Hortum'dan sonra balyoz!

Devlet yetkilileri; TBMM'nin hazırladığı rapora ve ortadaki kanıtlara rağmen, "İşkence münferittir" diyedursun, işkence mağdurlarına iki kişi daha eklendi.

Hortum'dan sonra balyoz!
Hacer Yücel
Gözaltında işkence, tüm tepkilere karşın hızından bir şey kaybetmeden olanca yaygınlığıyla sürüyor. İstanbul'da, otomobil çaldıkları gerekçesiyle gözaltına alınarak Avcılar Asayiş Büro Amirliği'ne götürülen Bahattin Selçuk ve Serkan Gurbet isimli iki genç, gözaltında işkence gördü. "Balyoz" lakaplı polis memurunun da katılımıyla gerçekleştirilen işkence seanslarında, cinsel tacizden infaz provasına, elektrikten kaba dayağa kadar pek çok "metot" denendi. İşkence gördüklerini doktor raporuyla belgeleyen gençler, polis hakkında suç duyurusunda bulundu.
Tecavüze yeltendiler
Olaylar, 17 Haziran 2000 tarihinde gece geç saatlerde, işkence mağdurlarının anlatımıyla şöyle başlar: Avcılar'da aynı evde kalan Gurbet ve Selçuk'un kapısı çalınır. Gelen arkadaşlarıdır ve iki genci otomobille gezmeye davet eder. İki genç de arkadaşlarının ısrarlarına dayanamayarak, onların teklifini kabul eder. Ancak yolda giderken araçlarının önü polis tarafından kesilir. Araçta bulunan diğer kişiler kaçarken, Gurbet ve Selçuk hiçbir şeyin farkına varamadan polis tarafından gözaltına alınır. Gerekçe, otomobilin çalıntı olduğudur. Avcılar Asayiş Büro Amirliği'ne götürülen Selçuk ve Gurbet'e, 'otomobili çaldıklarını itiraf etmeleri' için yoğun işkence yapılır.
Aralarında 'Balyoz' lakaplı polisin de bulunduğu beş polisin işkencesine maruz kalan Selçuk, çırılçıplak soyulduktan sonra penisine jopla vurulur. Selçuk, gördüğü işkence sonucu baygınlık geçirirken 'Balyoz' lakaplı polis 'Ben Sumo güreşçisiyim' diyerek, mağdurun üzerinde zıplamaya devam eder. Selçuk, yaşadıklarını şöyle anlatıyor : "Balyoz lakaplı polis prezervatifli jopla tecavüz etti. Ayrıca bana tecavüz etmeye yeltendi. Yüzüme kuru sıkı tabanca ile ateş ettiği için bir süre görme problemi yaşadım."
İnfaz provası
Çalıntı otonun içinde yakalanan Gurbet'in de ilk olarak elleri kelepçelenir. Kendi anlatımıyla, yaklaşık 10 polis tarafından önce dövülen Gurbet, dayak yiyerek götürüldüğü karakolda tıpkı arkadaşı gibi "Balyoz"un işkencesinden nasibini alır. Gurbet'in sırtına ve boynuna tekme darbelerini indiren "Balyoz" tabancasını Gurbet'in alnına dayayarak "Seni vuracağım doğruyu söyle" diye bağırdıktan sonra kafasına tabancanın kabzasıyla 4-5 kez vurur.
Zorla ifade imzalattılar
Dört günlük gözaltı süresinin ardından polisler tarafından Şişli Etfal ve Avcılar Merkez Sağlık Ocağı'na götürülen iki gence sağlam raporu verilir. Çıkarıldıkları Silivri Başsavcılığı'nda verdikleri ifadede Selçuk, "Bana bunu yapan polisler oto hırsızlığı dahil başka şuçları kabul etmem için işkence yaptıklarını söylediler" der. Selçuk, polisleri görmesi halinde onları tanıyacağını ekler. Gurbet ise, savcılığa verdiği ifade işkence korkusuyla suçu kabul ettiğini ve sağlık kontrolüne götürülürken polislerin işkenceye uğradığını anlatmaları halinde daha çirkin davranışlarda bulunacakları tehditlerini savurduklarını anlatır. Polisleri gözleri kapalı olduğundan tanıyamayacağını kaydeden Gurbet, işkence yapan polislerden şikâyetçi olduklarını söyler.
