Göç çocukları aile reisi oldu!

Göç çocukları aile reisi oldu!

Bir zamanlar gazete satan az sayıda çocuğun görüldüğü Diyarbakır sokakları, şimdi göçün sürdüğü binlerce çocukla dolu. Ekmek peşinde koşan göç çocukları, savaşın ve göçün parçaladığı ailelerinin reisliğini de üstleniyor. Hem de 12 - 13 yaşlarında...

Göç çocukları aile reisi oldu!
Mehmet Aslanoğlu
Bir zamanlar sadece, "Gündem geldi, Gündem geldi!" diye bağırarak Özgür Gündem gazetesi satan az sayıda çocuğun bulunduğu Diyarbakır sokakları, şimdilerde zorunlu göçün kente sürdüğü binlerce çocuk ile dolu. Yaşamları parampara olmuş, işsizlik nedeniyle yüzde 80'i yoksulluk sınırının altında yaşayan göç mağdurlarının çocuklarını, Diyarbakır'ın her yerinde görmek mümkün. 12 yaşında "aile reisi" olma sorumluluğu üstlenen göç çocukları; selpak, su, çekirdek, simit satıyor, çöplerde yiyecek arıyor. Eve, evde bekleyenlere ekmek götürebilmek için...
Her sabah yollarda...
Bağlar'ın arka sokaklarından, Suriçi kuçelerinden, Beden diplerinden ve Seyrantepe çukurundan yollara düşen binlerce çocuk, Diyarbakır kent merkezini dolduruyor. Zorunlu göçün yarattığı tahribatı tekrar tekrar hatırlatıyor göç çocukları. Yoksulluğu, çekilen acıları, yaşanan katliamları, kaybedilen babayı, vurulan abiyi, tecavüz edilen anayı ve elbette yakılan köyleri yeniden akıllara getiriyorlar. Kimi okul ve işi birarada sürdürmek için uzun süre dirense de, bu direniş "orta son" sınırında mutlaka kırılıyor.
Galeria, Diyarland ve yakılan köyler
"Diyarbakır'ın değişen yüzü" olarak sunulan Galeria Alışveriş Merkezi önünde selpak ya da sakız satmaya çalışan göç çocukları, farkında olmasalar da, kendini yırtarak alışveriş merkezi içerisindeki Diyarland Eğlence Merkezi'ndeki çocukların ne kadar mutlu olduklarını bize yutturmaya çalışan "muhabir"e, karizmayı çizdiriyor!
Göç çocuklarının kimi kahvede çekirdek sattığı "siyasi abisi" ile dertleşiyor, şakalaşıyor; kimisi neden selpak satmak zorunda kaldığını soran amcasına başlıyor anlatmaya: "Lice'de köyümüz yakıldıktan sonra..."
'Ah bir muavin olsam'
Cumartesi Pazarı'nda sohbet ettiğimiz arabacı çocuklar da, zorunlu göç ile Diyarbakır'a gelmiş. 100-250 bin liraya, pazarda alışveriş yapanların yüklerini taşıyorlar. Hepsi Hazro'lu. Arabacılar, aile bütçesine katkıyı daha ciddiye alanlardan. Ah, "kapağı minibüs muavinliğine atabilseler", iyiden iyiye aile reisi olacaklar. Ama köşeler çoktan tutulmuş, kolay olmuyor bu!
Baba 9 yıldır kayıp
Çoğu hikayesini anlatmaya yanaşmıyor. 14 yaşındaki Medeni Çakıcı, daha yürekli çıkıyor ve başlıyor anlatmaya. Hazro'nun Çitlibahçe köyünden, köyleri yakılınca 1992 yılında göç etmişler. Medeni'nin babası da bu sırada gözaltına alınmış. Çok aramışlar, ama 9 yıldır tek bir haber yok.
Medeni, abisi ile birlikte annesini ve kardeşlerini geçindirmeye çalışıyor. "Çalışmaya mecburum. Annem çalışmıyor. Abimle 7 kardeşe bakmak zorundayız" diyor, kardeşlerini okula gönderemediğini, kendisinin de ilkokuldan sonra bıraktığını söylüyor eziklikle.
"Köye dönmek istiyor musun?" sorusuna, birden heyecanlanarak "Evet" diye yanıt veriyor Medeni Çakıcı. Ama babasını gözaltında kaybedenlere, güvenemediğini de belirtmeden geçmiyor. "Bu devletin bize köye dönme imkanı sağlayacağına inanmıyorum" diyor.
12 yaşında aile reisi
12 yaşındaki Suat Tepe ise babasının kendilerini terk etmesiyle göç ettiklerini anlatıyor. 2 abisi ve annesiyle göç etmişler; ama işsizlik aileyi parçalamış. Abileri Antalya'ya çalışmaya gidince 12 yaşındaki Suat aile reisi oluvermiş ve elbette okulunu bırakmış. Günde 1 - 1,5 milyon lira kazandığını anlatıyor. "Daha fazla kurcalama abi" diyor ve suskunluğu seçiyor Suat.
13 yaşındaki Recep Tetik'in ailesi, işleyecek toprakları, besleyecek hayvanları olmadığı için göç etmiş. "Daha rahat bir yaşam" umuduyla gelmişler Diyarbakır'a. Abisi tavukçuluk, bir kardeşi ise boyacılık yapıyor.
8 kardeşi olan Recep de, orta ikiye kadar direnmiş, iş ve okulu birlikte sürdürmek için, ama nafile...
www.evrensel.net