Zamanın maskesi ardında

Zamanın maskesi ardında

Bin yıl, hatta daha uzun bir sürede gelişen, ancak 16 yüzyılda İspanyol işgalcilerin topraklarında yayılmasıyla birkaç on yıl içerisinde tarihe karışan, tapınakları yakılan, dini gereçleri yok edilen Amerika yerlilerinin kalıntıları çözülemeyen bir sır olmaya devam ediyor.

Zamanın maskesi ardında
Souren Melikian - Herald Tribune
Bin yıl, hatta daha uzun bir sürede gelişen, ancak 16 yüzyılda İspanyol işgalcilerin topraklarında yayılmasıyla birkaç on yıl içerisinde tarihe karışan, tapınakları yakılan, dini gereçleri yok edilen Amerika yerlilerinin kalıntıları çözülemeyen bir sır olmaya devam ediyor. Gereçlerin yok olmasının bahanesi Hıristiyanlığı yaymaktı, yaygın görüş ise bu gereçlerin altın elde etmek amacıyla eritildiği yolunda.
Bugün Kolombiya denen topraklarda tahribat çok büyük oldu. Geriye kalanlar, 1975 yılında bir ormanda yapılan kazı sonucu bulunan 'kayıp kent' ile 20. yüzyıl boyunca yapılan kazılarda çıkan ve hemen hepsi karaborsa olan kalıntılar. Bu nesnelerin bazıları şimdi Bogota'daki Oro Müzesi'nin izniyle Fransa'da ''Les Esprits, l'Or et le Chamane''de sergileniyor. Burada kurulan labirent içerisinde insanın yolunu şaşırması çok doğal.
Kesin bilgilerimiz çok kısıtlı. Kültürler ve ait oldukları dönemler genellikle bulundukları coğrafi bölgelere ve 16 yüzyıl işgalcileri tarafından tesadüfen bilinen yerli gruplarına bakılarak belirleniyor.
Kronoloji bir manasızlığa yol açacak yaratacak kadar gevşek. Bir yıllık bir çerçeve, aslında çerçeve sayılamaz. Birbirlerine benzemeyen gereçlere aynı isimler verildiğinden adlandırma işi soyut bir egzersize dönüşüyor.
Tarih kargaşası
Kolları kucağında oturan bir adam biçimdeki ve sadece 12.8 cm yüksekliğindeki kap Cauca vadisindeki ''Calima Ilama'' kültürüne ve MÖ 1500 ile 100 yılları arasına atfediliyor. Dev bir başı olan bir yaratık şeklindeki ve benzer yapıdaki kaba yarasa-adam deniyor. Benzerlik ortada ancak zaman, mesafe ve ilham kaynağı itibariyle aralarındaki fark da büyük. Bunları yapan insanlar hakkında daha çok şey bilmek istiyorsunuz. Etraftaki diğer Calima Ilama işlerinde baktığınızda ise bu ikisiyle neredeyse hiçbir benzerlik göremiyorsunuz. Kısık, küçük gözlü, ince ağızlı güçlü görünümlü bir terra-cota maskesi Budizm öncesi Japonya'dan Haniwa figürlerini anımsatıyor.
Daha büyük, yuvarlak gözlü, yüzünün iki yanında da birer yılan kabartması bulunan diğer bir tera-cotta maskesinin de yine Cauca vadisinden, Restrepo'dan olduğu tahmin ediliyor.
Diğer bir Calima Ilama maskesi ise diğer eserlerin hiçbirine benzemiyor. Altın levha üzerine çekiçlenerek yapılan maskenin büyük açık gözleri, büyük bir ağzı var. Çığlık atan maske, Antik Roma Tiyatrosu'ndaki maskeleri hatırlatıyor. Bu maskenin de Restrepo'dan olduğu söyleniyor ancak bu kez zaman dilimi MÖ 350 ile 100 arasında kısıtlanmış. Aynı görsel farklılıklar diğer kültürlere ait olduğu belirtilen neselerde de görülüyor. Ancak yetkililer bu bilgisizliği ya da kültürel bir yok etmenin etkili olduğunu kabul etmiyorlar.
Tarih eşeleniyor
400 yıl önce mükemmel bir şekilde bozulanların kurtarılması için cesur girişimlerde bulunuldu. Özellikle 1514 yılında yerlilerin İspanyollarla karşılaşmasından sonra Taironalar diye adlandırılan bir kültür bazı akademisyenilerin ilgisini çekiyor. Kolombiyalı Antropolog Alicia Dussan de Reichel ''Tairona-Kogi Kültürel Devamlılığı'' isimli eserinde, bu kültüre ait nesneleri 'okumaya' çalışıyor. Taironalar'ın yaşadığı bölgeyi bugün yüksek ovalara çekilmiş Kogi kültürü sayesinde biliyoruz.
Kogiler, diyor Dussan de Reichel, "Kutsal altın konsepti üzerine kurulu bir güneş ayini yapıyorlar. Tören, bu madenin Şamanist bağlamındaki kutsal özelliğini yansıtıyor."
Bilimci çok sayıda şaşırtıcı incelemenin yanı sıra bir başka antropoloğun, daha önce bir tapınakta gece yapılan bir Kogi ayinine katılan Gerardo Reichel-Dolmataoff'un kişisel deneyimini de aktarıyor. Rahip güneşi canlandırıyor, karısı da ayı. Rahip jaguarı, karısı da pumayı temsil eden bir maske giyiyor. Büyük kısmı sessizlik içinde geçen ve saatler süren törende katılımcılar 'parlak bir içsel bakış' tecrübe ediyorlar. Bu anda "altın parıldamaya başlıyor ve rahip ile karısının taktığı kolyeler, küpeler bakışları çekiyor." Şafakta maskelerini çıkarıyorlar ve alanın dört köşesinde ateşler yakıyorlar. Dussan de Reichel kendi tecrübe alanında bu ayine bir dizi açıklama getiriyor.
Yerlilerin çiğnediği toz ıhlamur ve koka yaprağı karışımının konduğu kaplar bugün hâlâ Kogiler ve diğer gruplar tarafından kullanılıyor. Bu kaplar sayesinde, gösteride sergilenen yivli gövdeli vazo gibi en görkemli altın parçaların ait oldukları yerleri öğrenebiliyoruz.
Nesnelerin büyük kısmı yağmacılar tarafından çıkarılmadan bilimde önemli gelişmeler yaşanabilir. 'Ulusal kültür'de de. Ancak, ulusal kelimesinin tam olarak ne anlama geldiğini kestirmek güç. Kogiler demek olabilir, mesela.
www.evrensel.net