En sıcak gün

Türkiye'de dün, son yılların en sıcak günü yaşandı. Birçok ilde değerler gölgede 40 dereceyi geçerken, nisbi nem oranı da yaşamı tehdit eder boyutlara yükseldi.

En sıcak gün
Türkiye'de dün, son yılların en sıcak günü yaşandı. İstanbul'da hava sıcaklığı tüm yılların en yüksek değerine ulaştı. Hava sıcaklığı gölgede, İstanbul Şile'de 44 derece, İzmir'de 42 derece, Antep'te 41 derece, Bursa'da 40 derece, Urfa'da da 43 derece, Ankara'da 35 derece olarak ölçüldü.
Asfalt eriten aşırı sıcaklar günlük yaşamı da teslim aldı. Hükümetin aldığı karar doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarında dün acil durumlar dışında hizmet verilmedi. Sıcaktan kaynaklanan ateş, ishal ve kusma gibi şikâyetlerle hastanelere başvurularda, rekor başvuru oldu. Uzmanlar sık sık, zorunlu olmadıkça güneş altında durulmaması uyarısında bulundular. Sıcaktan bunalan binlerce kişi deniz, nehir ve göletlere hücum ettiler.
Nem bunaltıyor
Uzmanların verdiği bilgiye göre, canlı yaşamını sıcaktan çok, nisbi nem oranının yüksekliği olumsuz yönde etkiliyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verileri ve çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiye göre, yüksek nisbi nem, sıcaklığın etkisini önemli ölçüde artırıyor. Gölgede olmak koşulu ile 30 derece sıcaklık, nisbi nem yüzde 100 olduğunda 44 derece olarak hissediliyor. Güneş altına çıkıldığında, hissedilen sıcaklık 10 derece kadar artıyor.
Nasıl etkiliyor
Hissedilen sıcaklık 54 derece ve üzerine çıkınca, ısı ve güneş çarpması, termal şok ve benzeri sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Hissedilen sıcaklık 41-53 derece arasında olduğunda, güneş çarpması, ısı krampları ve ısı bitkinliği görülebiliyor. Hissedilen sıcaklık derecesinin daha az olması halinde, fiziksel etkinlik ve şartlardan etkilenme süresine bağlı olarak kuvvetli termal stres ile birlikte güneş çarpması, ısı krampları ve yorgunlukları, halsizlik, sinirlilik, dolaşım ve solunum sisteminde rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların genel belirtileri arasında, deri kızarması, su toplaması, şişme, ateş, baş ağrısı, kan basıncında hızlı düşüşe bağlı bayılma, karın kaslarında ve özellikle bacaklarda kramplar, aşırı terleme, vücudun tuz kaybı, baş dönmesi, halsizlik, soluk bir yüz, zayıf ya da hızlı nabız, kusma, uyuşukluk, şaşkınlık ve bilinç kaybı bulunuyor. Isı rahatsızlıklarına ilişkin belirtiler görüldüğünde, etkilenen kişiye eğer deri su toplamamışsa öncelikle duş aldırılması gerekiyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Hava Tahminleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan "İklim Değişikliği ve El Nino" başlıklı kitapçıkta ise, global sıcaklığın, doğal ve insan kaynaklı faktörler nedeniyle 2100 yılına kadar 1-3,5 derece arasında artacağına dikkat çekiliyor. Kitapçıkta, iklim değişikliğinin insan sağlığını direkt etkileyeceği ifade ediliyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tutuklular vahşeti anlattı
Burdur Cezaevi'nde 5 Temmuz tarihinde tutuklu ve hükümlülere yapılan saldırı, olayın tanıkları tarafından avukatları aracılığı ile anlatıldı. Anlatılanlar yaşananların dudak uçurtacak cinsten olduğunu gösteriyor. Dev matkaplarla ve iş makineleri ile girilen cezaevindeki olayların korkunç bilançosu ise şöyle; Veli Saçılık'ın kolu koptu, adı öğrenilemeyen bir kişinin gözü çıktı, iki kadın tutukluya tecavüz edildi, birçoğunun vücudunda ağır kırıklar ve hasarlar meydana geldi. Veli Saçılık'ın kopan kolu daha sonra Burdur sokaklarında dolaşan bir köpeğin ağzında görülmüştü.
