Putin

Putin'in Uzakdoğu seferi

Rusya lideri Vladimir Putin, Çin'de sıcak karşılandı. Çin Devlet Başkanı Zemin ile biraraya gelen Putin, ABD'ye karşı biri askeri, diğeri siyasi iki ayrı belgeye imza koydu. Güçlenen Çin-Rusya ittifakı ABD'yi tedirgin ediyor.

Putin'in Uzakdoğu seferi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin dış politikasının dünyadaki stratejik öneme sahip bütün taraflarıyla masaya oturacağı bir haftalık dış politika maratonuna Çin'de başladı. Japonya, Çin ve İran gibi ülkelerle ilişkilerini yeniden güçlendiren Rusya'nın Putin'in devlet başkanlığındaki manevraları, ABD yönetimi tarafından dikkatle izleniyor. Rusya lideri Putin ise, gittiği her ülkede ABD'nin 'tek kutuplu dünya' görüşünün gerçekçi olmadığını dile getrmekten geri durmuyor. Daha önce ABD Savunma Bakanı William Cohen'i "ABD Dünya Barışını Tehdit Ediyor" başlıklarıyla karşılayan Çin basını, Rusya lideri Putin'e büyük ilgi gösterdi.
İki belge imzalandı
Putin, hafta sonu tatili yaptığı Soçi'den ayrılarak Pekin'e geçti. Burada oldukça sıcak karşılanan Putin, dün Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin ile resmi temaslarına başladı. Zemin, dün sabah Pekin'deki Halk Toplantı Sarayı'nda Putin'i resmi törenle karşıladı. Zemin ve Putin, görüşmeden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında, ikili ilişkiler ve çeşitli alanlardaki işbirliği konularını dostane bir hava içinde ele alarak fikir birliği sağladıklarını belirttiler. İki ülke arasında iki önemli belgenin imzalandığı da basına duyuruldu. Bu belgelerden biri ABD'nin hegemonyacı dış politikasına karşı iki ülkenin ortak mücadelesi üzerine. İkinci belge ise askeri konuları kapsıyor. Jiang Zemin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık ilişkilerinin iki tarafın ortak çabalarıyla daha da derinleştirileceği konusundaki inancını dile getirirken, Putin, Rusya'nın uluslararası ilişkilerde ve güvenlik, ekonomi alanlarında Çin'le işbirliğini başarıyla sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi.
Görüşmelerin sonunda, iki liderin imzaladığı "Pekin Deklarasyonu" yayımlandı. Deklarasyonda, iki ülkenin stratejik işbirliği temelinde iyi komşuluk ve dostluk ilişkilerini artıracağı, karşılıklı yarara dayalı ekonomik işbirliğini genişleteceği ve dünyanın barış ve istikrarını korumak için ortak çaba harcayacağı belirtildi.
Şanghay Beşlisi
İki ülkenin dünyanın çok kutuplu yönde gelişmesi sürecini hızlandırmak için Birleşmiş Milletler'in ve Güvenlik Konseyi'nin uluslararası konulardaki yönlendirici rolünü korumak için ortak çaba harcayacağı kaydedilen deklarasyonda, Çin ve Rusya'nın, "Şanghay Beşlisi" mekanizması çerçevesindeki işbirliğini kapsamlı bir şekilde ilerleteceği bildirildi.
Deklarasyonda, Çin ile Rusya'nın, iki ülkenin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruma konusunda birbirine destek vereceği ve "bölücülük, aşırı dincilik ve uluslararası suç" faaliyetlerine darbe indirmek için somut önlemler alacağı ifade edildi. Deklarasyondaki bu madde, Çin'in Rusya'nın Çeçenya politikasına destek verdiği şeklinde yorumlandı. Rusya tarafı, Tayvan konusunda Çin'e tam destek vereceğini de bildirdi. Ekonomi, ticaret, bilim, teknoloji ve savunma teknolojisi alanındaki işbirliğinin kapsamlı bir şekilde geliştirilmesinin, ilişkilerin derinleştirilmesindeki önemine işaret edilen deklarasyonda, iki tarafın doğalgaz boru hattı yapımı, petrol ve doğalgaz çıkarma çalışmaları alanındaki işbirliği imkânlarını araştıracağı belirtildi. Pekin Deklarasyonu'nda, iki ülkenin, bazı bölgelerdeki sınır belirleme çalışmalarını hızlandıracağı ve bu süre içinde bu bölgelerdeki statükoyu koruyacağı da belirtildi.
Kuzey Kore
Rusya lideri, Çin'deki temaslarının ardından, yine ABD-Rus ilişkileri açısından önem taşıyan Kuzey Kore temaslarına başlayacak. Kuzey Kore, füze ve nükleer programı nedeniyle, ABD'nin ABM sistemini değiştirmeyi amaçlayan politikalarına en önemli gerekçeyi oluşturuyor. Moskova'daki son Putin-Clinton zirvesinin ardından Clinton, kendi ulusal füze savunma sistemlerinin kurulması planlarına gerekçelerden biri olarak bu ülkeyi göstermiş, Kuzey Kore'nin 5 yıl içinde ABD'yi füzeyle vurabilecek konuma gelebileceğini belirtmişti. Clinton, "Bu nedenle kendi ulusal füze savunma sistemini kurmalı ve ABM'yi günün koşullarına uyarlamalıyız" demişti. Clinton-Putin zirvesinde, taraflar, ABD'nin niyetlerini karşılıklı olarak tartışmayı sürdürme kararı almışlardı, zirvenin ardından da Putin'in Kuzey Kore ziyareti ilan edilmişti. Ancak haziran ayında Kremlin Sarayı'ndan yapılan açıklamalarda, Rusya Devlet Başkanı'nın, "füze programı konusunda Kuzey Kore'yi ikna etme gibi bir niyetinin olmadığı" belirtilmişti. Putin, Uzakdoğu turundan önce Çinli ve Japon gazetecilere hafta sonunda yaptığı açıklamalarında da, ''Kuzey Kore sorunu, bizim önerdiğimiz ve füze teknolojinin yayılmasına karşı dünya çapında kurulmasını istediğimiz kontrol sistemi çerçevesinde çözümlenebilir. Ayrıca Kuzey Kore'ye gerçek güvenlik garantileri verilirse, bu ülke füze programını bırakma imkânına kavuşabilir" dedi.
Putin'in Kuzey Kore temaslarında, bu ülkeyi ABD lehine ikna etmekten çok, ikili ilişkilerin geliştirilmesine önem verilmesi planlanıyor. Kuzey Kore ise ABD'nin yüklü bir tazminat ödemeyi kabul etmemesi halinde füze programından vazgeçmiyor.
G-8 Zirvesi
Kuzey Kore'deki görüşmelerinin ardından Rusya'nın uzakdoğu bölgelerine geçecek olan Putin, 21 Temmuz'da batılı ülkelerle masaya oturacağı, Okinawa G-8 Zirvesi için Japonya'ya geçecek. Putin'in Japonya'da ayrıca ABD Başkanı Bill Clinton ile yapacağı zirve, iki liderin geçen ay başında Moskova'da yaptıkları ve füze karşıtı füzelerin sınırlandırılmasını öngören 1972 tarihli Anti Balistik Füze Antlaşması'nın gözden geçirildiği, ancak görüş ayrılıklarının giderilemediği zirvenin devamı niteliğinde olacak. Rusya Devlet Başkanı'nın Çin ve Kuzey Kore'deki temaslarından çıkacak sonuçların, G-8 zirvesi ve Putin-Clinton zirvesi üzerinde de etkili olması bekleniyor.
Rusya, siyasi ve askeri alanda sürdürdüğü bu doğu-batı denge politikasına karşılık, ekonomik alanda batının tam desteği peşinde. 1998 krizi sonrasında Uluslararası Para Fonu (IMF) desteği kesilen Rusya, IMF'nin kredi verme ilkelerinin değiştirilmesi sonucu mali yardımları alma umudunda. Rusya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Aleksey Kudrin, yaptığı açıklamada, "Okinawa zirvesinde, IMF'nin kredi ve mali politikaları da gözden geçirilecek. IMF'nin, başta geçiş dönemi ekonomilerini kredilendirmesi olmak üzere, kredi verme politikalarında ve ilkelerinde değişiklikler yapılması tartışılabilir. Bu politika değişikliğinin Rusya ve IMF ilişkilerini nasıl etkileyeceği ile ilgili konuşmak için ise henüz erken'' dedi. Kredi konularında Rusya'nın daha rahat bir döneme girmesini isteyen Putin, geçtiğimiz hafta iç borçlanmaları durdurmuştu.
www.evrensel.net