Kudüs formülleri masada

Filistin Özerk Yönetimi Lideri Yaser Arafat ile İsrail Başbakanı Ehud Barak, ABD gözetiminde yaptıkları zirvede pazarlık maddelerini masaya yatırdı.

Kudüs formülleri masada
Filistin Özerk Yönetimi Lideri Yaser Arafat ile İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında dördüncü gününü tamamlayan görüşmeler Washington yakınındaki Camp David tatil yerinde kapalı kapılar ardında devam ediyor. Heyetlerin temasları devam ederken, Barak ve Arafat arasında yapılan ikili görüşmenin sonucu konusunda herhagi bir açıklama yapılmadı. Ancak özellikle İsrail basınına sızdırılan haberler tarafların masada ortaya koydukları formüller hakkında ipuçları veriyor.
İsrail basınında çıkan haberere göre, Barak'ın "Doğu Kudüs'e geliştirilmiş otonomi" verilmesini öngören planı eğitim ve belediye hizmetleri konusunda Filistinlilere özerklik tanıyor. İsrail'in kontrolünde bulunan Mescid-ül Aksa'nın ise, açılacak bir koridorla Filistin egemenliğine devredilebileceği belirtiliyor. Kudüs çevresindeki 3 Yahudi yerleşim merkezinin İsrail kontrolünde kalması karşılığında da Filistinlilerin yaşadığı 3 bölge Filistin yönetimine verilecek. Barak bu fomülle Kudüs'ün bölünmeden Filistin tarafına sınırlı egemenlik verilebileceğini öne sürerek Filistin planının önünü kesmeye çalışıyor.
Arafat formülü
Arafat ise Kudüs'ün ortasındaki surlarla çevrili eski kentin Mescid-ül Aksa'yı da içeren Müslüman ve Hıristiyan bölgelerini kontrol etmek istiyor. Arafat'ın planına göre, eski kentin 3 kapısını İsrail, diğer 3 kapısını ise Filistin Yönetimi kontrol edecek. Filistin köyleri Beyt Hanina ve Şohofat eski kentle birleştirilecek, karşılığında kent çevresindeki Mualah Adumim dışındaki Yahudi yerleşim merkezleri İsrail kontrolünde kalacak. Doğu Kudüs'ün büyük ölçüde Filistin kontrolü altına girmesi anlamına gelen bu formülün İsrail heyeti tarafından kolay kolay kabul edilmeyeceği belirtiliyor.
Zirvenin hassas gündemlerinden birini oluşturan mülteciler konusunda ise Filistinli mültecilerin topraklarına dönmesi gündeme gelmezken, sorun temel olarak BM denetimine bırakılıyor;
Barak'ın planına göre, mülteciler sorunu BM'ye devredilecek ve BM'nin yetkili kurumları 1948'de yerlerinden olan Filistinli mülteciler ve Arap ülkelerinden atılan Yahudilerin tazminat talepleriyle ilgilenecek. Oluşturulacak fona, İsrail ve zengin ülkeler katkıda bulunacak. İsrail, mültecilerin geri dönüş hakkını kesinlikle kabul etmeyecek, ancak 1949'da oluşturulan 'aile birleşmesi' programını yeniden başlatmayı kabul edecek.
Geri adım atabilir
Arafat'ın ise İsrail'in mülteciler konusunda sorumluluk kabul etmesi ve tazminat isteklerinin karşılanması koşuluyla geri dönüş hakkından vazgeçebileceği belirtiliyor. Arafat, mültecilerin tazmin edilmesi ve barış anlaşmasının uygulanabilmesi için 40 milyar dolar yardım istiyor.
ABD Başkanı Bill Clinton ve Dışişleri Bakanı Madeleine Albright dönüşümlü olarak müzakerelerde yer almaya devam ediyor.
Zirveye Bush müdahalesi
ABD kontrolünde devam eden Ortadoğu görüşmelerinin kaç gün daha süreceği açıklığa kavuşmazken, ABD'nin yeni başkanlık adaylarından George W. Bush'un danışmanlarını kullanarak İsrail delegasyonu ile bağlantıya geçmesi gizli devam eden zirveyi daha büyük bir şaibe altına sokabilecek nitelikte. İnternette New York Post adıyla yayın yapan gazetenin haberine göre, Bush'un dış politika danışmanı ve dışişleri bakanı eski yardımcısı olan Richard Perle, Barak'a bir mesaj göndererek, 'Kudüs'ün gelecekteki statüsünü çözümsüz bırakan bir anlaşmayı kesinlikle imzalamaması' yönünde telkinde bulundu. Barak'a mesajı ileten adamları Yoram Ben-Ze'ev ve Yossi Alpher, Perle'nin, Kudüs sorunun çözülmediği şartlarda Barak'ın Camph David'i terk etmesini istediğini belirttiler.
Bush konuyla ilgili açıklamada bulunmazken Ben-Ze'ev, Bush'un valilik yaptığı eyalet olan Teksas'a gittiğini doğruladı. ABD Senatosu'nda bulunan Demokrat üyeler ise Bush'un son hareketinin zirveyi sabote ettiğini dile getirerek tepki gösterdiler.
www.evrensel.net