06 Temmuz 2000 21:00

Hitler'e boyun eğen besteci: Strauss

Strauss'un ağzından dökülen övgü dolu sözler Hitler için bir fırsattı. Strauss ve Strauss gibilerin ağzından dökülen övücü sözleri bir propaganda aracı olarak kullandı.

Paylaş
Hitler'e boyun eğen besteci: Strauss
Hasan Çakmak
Bireylerin çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı sosyal çevrenin kültürel şekillenişte önemli bir rol oynadığı bir gerçek. Sosyal çevre, birey üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileriyle-tepkileriyle yaşamı boyunca onun şekillenişinde önemli bir etkiye dönüşür. Strauss'un içinde yaşadığı sosyal çevre (aile ortamı) ortamında aldığı izlerin, yaratıcılığında uzun bir sürekliliği göstermiştir. Çünkü bu katılım, kendi yaratıcılığını etkilediği gibi, kendisinde büyük bir kültür birikimini de oluşturmuştur. Richard Strauss'un kültürel şekillenişi, yaşam koşullarının getirdiği avantajlarla gerçekleşmiştir.
Romantizmin son temsilcisi
Sanatla yakından ilgilenen bir aile ortamında yetişen Strauss, müzik eleştirmenleri tarafından romantizmin son temsilcilerinden biri olarak adlandırılır. Kendisi her ne kadar romantik üsluptan kopmaya ve yeni bir üslup benimsemeye çalışmışsa da bu kopuşu gerçekleştirememiştir. Wagner, Liszt, Berlioz'dan etkilenerek beste yaptı. Bu besteciler içinde esas örnek aldığı kişi Wagner'di. Ancak onu hiçbir şekilde taklit etmedi. Taklitten hep kaçındı. Düşünsel bağlamda ise, Nietzsche'den etkilendi. Bestelemede çok ünlü olmasına karşın, Nazilerin baskılarına boyun eğmesi onun önüne ve sanatsal yaratıcılığına gölge düşürdü.
Strauss çelişkisi
Gençlik dönemlerinde olağanüstü teknik ustalıkla bestelediği senfonik şiirler, onun gençlik ruhunu yansıtır. "Don Juan", "Macbeth" ve "Don Kişot" gibi yapıtlarında gençlik ruhu ve kendi iç dünyasına yönelik bir özelleştiri bakış açısıyla birleştiren sanatçının, bu çalışmalarıyla iki önemli amaç gütmüştür. Romantizmin etkilerinden kopmak, orkestranın anlatım araçlarının daha da zenginleştirmek. Senfonik şiirler üzerine yaptığı değerlendirmelerde, kendisi için "ozansal bir program" duyguları ve düşüncelerini "anlatımı olduğu kadar" bu anlatımlarına bulduğu bir biçim olduğunu söyler. Yanı sıra; "Sanıldığı gibi çoğu zaman sadece yaşam boyunca karşılaştığım olayları anlatmakla yetinemem" diyen sanatçı, böyle tek yönlü bir anlatımla, müziğin ruhuna ters düşeceğini söylemesine karşın, eserlerini somut adlarla bestelemesi (yukarıdaki verdiğimiz örnekler gibi), sanatçının içine girdiği çelişkilerin bir göstergesi olarak görülmektedir.
Operayla kurulan dostluk
Geçmiş dönemini atlatıp, senfonik şiir diline tamamen hakim olan Strauss, Wagner'in müzik dilini aşmaya çalışıp, operada yepyeni bir üsluba ulaşmıştır. Tam da bu dönemde bestelediği "Elektra" operaları, Strauss'un üslubunun doruk noktasına ulaştığnın bir kanıtı olarak ileri sürülmektedir. Bu yapıtla, Strauss, aynı zamanda Lied sanatına da çok büyük bir katkı sağlamış oldu. "Elektra" operasıyla ününü artıran besteci, Hugo Von Hofmannstahl'la uzun yıllar sürecek olan bir dostluk ve işbirliğine girer. Yazar Hofmannstahl'ın katkılarıyla, operaya ideal bir çözüm getirmiştir. Bu ortak çalışmanın bir sonucu olarak yaratılan "Gölgede Kadın" operasıyla insanlığın sorunlarını "tinsel bir alanda, simgelerle anlatmaktadır."
Mahler, Schönberg gibi bestecilerle birlikte müzikte çağdaşlığı temsil edenler arasında adlandırılan Strauss, operalarında betimlemek istediğinin hiçbir niteliğini örtmeden tüm yönleriyle açık ve canlı bir şekilde dinleyicisine sunar.
Hitler'e övgü
Bir besteci ve yorumcu olarak çok başarılı ve üretken bir sanatçı olmasına karşın, Hitler'in 1933 yılında iktidara gelmesi ve sanatçılara baskı uygulaması üzerine, Strauss, bu baskılara boyun eğmiş ve Hitler'e övgü dolu sözler sarf etmiştir. 1934 yılında "Rich Kültür Odası" kongresinde Hitler ve Goebbels'e şu övgü dolu sözleri söylemiştir: "Alman müzik adamları adına size şükranlarımı sunuyorum!... Hitlerin iktidara gelmesi, yalnızca politik değişiklikler gerçekleştirmesiyle sınırlı değildir. Yeni yapılanma, kültür alanında da kendini gösterdi... Hükümet "Reich Kültür Odası'nı yaşama geçirdikten sonra Alman müzik kültürü yeniden canlandı." (Aktaran Mehmet Kaygısız. Müzik Tarihi, Kaynak Yayınları)
Strauss'un ağzından dökülen bu övgü dolu sözler Hitler için bir fırsattı. Strauss ve Strauss gibilerin ağzından dökülen övücü sözleri bir propaganda aracı olarak kullandı. Strauss'un gerçekleri görmesi için Stefan Zweig'in "Sır Saklayan Kadın" bir diğer adıyla "Suskun Kadın" adlı eserini operaya uyarlayıp sahnelemesi gerekecekti. Besteci oyunu sahneye koyduğunun ertesinde Zweig'in adının afişte silindiğini gördü. Ardından eser sahneden kaldırıldı. Bu olup bitenler üzerine Strauss sağlık durumunu bahene ederek oda başkanlığından ayrılarak inzivaya çekildi. 1938 yılında yazdığı "Barış Günü" adlı operasıyla tekrar görünmeye başladı, aynı yıl içinde yüz kez sahnelenen oyun sahneden kaldırıldı ve Hitler artık gerçek yüzünü tüm dünyaya göstermiştir. Barış kelimesine bile tahammül gösteremiyordu.
Savaş boyunca köşesine çekilen Strauss, savaş sonrasında savaş suçlusu olarak yargılandı ve suçsuz bulunarak beraat etti.
ÖNCEKİ HABER

Gardiyanlar isyan etti!

SONRAKİ HABER

Bursa'da mahallelinin arsenikli su tepkisi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa