'Çelişki varsa mücadele de vardır'

Hafta başında Cenevre'de yapılan WTO (Dünya Ticaret Örgütü) zirvesine dünyanın birçok ülkesinin yöneticileri katıldı. Zirvede küreselleşmenin geleceği tartışıldı.

'Çelişki varsa mücadele de vardır'
Özgür Aktaş
Hafta başında Cenevre'de yapılan WTO (Dünya Ticaret Örgütü) zirvesine dünyanın birçok ülkesinin yöneticileri katıldı. Zirvede küreselleşmenin geleceği tartışıldı. Yeni Dünya Düzeni (YDD)'ni protesto etmek amacıyla düzenlenen alternatif zirveye ise, dünyanın birçok ülkesinden sendikacılar ve insan hakları örgütleri katıldı.
Alternatif zirveye Cenevre Halkevi tarafından davet edilenler arasında Türkiye'den Haluk Gerger de bulunuyordu. Haluk Gerger, zirve toplantıları sırasında kentte yaşayan Türk ve Kürt emekçilerle sohbet etti. Konuşmasına Lenin'in ''Emperyalizm kapitalizmin en yüksek ve son aşamasıdır'' saptamasıyla başlayan Gerger, ''Eskiden kapitalizm mali, sanayi sermayesi ve üreticiden oluşurdu; ama günümüzde bu değişti ve mali sermaye doğrudan, borsa, repo ve sanal pazarlardan kâr etmeye yöneldiği için sanayi sermayesinden uzaklaştı. Dolayısıyla üretici güçten kopan sermaye biçimi, içi tamamıyla kof sermaye şeklidir. Bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzü ise globalizm; dünyanın her yerinde sermayenin daha rahat hareket etmesi ve YDD'nin, bu dolaşımın önünü açmak için askeri yöntemler de dahil olmak üzere bütün boyutlarda müdahale etmesidir" diye konuştu.
İdeolojik saldırı
Gerger, konuşmasına, "YDD'nin asıl ve önemli saldırılarından biri ise ideolojik saldırıdır. 'Liberal kapitalizm modeli diğer bütün alternatif modelleri yenerek galip çıkmıştır ve bundan dolayı tarihin sonu gelmiştir' gibi söylemlerle fikir bulanıklığı yaratmaya çalışıyorlar. Halbuki üretimden kopmuş bir sistemin içi boştur ve çelişkilerle doludur. Çelişkilerin olduğu her yerde alternatif yaşam mücadelesi vardır ve var olacaktır'' sözleriyle son verdi.
Daha sonra görüştüğümüz Gerger, sorularımızı yanıtladı:
Yeni Dünya Düzeni ve ona karşı oluşan muhalefet hakkında ne söylenebilir?
Yeni Dünya Düzeni rüzgârının birçok tahribatı oldu, ama en önemli tahribatı ideolojik tahribattı.
Son birkaç yıldır Amerika, Davos gibi ve bugün Cenevre'de gördüğümüz gibi, kapitalist metropollerde, emperyalizmin merkezlerinde bile direniş ve karşı çıkışlar coşku veriyor. Kapitalizmin merkezlerinde de çelişkiler artıyor. Zaten bizim coğrafyamızda da hem sınıfsal hem de milli çelişkiler var, demek ki bu çelişkiler bütün dünyada görülüyor. Zaten kurtuluş da bu çelişkilerden çıkacak. YDD ve küreselleşme bir madalyonun iki yüzünü oluşturuyor, bir taraftan emeğe müthiş bir saldırı, bir yandan da mazlum halkların haklarına karşı saldırı. Görüyoruz ki bu saldırıya karşı dünyanın her bir yanında, ABD'nin göbeğinde bile bir karşı çıkış söz konusu.
Bugünkü toplantı da bunun göstergesi olduğu için önemli. Umuyoruz ki bizim coğrafyamızda da karşılığını bulacak. Bize olan saldırı global saldırıdır, o saldırıya karşı çıkış da global olarak örülmelidir.
Cenevre'de gerçekleştirilen protestoların merkezinde kitle örgütleri var. Sizce sendikalar bu işin neresinde ve genel olarak sendikaların durumu nedir?
Sınıf hareketinin tarihinde sendikaların çok özel bir konumu var, onlar örgütlü mücadelenin ayrılmaz bir parçası. Sendikalar ve parti, sınıf hareketinin ayrılmaz parçalarıdır. Bundan dolayı sendika yaşamsal öneme sahiptir.
YDD ya da küreselleşme saldırısının ilk yerlerinden biri İngiltere ve ABD idi. Buralar kapitalizmin en gelişmiş olduğu ülkeler. İlk saldırdıkları da işçinin örgütlenme hakkı, sendikal hakkı ve hak arama hakkı oldu. İngiltere'de bu haklar önemli ölçüde yok edildi. Dolayısıyla sendikalar dünyanın her yerinde bu saldırılar karşısında çok önemli darbeler aldı. Etkisizleşti, teslim oldu, tasfiyeci ve hatta işbirlikçi oldu. İşçiler sendikanın işçi sınıfının gerçek örgütü olmasını istiyor; emperyalistler, burjuvazi ve küreselleşmeciler ise onların teslimiyetçi ve sarı sendika çizgisinde bulunmasını istiyor. Bu sıkıntı dünyanın her yerinde yaşanmaktadır.
www.evrensel.net