Polis gölgesinde SSK kongresi

IMF direktifleri doğrultusunda sağlık ve sigorta hizmetleri birbirinden ayrılarak yok edilmek istenen SSK'nın 35'inci Genel Kurulu...

Polis gölgesinde SSK kongresi
Direktifleriyle SSK'nın yok edilmesini isteyen IMF'nin gölgesi dün SSK Genel Kurulu'ndaydı. Bakanların konuşmalarında SSK üzerinde oynanmak istenen IMF direktifli oyunlar sergilenirken, genel kurul salonunun çevresinde polis, ABD Başkanı Bill Clinton'ın Türkiye'ye geldiği dönemleri aratmayacak şekilde "kuç uçurtmadı".
Genel kurulun yapılacağı SSK Salonu'nun bulunduğu Süleyman Sırrı Sokak araç trafiğine kapatılırken, onlarca polis otosu, demir parmaklıklar ve polis barikatıyla da insan trafiği de engellendi.
Delegeler, konuk kartı olanlar ve gazeteciler dışında kimsenin alınmadığı salona giriş çıkışlar da sıkı kontroller altında yapıldı. SSK çalışanlarının örgütleri olan SES ve Tüm Sosyal-Sen yönetici ve üyeleri ise uygulamaları protesto ettiler.
Gazetecilerin bile sıkı bir şekilde arandığı SSK Toplantı Salonu ve bina dışındaki resmi polisler dışında, içeride de çok sayıda "güvenlik" kartlı sivil polis görevlendirilerek, kürsü çevresinde bulunduruldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan genel kurulda yaptığı uzun konuşmada, kendini, "annesi Samatya SSK Hastanesi'nde kuyruklarda çile çeken biri" olarak tanıtarak, Türkiye genelinde 32 milyon sigortalıya 44 bin personelle hizmet götürerek bir mucize gerçekleştirdiğini ama madalyonun bir de başka yüzü olduğunu söyledi. SSK'nın, tüm devlet kurumlarının kaderiyle baş başa bırakıldığını, vatandaşın sahibi olmadığını belirten Okuyan, ameliyat için 2 yıl sonraya gün verilmesinin 2000 yılı Türkiyesi'nin ayıbı olduğunu ifade etti. 113 hastaneden 17'sinin kapısında kilit olduğunun, kendisinin bunlardan 4'ünü açtığının propagandasını yapan Okuyan, SSK hastanelerinde insanlara zulüm yapıldığını, devletin insanlarına zulmetme hakkı olmadığını söyledi.
Sağlık emekçilerinin tepki koydukları "gönüllü" çalışmayı ise överek, dışarıya sevklerde yüzde 90'larda azalma olduğunu öne süren Okuyan, son üç genel kuruldan bu yana konuşmaların dışında bir şey yapılmadığının görüldüğünü, SSK'nın arsalarının, gayrimenkullerinin yağmalandığını söyledi.
Emekli çocuğu Bakan
Daha sonra söz alan Sağlık Bakanı Osman Durmuş ise kendini "emekli aylığı alan işçi çocuğu" olarak tanıttı. Bina çevresine yaklaştırılmayan protestoculara değinerek, "Dışarıda 80 kişi var onların sesleri geliyor" diyen Durmuş, Okuyan'a seslenerek, sigorta ile sağlığı aynı bakanlık altında yürütemeyeceğini, sağlığı kendisine devretmesini istedi. 742 hastaneden doluluk oranının yüzde 54 olduğunu vurgulayan Durmuş da Okuyan gibi sorumluluğu başkalarına yükledi.
Daha çok sağlık emekçilerini hedef alarak konuşan Durmuş, hastanelerin doktorun, şefin, başhekimin insafına bırakılması durumunda, 350 milyon alan doktorun mutlaka muayene hastane ilişkisi kuracağını iddia etti. İşçilerin, "başka bir şehire düğüne gittiklerinde bile" sevk kâğıdı çıkartarak para almaya çalıştığını iddia eden Durmuş, Bakan Okuyan'a da seslenerek, "İstediğiniz yasayı çıkartın, uygulayıcısı kim, personel kim?" diye sorarak, çalışanları hedef aldı.
Okunmayan önerge
Bu arada Hava-İş, Tümtis, Liman-İş, Tezkoop-İş, Basın-İş ve Denizciler Sendikaları delegelerinin, SES ve Tüm Sosyal-Sen yöneticilerinin salona alınmaları yönünde verdikleri önerge divan tarafından okunmadı.
Türk-İş Genel Sekreteri Hasan Hüseyin Karakoç da SSK'ya yönelik saldırıların siyasilerden geldiğini, siyasilerin kurumu acımasızca, oy sağlama aracı olarak kullandıklarını söyledi.
SSK'nın yaşadığı dev boyutlu sorunların, sosyal devleti çökertmeye yönelik uluslararası bir oyunun, siyasilerin kısa ve uzun vadeli sığ politikalarının, siyasal müdahalelerin ve kendilerinin bazı eksikliklerinin sonucu olduğunu kaydeden Karakoç, özeleştiri yaparak, "SSK'ya yeterince sahip çıkmadık, kalıcı ve köklü çözümler üretmedik" dedi.
SSK ile ilgili yasal düzenlemeyi eleştiren Karakoç, SSK'nın daha bağımlı hale getirilmek, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmek, ticarileştirmek çabalarına izin vermeyeceklerini vurguladı.
TİSK Genel Başkanı Refik Baydur'un, "İşçi Konfederasyonu Başkanı" olarak anons edilip sonradan düzeltilmesi üzerine, "Zavallı Bayram Meral'in aklı çıktı" sözlerine, Meral'in "Ben zavallı değilim" cevabı salonda gülüşmelere neden oldu. Üç yıl içinde hiçbir şeyin değişmediğini, polisiye tedbirlerle, eski yasayla bir şeyler yapılamayacağını belirten Baydur, İşsizlik Sigortası'na tepki gösterdi.
www.evrensel.net