Romantizmin doruk noktası

Brahms, 19. yüzyıla kadar gelişen müziğin sentezinde yarattığı bir yükselişin temsilcisi olarak kabul edilir.

Romantizmin doruk noktası
Hasan Çakmak
Brahms, 19. yüzyıla kadar gelişen müziğin sentezinde yarattığı bir yükselişin temsilcisi olarak kabul edilir. Eserleri romantik müziğin son aşamasındaki yükselişin en iyi örneklerindendir. Romantik müziğin en doruk noktasında son noktayı-notayı koyan Brahms'tır dersek yanılmış olmayacağız. Brahms'tan sonra gelen besteciler, klasik, romantik ve klasik öncesi dönemin gelenekçi anlayışından kopup yeni sonuçlara varmak için müziği yeniden ele almada zorlanmışlardır. Çünkü, belki abartı gibi gelecek ama, bu döneme ait müzik akımlarında Brahms yapacaklarının en iyisini yapmış, söylenecek sözleri söylemiştir. Yapılacak tek şey vardı, Brahms'ı aşmak. Yeni üsluplar yaratmaktı. Çağın ihtiyaçlarına uygun müzik yapmaktı.
Bu yazının okuyucuları arasında kaçının Brahms'ı dinlediğini, onun müziğini tanıdığını bilemiyoruz ancak, diyebiliriz ki, onun müziğini dinleyip, diğer müzikçilerin ve bestecilerin müziğiyle karşılaştırdığında, Brahms'ın klasik ve romantik müzik anlatımlarının eserlerinde sentezleştirdiğini, geleneksel beğeniye bağlı kalmasına karşın, hayal gücünün zenginliğiyle derin bir romantik çeşitlemede, o dönemin pek duymadığı-tanımadığı ölçüde geniş ve bağımsızlık kazandırdığını görmüşlerdir.
Müzikte bağımsız dil
Müzikte sade bestelemeye önem vermiş ve müziğin bağımsız dilinden yana kesin tavır almıştır. Bu nedenle daima program müziğine kesin biçimde karşı olmuştur. Ki, böyle bir anlaşışı yok sayarak görmemezlikten gelir. Wagner'in öne sürdüğü savlardan dolayı Avrupa'da müzikçiler ikiye bölünmüş ve birçok çağdaşının 'senfonik şiir'ler, operalar yazdığı bir ortamda, Brahms'ın müziğini çerçeveleyen geleneksel anlayış en üst aşamaya ulaşmıştır.
Beethoven'in etkisi Brahms üzerinde oldukça güçlüydü. Onu aşamayacağı korkusu zaman zaman kendisini sıkıntıya sokuyordu. 40 yaşından sonra senfoniye mehil göstermemesinin sebebini müzik eleştirmenleri buna bağlamaktadırlar. Beethoven ve Brahms'ın "geniş boyutlu formlar karşısında içgüdüsel bir kavrayışı olduğu söylenebilir. Brahms, tema geliştiriminin sadece teknik değil, daha çok düşgücü gerektiğini yapıtlarıyla kanıtlanmıştır. Bu nedenledir ki liedler (halk şarkıları) yazmayı besteciliğin önemli yanlarından biri olarak görmüş ve çok önemsemiştir.
Yalınlık, disiplin ve saflık
Onun müziğinde armonik yapı çoğunlukla çelişkilidir. Ama bu bilinçli bir seçimdir. Bu, onun müziksel ifadeyle zenginliğe-çeşitliliğe verdiği önlemden ileri gelmektedir. Bununla birlikte o dönemde pek de yaygın olmayan kontrpuana (yatay çokseslilik) doğal bir eğilim göstermesinin bir sonucudur. Liedlerinde bazen moda renkler belirginleşirken, atonolite eğilimi de ortaya çıkar.
Tema buluşlarındaki üstün yaratıcılığıyla, biçimleri kullanımı iç içedir. Ve müziğin bu iki temel öğesi birbirlerinden ayrı değildir. Eserlerindeki lirik öğe, tartımsal öğeye göre daha ağırlıklı gözüküyorsa da, onun tartımsal yaratıcılığı oldukça güçlüdür. Kişisel üslubu oturdukça duyarlılığı gelişmiştir. Tutumluluk, yalınlık, disiplin ve saflık üslup olgunlaşmasının önünü açmıştır.
Brahms'ın bir başka yaratıcı özelliği de oda müziğinde gösterdiği başarıdır. Orantı, anlatımda yoğunluk, imgelerde zenginlik oda müziği eserlerine hakimdir. Oda müziği yapıtları içinde gençlik dönemi eserlerinden olan op. 34 fa minör piyonoli beşli onun kristalize olmuş söylemini ortaya koyacak en önemli örnektir.
Halk şarkılarında Brahms, gerek yeteneğini ve gerekse şair ruhunu gençlik yıllarında yayınlanan (1853) op. 3 altı şarkısıyla kanıtlamıştır. Bestelediği halk şarkıları albümlerinin tarihlerine baktığımızda, sanat yaşamının her döneminde halk şarkılarına büyük bir önem vererek bestelediğini görürüz. Halk şarkılarının yalınlığına ve saflığına inanan besteci, 'Strophenlied'den (kıtalardan, bentlerden oluşan geleneksel şarkı şiirleri) yana tavır almış, Clara'ya yazdığı bir mektupta (1860) 'Lied'in kendi doğal yörüngesinden çıkartılmak istendiğini, idealin halk şarkılarında olduğunu' belirtmiş ve halk şarkıları üzerinde ciddiyetle durulmasından yana tavır almıştır.
Macar müziğine ilgi
Alman halk şarkılarına verdiği önem kadar, Macar geleneksel müziğine de yönelmiştir. Dans, balat, rapsodi, romans, fantezi başta olmak üzere, çok sayıda koro eserine bu kaynaktan beslenerek bestelemiştir.
Son sözü, kaynak olarak da yararlandığımız Piyanist ve Müzik Eleştirmeni Leyla Pamir'e bırakıyoruz: "Yitirilmiş olana duyulan bu esef ve burukluk Brahms'ın duygu derinliğiyle o denli yoğunlaşmıştır ki, klasik geleneğe öykünen başka hiçbir besteci bu yoğunluğa erişememiştir. Ve denebilir ki Brahms, bu eseften ve geç doğmuşluğundan kaynaklanan bir müziği bestelemiş ve kendisinden sonraki yapıtlarda klasik müziğe yapılan göndermeler, ancak alay, ironi yoluyla gerçekleşebilirmiştir." (Müzikte Geniş Soluklar)
www.evrensel.net