Kıbrıs

Kıbrıs'a çok taraflı kıskaç

Türkiye'nin AB'ye tam üye olabilmesi için önüne konulan iki önemli şarttan biri durumundaki Kıbrıs sorunu ile ilgili BM gözetiminde sürdürülen dolaylı görüşmelerin üçüncü turu bugün Cenevre'de başlıyor.

Kıbrıs'a çok taraflı kıskaç
Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yapılacak 3'üncü tur dolaylı Kıbrıs görüşmeleri bugün Cenevre'de başlıyor.
Denktaş: Bu turdan bir şey çıkmaz
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dolaylı Kıbrıs görüşmelerinin, yüz yüze görüşmelere zemin hazırlamak için yapıldığını hatırlatarak, bugün başlayacak üçüncü tur görüşmelerden "bir sonuç çıkmayacağını" belirtirken, Kıbrıs Rum Kesimi Lideri Glafkos Klerides ise, görüşmelerin olumlu gidip gitmeyeceğinin Türk tarafına bağlı olduğunu savundu. Denktaş, Cenevre'ye gitmek üzere, beraberindeki heyetle birlikte dün sabah KKTC'den ayrıldı.
Ecevit'ten ikili mesajlar
Başbakan Bülent Ecevit ise, üçüncü tur görüşmeleri öncesi hem Denktaş'a destek belirterek, Kıbrıs'ta Türkiye'nin pozisyonunu korumaya yönelik hem de, "Kıbrıs fatihi" imajını hatırlatmak istercesine içeriye dönük mesajlar verdi.
Başbakan Ecevit, 20 Temmuz Barış Harekâtı dolayısıyla KKTC Türk Mücahitleri Derneği Başkanı Faik Koyuncuoğlu ile dernek üyelerini Başbakanlık Merkez Binası'ndaki önceki günkü kabulünde, "Artık yavaş yavaş bütün dünya teslim ediyor ki, KKTC'yi diplomatik anlamda tanımasalar bile bu cumhuriyet vardır ve Kuzey Kıbrıs'ta Türkler egemendir. Rumların herhangi bir etkisi, herhangi bir egemenliği yoktur. O bakımdan aslında büyük bir mesafe alınmıştır. Hiçbir zaman KKTC'nin kazandığı bu haklar ve özgürlükler onun elinden alınamayacaktır" dedi.
KKTC'ye uygulanan ambargonun Irak'a uygulanan ambargodan daha zalimce olduğunu söyleyen Ecevit, Türkiye'nin KKTC'nin her zaman yanında olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Biz kendi ekonomik koşullarımız ne kadar sınırlı olursa olsun Kıbrıs Türklerinin ekonomik gereksinimlerini olabildiğince karşılamaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Son günlerde Bakan arkadaşlarım bu amaçla KKTC'deydiler. Kıbrıs gerçeği kabul edilmeden bir sonuca varılabilmesi mümkün değildir. Kıbrıs gerçeği de Kıbrıs adasında iki bağımsız devlet bulunduğu gerçeğidir. Bu gerçeği kabul ettikleri zaman iki toplum yan yana birbirine saygılı olarak rahatça barış içinde, güvenlik içinde yaşayabileceklerdir. Önemli olan bu gerçeğin kabul edilmesidir. Fakat bunca yıldır var olan gerçeğe gözlerini kapayarak, hiç kimse bir yere varamaz."
Rusya faktörü ve ABD kozu
Öte yandan daha önce, Rumlara S-300 füzeleri satma gerekçesiyle Kıbrıs sorununa dahil olmak ve bu konuda daha etkin bir pozisyon kazanmak isteyen Rusya'nın, son olarak Akdeniz'e yeni bir filo göndereceğini açıklaması da "küçük ada" etrafındaki hesapları kızıştırdı.
ABD ve AB, Rusya'nın bu yeni durumunu Kıbrıs'ta Rum ve Türk kesimi tarafları arasındaki görüşmeleri hızlandıracak bir koz olarak kullanmak istiyor. Ankara ve Lefkoşa'nın "konfederasyon" tezini savunduğu görüşmelerde üçüncü turda bir sonuç çıkması beklenmiyor. ABD, AB ve BM'nin bu turdan beklentisi ise, sonraki süreci netleştirip hızlandırması. İngiltere'nin Kıbrıs'taki askeri gücünü ek olarak ABD üssünün yer alması istenen yeni "çözüm"le ABD Doğu Akdeniz'deki etkinliğini takviye etmeyi hesaplıyor. Ankara ise AB'nin tam üyelik şartı olarak önüne koyduğu "Kıbrıs sorunun çözümü"nün kendi pozisyonunu kaybedeceği bir durumu getirmemesi için direniyor. Ayrıca, sorunun yıllarca "milli mesele" olarak görülmesi ve sunulması da hükümete ve Ecevit'e, halkı arkasında yedeklemeye dönük bir koz avantajı sağlıyor. Bu avantajı önceki günkü açıklamalarıyla çok iyi kullanan Ecevit'in ve hükümetin, AB, ABD ve BM'nin önüne koyduğu seçenekler dışında bir çözüm önerisi ise bulunmuyor.
Görüşmelerde her zamanki gibi iradesi en dışta tutulan Kıbrıs'ın Rum ve Türk kesimi halkı için ise bugün başlayacak görüşmeler, kendi dışında cerayan eden ve kendisine dışarıdan dayatılan bir süreç olmaktan başka bir özellik taşımıyor.
www.evrensel.net