceğini söyleyenlerin geçmişte yazdıkları, bugün yazdıklarıyla çelişiyor. İnsan geçmişini yok sayamaz. Ama günah çıkarır, olur biter. Kimsenin, "Aman ben gençliğimin gereğini yaptım, toplumsal konuları işledim, siz yanılmayın" deme hakkı yok. (Böyle diyen yok, keşke açıkça böyle deseler.)
Evet, şiir ufuklarda süzülen nazenin bir balondur. Ne yazık kimsenin ufuklarla uğraşacak hali yok.
www.evrensel.net