Raporla kanıtlandı
Avukatları Ersin Dere'nin talebi üzerine savcılık tarfından sağlık taramasından geçirilmek üzere Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edilen Selçuk ve Gurbet'in işkence gördükleri doktor raporuyla kanıtlandı. Silivri Devlet Hastanesi yaptığı muayene sonucu verdiği raporda, Selçuk'un, penisinde yaraların, sırtında kızarıklıkların ve kafasında şişliklerin bulunduğunu tespit etti. Gurbet'in ise bacaklarında yaraların ve kafasında şişliklerin bulunduğu raporlara geçti. Selçuk ve Gurbet'in avukatı Ersin Dere, müvekkillerinin işkence gördüklerine dair Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na şuç duyurusunda bulundu. Selçuk ve Gurbet otomobil çaldıkları gerekçesiyle çıkarıldıkları Silivri Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandılar. Selçuk, Silivri Cezaevi'ne; Gurbet ise asker kaçağı olduğu için Hasdal Askeri Cezaevi'nde gönderildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Mücadelenin devamını getirecek bir yönetim
31 Mayıs ve 7 Haziran işbırakma eylemleriyle yeni ve daha etkili bir mücadeleyi ateşleyen Enerji Yapı Yol-Sen, 5'inci Olağan Genel Kurulu'nu topladı. İki listenin çıkması beklenen genel kurulda delegeler, mücadeleci anlayışın devamını sağlayacak ve her kesimi kucaklayacak bir yönetimin çıkmasını istiyor.
Genel kurulda Divan Başkanı seçilen Doğan Akar, sendikalarının"karanlığa karşı aydınlık ve demokratik Türkiye" ışığını yeşerttiğini söyledi. KESK'te siyasal anlayışların, sendikal anlayışların önüne geçmesinin KESK'in ivmesini düşürdüğü eleştirisini yapan Akar, Enerji Yapı Yol Sen'in işbırakma eylemlerinin bu alanda bir motivasyon olduğunu söyledi.
Açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Cengiz Faydalı, hükümetin grevsiz toplusözleşmesiz sendika dayattığına vurgu yaparak, bu hakları için 4 Mart'larda olduğu gibi yine coplara, bombalara karşı direneceklerini söyledi. Üretimden gelen gücün yeterince kullanılmadığı eleştirisini yapan Faydalı, işyerlerinde memur, işçi, sözleşmeli personel ayrımlarına karşı birlikte olma gereğini dile getirerek, İstanbul şubenin taşeron işçileri örgütleme mücadelesini bu alanda başarılı bir örnek olarak verdi.
"Zafer direnen emekçinin olacak" sloganının atıldığı genel kurulda konuklar da söz aldılar. KESK MYK Üyesi Hasan Hayır, grevsiz toplusözleşmesiz sendika yasasını asla kabul etmeyeceklerini belirtirken, SİP MYK Üyesi Uğur İşlek'in, Emek Platformu içinde, truva atı işlevi gören Kamu-Sen gibi sendikaların çıkarılmasını önermesi dikkat çekti.
ÖDP Ankara İl Başkanı Olgun Delikanlı ise IMF milliyetçilerinin yoksul insanlara dayattığı istikrar programlarına karşı, emek örgütlerinin, emeği temsil eden partilerin yeterince tahkimat yapamadıklarını kaydetti.
Mücadeleci sendikacılık
EMEP Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Celal Özçelik burjuvazinin son propagandasının ise sendikaları yok etme üzerine olduğunu söyledi. Burjuva bürokrat sendikacılık anlayışının çöküp, mücadeleci sendikal anlayışın yükselişine dikkat çeken Özçelik, kendilerine düşen görevin bu mücadeleyi daha da yükseltmek olduğunu belirtti. İstikrar hükümeti olarak gösterilen hükümetin uyum içindeymiş gibi davrandıklarını kaydeden Özçelik, bu birliği bozmanın mücadeleyi yükseltmekten geçtiğini söyledi.
TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Hakkı Atıl ve DBP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özkök'ün kısa sunuşlarının ardından çalışmaları hakkında bilgi veren Enerji Yapı Yol-Sen Genel Sekreteri Bedri Tekin, "IMF'ye sunulan sadıklık belgesi" olararak nitelendirdiği niyet mektuplarının ne anlama geldiğini belirten örnekler verdi. Ülkenin içinde bulunduğu tabloyu çizen ve emekçilere dayatılan yoksulluktan, örgütsüzlükten, baskı ve saldırılardan söz eden Tekin, tabloyu değiştirmenin yolunun mücadele etmekten geçtiğinin altını çizdi. Özelleştirmeye karşı mücadelede Adana örneğini veren Tekin, bunu artırmak gerektiğini söyledi. Sürgün ve cezalandırmalara da vurgu yapan Tekin, 27-28 Haziran'da yapacakları işbırakma eylemlerine güçlü katılımın önemini dile getirdi.
Denetim, Disiplin Kurulu raporlarının okunmasından sonra ara verilen genel kurulda delegeler, KESK içerisinde en mücadeleci sendika olan Enerji Yapı Yol-Sen'in bu çizgisinin bozulmaması için, her kesimi kucaklayacak tek liste üzerinde anlaşılmasını istediler. Son güne kadar aday olmayacağını açıklayan Cengiz Faydalı'nın yeniden aday olacağı ve ayrı bir liste çıkaracağı kulislerde dillendirilirken, Genel Sekreter Bedri Tekin'in de ayrı bir listede adaylığı ifade ediliyor. 500 delegeden büyük çoğunluğunun katıldığı genel kurulda listelerin tekleşip tekleşmeyeceği ise bugün yapılacak seçimlerde netleşecek.
www.evrensel.net