Ecevit'in işaretiyle...

Öcalan'a verilen idam cezasının uygulanmaması konusundaki uzlaşmadan sonra Ecevit'in hedef olarak gösterdiği HADEP'li belediye başkanları tutuklanmıştı.

Ecevit'in işaretiyle...
Yusuf Karataş
Geçtiğimiz ocak ayında, Abdullah Öcalan'a DGM tarafından verilen idam cezasının uygulanmaması konusunda hükümet ortakları arasında varılan uzlaşmadan sonra Ecevit bölge illerindeki HADEP'li belediye yöneticilerini hedef olarak göstermiş ve şubat ayında Diyarbakır, Siirt ve Bingöl'ün HADEP'li belediye başkanları tutuklanmıştı. Aynı Ecevit'in HADEP'i hedef göstererek "Siyasal bölücülüğü" "Bölücü terör"den daha tehlikeli olduğu yönünde açıklamalar yaparak HADEP'le ilişkileri konusunda CHP'yi uyarmasının ardından, aralarında HADEP Diyarbakır İl Başkanı Ali Ürküt ve Diyarbakır Demokrasi Platformu Dönem sözcüsü Ali Öncü'nün bulunduğu 19 kişi on yıl önce öldürülen HEP İl Başkanı Vedat Aydın'ın mezarı başındaki yapılan konuşmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. HADEP başta olmak üzere kimi Kürt çevrelerince "barış süreci" olanrak nitelenen bir süreçte devletin güvenlik güçlerinin Ecevit'in açıklamalarının ardından izlenen tutum, HADEP için de dikkat çekici olmalıdır. Çünkü; gözaltı ve tutuklamaların geçtiğimiz dönem idam tartışmaları ve bugünlerde Kürt sorununun azınlık hakları mı yosa bireysel haklar kapsamında mı "çözüleceği" tartışması yapılırken ve bu konularda Başbakan Ecevit'in yaptığı açıklamalar sonrasında gerçekleşmesi bu uygulamaların "devlet içinde barış sürecinden rahatsız olan marjinal odakların" değil, devletin, en azından Ecevit-Bahçeli-MGK gibi ağırlıkta olan bir yanının tutumunu yansıttığı artık tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır.
Bugün gözaltına alınanlar ister bırakılsın ister tutuklansın; Diyarbakır'a gelişlerinde "kurtarıcı" olarak karşılanan ABD ve Almanya büyükelçileri başta olmak üzere batılı emperyalist güçlerin devletin tutumunu eleştireceğini söylemek kehanet olmayacak. Bir yanda özelleştirmeden zamlara, tarım reformundan GAP'a kadar devletin uygulayacağı her politikayı belirleyenlerin, öbür yanda devletin bu tutumunu eleştireceğini söylemek ilk bakışta çelişkili gibi gözükse de, bu durumun söz konusu güçlerin sorunun "gerçek çözücüsü" ve "kurtarıcılar" olarak görülmelerini pekiştireceği ve Kürt sorununda emperyalist çözümü güçlendireceği dikkate alındığında bu anlaşılır olmaktadır. Bugün Kürt emekçilerine düşen kendilerine karşı oynanan oyunların karşısında uyanık olmak ve bu emperyalist senaryonun figüranı olmayı reddetmektir.
www.evrensel.net