İkinci Camp David mi?

İkinci Camp David mi?

ABD, İsrail ve Filistin, ABD'de bir araya gelerek Ortadoğu 'barışı'nı masaya yatıracaklar. Görüşmelerin, 1970'lerde Arap halklarının İsrail ve ABD'ye satıldığı Camp David'de yapılacak olması, Filistinlilerin endişelerini artırıyor.

İkinci Camp David mi?
ABD'nin isteği doğrultusunda, önümüzdeki hafta içinde yeni bir "Ortadoğu barışı zirvesi" yapılacak. ABD ve İsrail'in giderek artan baskılarına, zirvenin yeri olan Camp David'in sembolik niteliği de eklenince, Filistin halkının bir kez daha masa başında satılması endişeleri güçleniyor.
Filistin'e 'ikna' kuşatması
Üçlü zirveye İsrail Başbakanı Ehud Barak, Filistin lideri Yaser Arafat ve ABD Başkanı Bill Clinton katılacak. Zirvede, Filistin'in nihai statüsüyle ilgili sorunların yanı sıra, FKÖ liderliğinin tek taraflı devlet ilan etme kararının da görüşülmesi bekleniyor. ABD ve İsrail, Arafat'ı bu kararı yumuşatması yönünde "ikna" etmeye çalışacaklar.
Salı günü Camp David'de başlayacak olan zirvede, Clinton'ın "Ne olursa olsun" bir anlaşma çıkarmak için baskı yapacağı belirtiliyor. Bu baskının öncelikli hedefi ise, daha önce benzer ortamlarda ağır tavizler veren Yaser Arafat. Görev süresinin dolmasına 7 ay kalan ABD başkanı, 1970'lerin sonunda Mısır ile İsrail arasındaki "tarihi" anlaşmaya sahne olan Camp David'den yeni bir "uzlaşma" çıkarmak istiyor.
Mısır-İsrail anlaşması, Arap halklarının çıkarlarını ABD lehine ayaklar altına almış ve Arap dünyasının daha da bölünmesine ön ayak olmuştu.
'Zorlu karar' ne demek?
Clinton, İsrail-Filistin görüşmelerinin bir "çıkmaz"a girdiğini belirttikten sonra, önlerinde "sadece Barak ve Arafat'ın alabileceği zorlu kararlar" bulunduğunu söyledi. Bu sözler, Filistin halkının kaygılarını daha da artırıyor.
Filistinli görüşmeci Nebil Şaat ise, zirvenin sonuçlarından kuşku duyduklarını, ama yine de masaya oturmaya hazır olduklarını dile getirdi.
İsrail hükümetinde kriz
İsrail'deki Filistin düşmanlarının tepkisi ise sert oldu. Barak'ın koalisyon hükümetindeki iki parti, görüşmelerde, "Filistinlilere aşırı taviz verilmesinden korktuklarını" kaydederek, hükümetten ayrılacaklarını ilan etti.
İsrail İçişleri Bakanı Natan Şaranski, partisi Yisrail Ba'aliya'nın, hükümetten ayrılacağını duyururken, bir diğer hükümet ortağı olan Ulusal Dindar Parti (NRP) de "artık hükümette kalamayacağını" açıkladı. Şaranski, partisinin barış karşıtı bir mitinginde yaptığı konuşmada, "Başbakan, ülkesinde bir uzlaşma sağlamadan ABD'ye gidiyor" dedi.
NRP'li bakan yardımcısı Shaul Yahalom ise, İsrail radyosunda yaptığı konuşmada "Bay Başbakan, biz sizinle değil, size karşıyız. Bu da muhalefet olmak demektir" dedi. Yahalom, hükümetten en kısa sürede ayrılacaklarını belirtti.
İki sağcı partinin hükümetten ayrılması, Barak'ın "uzlaşma" arayışlarını da zora sokacak. 9 sandalyesi olan bu partilerin muhalefete geçmesi, Barak hükümetini 120 üyeli mecliste 59 sandalyeyle azınlığa düşürecek.
Barak prim vermedi
Barak ise, bu olasılık karşısında kararlı tavrını sürdürdü. İsrail başbakanı, "Meclisin dörtte biri benim yanımda kalsa da, sadece 9 bakanım olsa da Filistinlilerle iyi bir anlaşma yapacak, onu halka sunacak ve çoğunluk desteği alacağım" diye konuştu. İsrail ve Filistin yönetimi, nihai barış anlaşmasının imzalanması için 13 Eylül'ü son tarih olarak belirlemişlerdi. Ancak Filistin halkının en büyük sorunları olan Kudüs, devlet ilanı ve yüzbinlerce mültecinin durumu konularında belirsizlikler sürüyor.
Bu arada Ehud Barak, Filistinlilerin Avrupa'nın desteğini almasını önlemek amacıyla, önceki gün hızlı bir Avrupa turu yaptı. Barak, Londra ve Paris'e giderek, İngiliz Başbakanı Tony Blair ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile görüştü. Görüşmelerde, İsrail'in "Avrupa Filistin'in tek taraflı devlet ilanına karşı tavır alsın" mesajını ilettiği belirtiliyor. Blair ve Chirac ise görüşmelerden sonra bir açıklama yapmadı.
Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi, pazartesi günü, 13 Eylül'de tek taraflı devlet ilanına tam destek verdiğini duyurmuştu. Ehud Barak ise bu açıklama karşısında "İsrail'in de kendi tek taraflı adımlarını atacağını" söyleyerek Filistin halkını tehdit etmişti.
www.evrensel.net