Üniversiteden mücadele çağrısı

Üniversiteden mücadele çağrısı

ÖES Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, YÖK'ün antidemokratik ve baskıcı yüzünü kınamak için yapılan toplantıda, öğrencilerin özel üniversitelere yönlendirilmek istendiğini belirtti.

Üniversiteden mücadele çağrısı
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES), Öğretim Üyeleri Derneği (ÖÜD) ve Eğitim-Sen, YÖK'ün 19 yıllık uygulamalarını ve en son Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü seçimlerinde kendini gösterdiği baskıcı ve antidemokratik tutumlarını, bir basın toplantısı yaparak protesto etti. Toplantıda, YÖK içindeki siyasi kadrolaşmaya tepki gösteren öğretim üyeleri, Anadolu üniversitelerindeki baskıları da kınayarak: "Kapısından resmi ideolojinin girdiği bir üniversite çıkmaza girer" dediler.
ÖES Genel Başkanı Doç. Dr. Hayri Kozanoğlu, ÖES İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, ÖÜD Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin ve Eğitim-Sen 2 No'lu Şube Başkanı Alaattin Dinçer'in katıldığı basın toplantısında ilk konuşmayı Hayri Kozanoğlu yaptı.
Kozanoğlu sözlerine, basın toplantısının bilimle değil YÖK'ün antidemokratik uygulamalarıyla ilgili olmasından üzüntü duyduklarını belirterek başladı. YÖK'ün antidemokratik uygulamalarının en son Dokuz Eylül Üniversitesi'nde kendisini gösterdiğini söyleyen Kozanoğlu, tepkilerinin Dokuz Eylül Üniversitesi'nin rektörlük seçimleri için cumhurbaşkanına yüzde seksen oy alan kişi yerine, 1 oy alan kişinin aday olarak gönderilmesinden kaynaklandığını söyledi.
Öğrenciye özelleştirme tuzağı
Öğretim elemanlarının üniversitede öğrencisiyle, öğretim görevlisiyle, personeliyle tam katılımlı bir demokrasi istediklerini söyleyen Kozanoğlu, "Yakın dönemde üniversite sınavları yapıldı. Öğrenciler şimdi tercihlerini yapacaklar. Bu sorunlar özelleştirmeyle paraleldir. Özel üniversiteleri, vakıf üniversitelerini ön plana çıkararak öğrencileri buraya yönlendirmek, kamu üniversitelerini kaos içinde göstererek öğrencilerin tercihlerini özel alanlardan yana etkilemek istiyorlar" dedi. YÖK'ün baskıcı tutumlarını kınayan Kozanoğlu, cumhurbaşkanının kararını öğretim görevlilerinin oyları doğrultusunda alıp, bu konuda hukuki adımlar atacağını umduğunu belirtti.
Dinçer: YÖK diyet ödüyor
Kozanoğlu'nun ardından söz alan Kadir Erdin, YÖK'ün aşırı merkeziyetçi yapısının değiştirilmesini istediklerini söyleyerek, "Biz Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeki arkadaşlarımızın tepkilerine destek olmak için buradayız, YÖK'ün rektör ve dekan seçimlerinde devre dışı kalmasını istiyoruz" dedi. Katılımcı demokrasiden yana tutumlarını sürdüreceklerini belirten Erdin'in ardından Alaattin Dinçer konuşmaya başladı. YÖK'ün 12 Eylül'le birlikte bütün topluma giydirilen deli gömleğinin üniversitedeki ayağı olduğunu söyleyen Dinçer, YÖK'ün gerici-ırkçı kadrolaşmasına tepki gösterdi. YÖK'ün Meclis içindeki partilere diyet borcunu ödemek için kadrolaşmaya gittiğini söyleyen Dinçer, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde açığa çıkan bu durumun bütün üniversitelerde ve devlet kurumlarında yaşandığına dikkat çekti.
Anadolu üniversitelerinde baskı had safhada
Basın toplantısında son konuşma Tahsin Yeşildere tarafından yapıldı. Üniversiteye resmi ideolojinin girmesinin üniversiteyi çıkmaza sokacağını söyleyen Yeşildere, üniversitelerdeki kadrolaşma sorunuyla ilgili olarak konuşmadan önce Gürüz'ün günlük bir gazetede yayınlanan "Ben Bahçeli kadar milliyetçiyim" başlıklı röportajını gazetecilere gösterdi. "Üniversitelerimizde kadrolaşma o kadar üst düzeydeki demokrat bir öğretim görevlisi olan Cengiz Arın'ın görevine son verilirken, darbeci olarak bilinen bir profesör Anayasa kürsüsü başkanı yapılabiliyor" diyen Yeşildere, YÖK'ün Anadolu üniversitelerine olağanüstü bir baskı uyguladığını ve bu baskılar nedeniyle oradaki arkadaşlarının demokratik haklarını bile kullanamadıklarını açıkladı. Toplantıda dağıtılan basın açıklamasında 'özgür, üreten, katılımcı, demokratik ve özerk üniversite' için tüm öğretim elemanları dayanışmaya ve tepki göstermeye çağrıldı.
www.evrensel.net