Gurbette, çadırda, açlık ile 11 ay

Kürt illerinden Çukurova'ya gelme nedenleri işsizlik. Toplam 6 ay kalmışlar Çukurova bölgesinde. Üç ay çalışarak, üç ay "yatarak". Yeniden yollara düşecekler, İzmir'e, Aydın'a...

Gurbette, çadırda, açlık ile 11 ay
Kamil Şanverdi
Yılın 11 ayını çadırda geçiriyorlar. Sulama kanallarından su içiyor, yer ocaklarında yemek pişiriyor ve gaz lambası kullanıyorlar. Yaşlıları böyle yaşamaya alıştıklarını söylüyor, ama gençler "Yaşam böyle sürmez, geleceğimiz belirsiz" düşüncesinde; iş bulamıyorlar, ilkokulu bile okuyamıyorlar çünkü... Kürt illerinden Çukurova'ya gelme nedenleri işsizlik. Toplam 6 ay kalmışlar Çukurova bölgesinde. Üç ay çalışarak, üç ay "yatarak". Yeniden yollara düşecekler, İzmir'e, Aydın'a... Bir süre de oralarda çalışacaklar.
Urfa'dan Çukurova'ya patates ve diğer işlerde çalışmak için gelen ırgatlarla, çadırlarında görüştük. Irgatlara "elçi"lik eden Mehmet Arıkan, 11 yıldır Çukurova'ya geldiklerini söylüyor. Aralık ayında kurdukları çadırlarda kalıyorlar. "Devletin belirlediği ırgat ücreti 4 milyon 250 bin lira" diyen Arıkan, bu yevmiyenin 250 bin lirasını kendisinin aldığını söylüyor.
Kış sobasız geçti
En büyük sıkıntılarının 11 ayı çadırda geçirmek olduğunu anlatan Arıkan, "Soğuklarda bile soba kuramıyoruz. Paramızı ancak 6 ay sonra alabiliyoruz. Bu süre zarfında borç harç yaşamaya çalışıyoruz" diyor. 9 nüfusu olduğunu belirten Arıkan, 5 kişinin çalıştığını 4 kişinin yattığını ve hiç bir sosyal hakları olmadığını vurguluyor.
13 çocuk babası Hasan Gerçek'in bütün ailesi bir çadırda kalıyor. 7 yıl Atatürk Barajı inşaatında çalıştığını anlatan Gerçek, 2 yıldır para olmadığı için başlayan sigortasını yatıramadığını dile getiriyor. 13 çocuğundan sadece 4'ünün çalıştığını söyleyen Gerçek, Urfa'dan Çukurova'ya geldiklerini, buradan da İzmir, Aydın ve civar illere gideceklerini anlatıyor.
10 nüfusa sahip, 52 yaşındaki Şevket Altın, Bossa-1 Fabrikası'ndan emekli olmuş, ancak "Emekli maaşı neye yeter" deyip, çadır kuruyor ve tarlalarda çalışıyor.
Gençlerin derdi çok
Yaşlılar durumlarına biraz daha "alışmış" görünürken, askerden yeni gelen Abdullah Murat, bu tarz yaşama isyan ediyor. "Genç yaşta bir de evlendim. Eşimle bir çadırda yaşıyoruz, bütün gün çadırımızda yılanlar, sıçanlar geziyor. Ne düzgün bir su içiyoruz, ne de bir öğün doğru dürüst yemek yiyebiliyoruz" diyen Murat, altı ay kaldıklarını, ama üç ay çalışabildiklerini söylüyor.
Küçük kardeşlerinin zatürre olduğunu da anlatan Murat, parasızlık nedeniyle doktora gidemediklerini, kışın soba kuramadıklarını, sağlıksız su içtikleri için hastalıkların sonunun gelmediğini anlatıyor.
Geleceklerinin belirsizliğinden yakınan Murat, torpilleri olmadığı için düzenli bir iş bulamadıklarını, okul da okuyamadıklarını söylüyor. Kardeşini okutmaya çalışan Abdullah Murat, "Güç bela kitap alıyoruz, Ama gaz lambasında nasıl kitap okusun" diye soruyor.
www.evrensel.net