Havayı ve suyu çalıyorlar!

Havayı ve suyu çalıyorlar!

Çavuşbaşı beldesi, İstanbul'un önemli su havzalarından birine kurulu. Orman alanı olan beldede, 'yasal' boşluklar 'yasadışı' bir talanın aracı yapılıyor. "Orman köylüsü" gibi gösterilen zenginlerin mantar gibi diktiği villalar hem kentin nefes almasını sağlayan ormanları, hem de içme suyu kaynaklarını tehdit ediyor.

Havayı ve suyu çalıyorlar!
Muzaffer Özkurt - Mustafa Kara
Su sıkıntısı çeken İstanbul'un kısıtlı içme suyu kaynakları ve az sayıdaki orman alanı, villaların tehdidi altında. Elmalı Barajı su toplama havzasında bulunan Çavuşbaşı beldesinde yaşanan yapılaşma da, İstanbul'un içme suyu kaynaklarına ve orman alanlarına yönelmiş en büyük tehditlerden biri.
Orman alanı olan bölge bugünlerde yoğun bir yapılaşma yaşıyor. Akarsu kenarına kadar inen, orman alanı içinde yapılan yüzlerce villa, "orman köylüsü"nü koruma amaçlı yasaların nasıl "talan aracı" haline getirildiğini gözler önüne seriyor. Yöreyi bilenler ya da kısa süre önce gelmiş olanlar bile yetişemiyor, yükselen vilalların hızına. Ve elbette, İstanbul'un en büyük içme suyu kaynaklarından birinin üzerinde...
Asfaltlı yollar villalara çıkıyor
Orman yangınlarının verdiği onarılmaz yaraların ardından, "Söndürme ekiplerinin gideceği yol yoktu" diyenlerin, Çavuşbaşı'nda boş durmadığı ortada. Burada ormanların içinden geçen çok sayıda yol var ve çoğu yeni asfaltlanmış. İlginç olan tüm asfaltlı yollar ya bir villaya ya da villa inşaatına çıkıyor oluşu. Siteler halinde ya da büyük malikhaneler olarak yükselen villların, tapuları dahi olmadığı halde, önüne kadar asfalt yol getirilmesi ihmal edilmemiş.
Villa ve sitelere ulaşmak için, yeni yapıldığı siyahından anlaşılan asfaltı izlemek yetiyor. Yolun ikiye ayrıldığı bir çatalda, bir an tereddüt ediyoruz, ama asfalt bizi yörede yaşayanların bile bilmediği yepyeni bir sitenin hemen hemen tamamlanmış inşaatına götürüyor. Yemyeşil ağaçlarla bezeli bir yamaca kurulmuş bir site bu. Asfaltsız yol ise, inşaatı süren villalara gittiği için halen inşaat halinde!
Orman 'başka eller'de...
Yüksek duvarlar ve tel örgülerle çevrili villalar, "orman köylüsü"nü koruma amaçlı olarak köylülere devredilen arazilerin, "başka eller"in eline geçtiğinin kanıtı. Tümünün geniş garajları ve son model lüks arabaları var. Çavuşbaşı, bu görünümü ile "orman köyü"nden çok, "tatil köyü" izlenimi bırakıyor insanda... Asfaltsız yollarda "Yavaş geç, toz kalkar" ibareli levhalar arasında ilerliyoruz. Villalara çıkan yeni asfaltlı yolların kenarları ise, "Doğayı ve yeşili koru" türünden uyarılarla dolu. Tek tük yıkılmış binalara, belediyenin yıktığı binalara da rastlanıyor Çavuşbaşı'nda. Ama, yüzlerce villa içinde birkaç taneyi geçmiyor bunlar.
Değişiklik talanı getirdi
Orman alanı, su havzasının 300 metre mutlak koruma alanı, 1000 metre 1. derece koruma alanı, kesinlikle yapılaşma yasak oluşu vs. vs. yasa maddelerinin yok sayıldığı Çavuşbaşı'nda, villa sahipleri 6831 sayılı Orman Yasası'ndan yararlanıyorlar. ANAP'lı Işılay Saygın'ın girişimleriyle, bu yasanın 2 / B maddesinde yer alan "orman içindeki köylülerin kısmen ya da tamamen yerleştirilmesi maksadıyla orman olarak muhafazasında yarar görülmeyecek yerlerin orman alanı dışına çıkartılmasını ve fıstıklık, bağ bahçe, tarla gibi yerlerin orman köylülerine verilmesi" hükmüne, "şehir, kasaba ve köy yapılarının olduğu yerler" de eklendi. Bu değişiklik, orman alanında yapılaşmanın önünü açtı. Villa sahipleri, kendilerini orman köylüsü gibi göstererek, orman alanına yaptıkları binalara tapu alma uğraşına başladılar. Örneğin, aynı bölge ve aynı durumdaki Çekmeköy'de üretilen 5000 parsel arsaya tapu dağıtıldı. Çavuşbaşı'nda da parsellemenin yapıldığı, ancak tapuların verilmediği belirtiliyor.
Minareyi çalan...
Villa sahipleri tapularını almak ve binalarını kurmak için gerekli hazırlıkları da yapmıyor değiller. Minareyi çalan kılıfını da hazırlıyor. Bu bölgede arsa alabilmek için beş yıldır burada kaldığını ispatlaması ya da orman köyü nüfusuna kayıtlı olması gerekiyor. Orman alanı dışına çıkartılarak ev izni verilecek yerin ise 31 Aralık 1981'den itibaren orman özelliğini bilim ve teknik yönünden kaybetmesi gerekiyor.
Genellikle muhtarların yardımını alan villa sahipleri kendilerini orman köylüsü olarak göstererek metrekaresi 400 bin ile bir buçuk milyon lira arasında değişen rakamlarla buralardan arsa alıyorlar. Tanesi 250 bin dolar eden villa kentlerin boy boy yükselmesi sonrası bu arsaların metrekaresi de 100 dolara satılabiliyor.
Kamulaştırılması gerekiyor
Orman Kadastro Komisyonu'nun raporu ile orman alanı dışına çıkan yerler belirleniyor. Bu rapor ilgili Tapu Kadastro Müdürlüğü'ne gidiyor ve burada onanıyor. Daha doğrusu hiçbir değişiklik yapmadan onanmak zorunda. Orman alanı dışına çıkartılarak "orman köylüsü"ne verilen bu araziler 20 yıl süre ile satılmaması gerekirken, bu kural pek işlemiyor. İşlemeyen tek kural bu da değil. Elmalı Barajı su toplama havzası üzerinde bulunan 0-300 metre mutlak ve 300-1000 metre kısa mesafe koruma alanına hiçbir şekilde yapı yapılmaması gerekiyor. Üstelik bu bölgelerin kişilere devredilmesi bir yana Çevre Bakanlığı ve İSKİ yönetmeliğince bir program dahilinde kamulaştırılması gerekiyor. Ancak Çavuşbaşı'da Elmalı Barajı'nda suya sıfır villalar bu kuralında pek takılmadığını gösteriyor.
Yolsuzluk davası sürüyor
Öte yandan, Çavuşbaşı'nda en son olarak yapılan çalışma sonunda Or-Köy, muhtar ve Beykoz Belediyesi Tapu Kadastro'nun yolsuzluk yaptığı ortaya çıkmış ve birçok memur görevinden alınmıştı. Bu kişiler hakkında açılan davalar halen sürüyor.
Harita Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi de Çavuşbaşı'ndaki orman ve su havzası talanını yakından takip ediyor. Harita mühendisleri, bölgede yaşanan yapılaşmanın kentin doğal güzelliklerini yok edeceğini, havasını kirleteceğini ve su kaynaklarını olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.
www.evrensel.net