Bir bebek daha cep kurbanı

Bir bebek daha cep kurbanı

Uzmanların uyarılarına ve Çevre Bakanlığı'nın genelgesine karşın cep telefonu vericilerine karşı yeterli önlem alınmaması bir bebeğin sağlıksız doğumuna neden oldu.

Bir bebek daha cep kurbanı
Hacer Yücel
Kanser, beyin tümörü, sakat çocuk doğumu gibi hastalıklara neden olan GSM baz istasyonlarına karşı önlem alınmaması bir çocuğun daha sağlıksız doğmasına neden oldu. Baz istasyonlarının yaydığı radyasyon sonucu Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde görülen anormal çocuk doğumunun ardından benzer bir sağlıksız doğum da Bahçelievler Soğanlı Mahallesi'nde yaşandı. Sağlıksız bebek doğumlarının, baz istasyonlarının yarattığı elektro manyetik kirlilikten kaynaklanabileceğini ifade eden doktorlar, doğar doğmaz ilaç tedavisi görmeye başlayan bebeğin elektronik kirlilikten kaynaklı başka hastalıklara yakalanıp yakalanmadığının 4 ay sonra yapılacak testler sonucu anlaşılabileceğini belirtiyorlar.
Bebeğin annesi, Bahçelievler Soğanlı Mahallesi'nde kuaförlük yapan Özlem Sözer, baz istasyonu kurulduktan sonra şiddetli baş ağrısı ve halsizlik gibi rahatsızlıklar yaşamış. O sırada hamile olduğunu ve hamileliğinin çok zor geçtiğini anlatan Sözer, bir dönem hastanede yatmış. Bebeğin çok küçük doğduğunu belirten Sözer, doktorların, bu duruma baz istasyonunun neden olmuş olabileceğini söylediklerini aktarıyor.
İstasyonun zararlarını öğrendikten sonra mahallede bir imza kampanyası başlattıklarını ve istasyon hakkında halka bilgi verdiklerini anlatan Sözer, konuştuğu insanların halsizlik ve şiddetli baş ağrılarından şikâyetçi olduklarına dikkat çekiyor. Devletin vurdumduymazlığını "Burası Türkiye, burada her şey olur" diye dile getiren Sözer, işin halka kaldığını düşünüyor.
Apartmana kurulanın baz istasyonu olduğunu önce bilmediğini söyleyen esnaftan Cafer Yılmaz ise, istasyonun zararlarını gazeteden öğrendiğini ve mahallede başlayan imza kampanyasına destek verdiğini anlatıyor. Yılmaz, esnaftan bazı arkadaşlarının yoğun halsizlik ve baş ağrısından şikâyet ettiğini kaydediyor.
Herkes hasta
Soğanlı'da hemen karşılarında bulunan apartmana kurulan baz istasyonu Erdoğan Apartmanı sakinlerini de olumsuz yönde etkilemiş. Halsizlik ve şiddetli baş ağrıları çeken apartman sakinleri istasyonun bir an önce kaldırılmasını istiyor. Apartman sakinlerinden Güldalı Yıldırım, devletin bu vurdumduymazlığını anlamadığını belirterek, bu istasyonların kaldırılması için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor.
Hamile olan Halime Ulusoy da, çocuğunun sağlığı için endişeleniyor ve Özlem Sözer'in hamileliğinde yaşadığı sorunları yaşamaktan korkuyor. Selime Çörüt, çocuklarının devamlı hasta olduğunu anlatıyor. Şiddetli baş ağrısı çektiğini söyleyen Dilber Çakar, halsizlikten dolayı yerinden kalkamadığını belirtiyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Partizan kadrolaşmaya hayır
SES İzmir Şubesi Sağlık Bakanlığı'nın siyasi kadrolaşmasına karşı dün saat 12.30'da İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. İzmir Tabip Odası ve KESK'e bağlı sendikaların da destek verdiği eylemde SES İzmir Şube Başkanı Mevlüt Ülgen, sendika üyelerinin baskı ve tehditlerle istifa ettirilip, Türk Sağ-Sen'e üye yaptırılmaya çalışıldığını belirtti. Ülgen, "Sağlık sorunları ve bizim meslek, özlük sorunlarımız hızla büyürken bunları çözmesi gereken Sağlık Bakanlığı kadrolaşmayla uğraşıyor. Bütçeden sağlığa ayrılan pay düşüyor, sağlığa yatırım yapılmıyor, personel açığı büyüyor. Sağlık Bakanlığı kadrolaşma amacıyla her yerde sağlık meslek lisesi açarken, on binlerce sağlıkçı işsiz geziyor" dedi.
İzmir'de son günlerde yaşanan görevden almaların kadrolaşmanın sadece kamuoyuna yansıyan yüzü olduğunu belirten Ülgen, İzmir İl Sağlık Müdür Yardımcıları Dr. Cengiz Balaban, Dr. İbrahim Padır, Dr. Aydın Piyancı, Dr. Lütfiye Coşkun ve Atatürk Eğitim Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Ali Ünal'ın yargı kararına rağmen görevden alınmasını kınadıklarını söyledi. Herkese kaliteli, ulaşılabilir, ücretsiz ve eşit sağlık hizmeti sağlanması, sağlıkta personel açığının giderilmesini, adaletli bir personel ve tesis dağılımı istediklerini vurgulayan Ülgen, "Sağlık Bakanı'nın görevi bunları çözmek, o makamda Sayın Durmuş bunun için var, yetki ve para bu sorunları çözmesi için veriliyor, kadrolaşma ve partizanlık için değil. Sayın Durmuş haddini bilmelidir" diyen Ülgen, eğer bilmemeye devam ederse sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin, kendilerine hadlerini bildireceğini belirtti. Ülgen, bunun ilk adımını 8 Temmuz'da Ankara'da yapacakları kitlesel mitingle göstereceklerini ifade etti.
Sağlık emekçileri, oturma eylemi sırasında "Siyasi kadrolaşma istemiyoruz, baskınlar sürgünler bizleri yıldıramaz, herkese eşit ücretsiz sağlık, 8 Temmuz'da Ankara'dayız" sloganlarını attılar.
www.evrensel.net