Cezaevi yöneticilerinin, "Duruşmalara çıkmıyorlar" gerekçesiyle saldırı emrini verdiği Burdur Cezaevi'nde, tutuklu ve hükümlüler ise farklı şeyler söylüyorlar: "Duruşmaya her götürülüş ve getirilişimizde çırıpçıplak soyuluyorduk. İşkenceye maruz kalıyorduk. Avukatlarımızla görüştürülmüyorduk. Biz de bu şartlar altında gitmeyeceğimizi söyledik. Böylece cezaevi yönetimini protesto ettik."
Suikast silahları
Bu protesto, tutuklulara 5 Temmuz'da saldırı yapılmasının gerekçesini oluşturdu. Olay, tutukluların ağzından avukatları ile gönderdikleri mektuplarda anlatılıyor: "5 Temmuz sabahı, saat 8-8.30 sularında henüz gardiyanlar gelmeden, 3 ve 4'üncü koğuşların kapılarını, mazgalları ve ara malta kapılarını kapattılar. Elektrik ve sularımızı kestiler. Çatılara ellerinde kalaşnikof, G-3 ve Kanas suikast silahı bulunan komandolar yerleştirildi. Her çatıda 3-4 silahlı asker vardı. Aniden, mahkemesi olan 9 kişinin olduğu 4'üncü koğuşun kapısına ses bombası atıldı. Aynı anda çatıdaki askerler söktükleri kiremitleri içeriye atmaya başladılar."
İş makinaları, gaz bombaları...
Saldırı üzerine 4'üncü koğuştakilerin 3'üncü koğuşa geçtiğini anlatan tutuklular, yaklaşık 70 tutuklu olarak barikat oluşturduklarını belirttiler. İçeriye atılan gaz bombası nedeniyle birçok arkadaşlarının uyuştuğunu belirten tutuklular, "Cezaevinde 12 kadar barikat oluşturduk. Bu barikatların üzerinden uzun demir çubuklarla, taşlarla, mazot türü yanıcı maddelerle saldırıyorlardı" dediler. Koğuşlara sürekli olarak ses bombaları atıldığını, tazyikli su sıkıldığını mutfak pencelerelerinin asker ve gardiyanlar tarafından ateşe verildiğini anlatan tutuklular, bulundukları iki koğuşun karşılıklı iki duvarının matkapla delindiğini anlattılar. Ardından bir kepçenin koğuşun dış duvarını delerek, içeriye girdiğini ve üzerlerine doğru hareket ettiğini belirten tutuklular, kepçenin Veli Saçılık'ın kolunu kopardığını söylediler.
Bir de kalaslar saldırdılar
Saçılık'ın kolunun kopmasının ardından içeriye ateş edildiğini ifade eden tutuklular, Sadık Türk adlı tutuklunun başına hedef gözetilerek ateş edildiğini, merminin Türk'ün kafatasını sıyırdığını belirttiler. Tutuklular aynı zamanda, Türk'ün kafatasında aldığı darbe sonucu büyük hasar meydana geldiğini söylediler. Tutuklular, içeriye atılan gaz bombaları nedeniyle fenalaştıklarını, bu esnada asker ve gardiyanların ellerindeki kalaslarla kendilerine acımasızca vurduklarını anlattılar. Tutukluların anlatımlarına göre 1000'in üzerinde kişi cezaevindeki olaylarda görev aldı.
Çırılçıplak nakledildiler
Saldırıdan sonra buradaki 61 tutuklu Bergama, Uşak, Aydın, Gebze, Bursa'daki cezaevlerine nakledildi. Kalan 17 kişiden erkekler Ceyhan'a, kadınlar ise Nevşehir'e nakledildi. Çırılçıplak soyuldukları ve nakillerinin bu şekilde yapıldığı anlatılıyor tutuklu mektuplarında. Tutuklular kendilerine yapılan muayenenin son derece insanlık dışı olduğunu da sözlerine eklediler.
www.evrensel.net