Yasadışılık devlet politikası

YTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden Dr. Ercan Koç, yasadışı kentleşme için "devlet politikası " diyor. Başkasının arsasına, su havzasına ve planlı yerlerde ruhsatsız ya da ruhsata bağlı kalmadan yapılaşma olarak gündeme gelen yasadışı kentleşme, devletin çıkarına.

Yasadışılık devlet politikası
Muzaffer Özkurt
İstanbul'un kentleşme problemleri ve depre tehlikesi üzerine görüştüğümüz Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Dr Ercan Koç, yasadışılığın bir devlet politikası olarak karşımız çıktığını söyledi.
Sanayileşme ve bununla beraber gelen kentleşme sürecinde çözüm olarak üç ana başlık olduğunu belirten Koç, "Bunların birincisi kente gelenlerin sokakta yatması. Buna örnek olarak Hindistan'ı gösterebiliriz. Mısır'ın başkenti Kahire'de 2 buçuk milyon insan mezarların arasında yatıyor. İkincisi Brezilya, Türkiye, Meksika gibi ülkelerde görülen yasadışılık. Böylece insanlar kendi sorunların kendi imkanlarıyla çözüyor. Üçüncüsü ise gelişmiş ülkelerde yer alan planlı yönlendirme. Herşey öncede planlanır gelişme ve buna bağlı nüfus artışı ve konut ihtiyacı önceden belirlenir" dedi.
'Devletin çıkarı var'
Türkiye'de bu yasadışılığın başkasının arsasına, su havzalarına ve planlı yerlerde ruhsatsız ya da ruhsata bağlı kalmadan yapılaşma şeklinde ortaya çıktığını ifade eden Koç, bu durumun devlet politikası olduğunu söyledi. "Özellikle 1950'lerden sonra korkunç bir gelişme var. Yasadışılıktan ise devletin büyük bir çıkarı var. Gerçi devlet arazisinin fiyatı, vergi ve sigorta gibi alacaklarını alamıyor, ama insanlar barınma ihtiyaçlarını kendileri çözüyor" diyen Koç, bu durumun sadece maddi yönden değil pek çok yönden devlete kazanç sağladığını anlattı. Koç "Öncelikle insanları varsıllaştırıyor. Yani bir şekilde mülk sahibi yapıyor. Böylece insanları sisteme adapte ediyor" dedi.
Bu problemin en yakıcı olduğu bölgenin İstanbul olduğunu dile getiren Koç, Türkiye'de insanlara imar için yasal alan açacak bir kurumun olmadığını, yerel yönetimlerin insanlara arsa açamadığını söyledi. "Yerel yönetimler sadece arsa üretmemeli, proje yardımında bulunmalı ve bunların parasını alım gücüne göre taksitlere bölerek almalı. Bu konuda Afganistan'da çok olumlu örnkler var" diyen Koç, devletin insanların kent sorununu çözmesi gerektiğini ifade etti.
Spekülatörlere rant kaynağı
"Türkiye'de ihtiyacın üzerinde plan yapılıyor. Bu planlara göre arsalar kapatılıyor ve 20-30 yıl bekletilebiliyor. Bun karşı bir yaptırım yok. Arsa spekülatörleri için bir önlem alınmıyor" diyen Koç, kentleşme oranının 1950'de yüzde 18.7 olduğunu günümzde ise yüzde 70'lere dayandığını söyledi. İstanbul'un kentleşmesi ve gelişmesinin özünde ucuz işgücü olduğunu kaydeden Koç "Bunun yanında seçme şansı da veriliyor. Yan fabrikadan 100 kişi çıkartılsa, ertesi gün bir 100 kişi kapıya dayanır" dedi.
'Bilinmezler tespit edilmeli'
Deprem ve sonrası için yapılması gerekenler konusuna da değinen Koç, İstanbul için bilgi eksikliğinin olduğunu ve her binanın bir bilinmez olduğunu söyledi. İstanbul'da öncelikle kapsamlı bir tespit çalışması yapılması gerektiğini ifade eden Koç, "Ne olacağı belli değil. 17 Ağustos Marmara depremi sonrası Sultanbeyli'de henüz bir katlı ve daha duvarları bile örülmemiş, üzerinde hiçbir yük olmayan bir binada hasar tespit ettik. Bilinmezler çok fazla. Makro ölçekte bir coğrafi bilgi sistemi oluşturulmalı. Yani nerede ne tür bina var? Hangi malzemeden yapılmış? Yapıs nedir? Türü nedir? Bunların uzman kişilerce tespit edilmesi gerekiyor" dedi.
İkinci aşamada il yönetim sınırlarının belirlenmesi gerektiğini anlatan Koç, hiç bir plana uymak zorunda olmayan belde belediyesi uygulamasına son verilmesi gerektiğini söyledi. Üçüncü aşamada ıslah imar planı uygulamasına da son verilmesi gerektiğini anlatan Koç, "Bunlarda üst ölçekli planlara uymak zorunda değiller. Donatı standartı aramıyor. Nazım planına uymak zorunda değil ve üstelik Büyükşehir belediyesi denetiminde de değil" dedi.
Dördüncü aşamada acil olarak edinilen bilgiler üzerine deprem senaryosunun hazırlanması gerektiğini söyleyen Koç, şu an hazırlanan senaryolarda ciddi çalışmalar olmadığını, ciddi bir çalışma için bilinmezlerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. İstanbul gibi illerin artık il sınırları içinde değil çevresi ile beraber planlanması gerektiğini söyleyen Koç, İstanbul'un Tekirdağ'dan Düzce'ye kadar düşünülerek planlanması gerektiğini belirti.
Emek ve kaynak
Koç; şöyle devam etti: "Bizde herşey ters işliyor. İlk önce sanayi geliyor, kentleşme oluyor, daha sonra plan yapılıyor. Oysa ilk önce ülke çapında kalkınma planı yapılmalı. Daha sonra bölge planı ve buna bağlı olarak çevre düzenlemesi yapılmalı. Yani nerede ne kadar sanayileşme olacağı, nerelerin tarım alanı olarak kullanılacağı önceden belrlenmeli. Yapılarda bu planlar doğrultusunda yapılmalı."
Depreme karşı İstanbul'da ne yapılacağı konusuna ise Koç, şöyle açıklık getirdi: "Bütün meslek alanlarındaki uzmanlar bir ekip olarak çalışmak zorunda. İlk önce bilgileri tam olarak edinmeliyiz. Yani önceden tehlikeyi bilmek ve buna göre önlem almak gerekiyor. Bunun içinde fazla emek, düşünce ve kaynak aktarılması gerekiyor."
www.evrensel.net