Sivas'ta katledilenler anılıyor

Sivas katliamının yedinci yılında siyasi partiler, sendikalar ve kitle örgütleri, "Demokrasi ve Laiklik Haftası" çerçevesinde birçok etkinlik düzenliyor.

Sivas'ta katledilenler anılıyor
Sivas katliamının yedinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen sergi, panel, söyleşi ve dinleti gibi bir dizi etkinliğin açılışı dün düzenlenen bir basın toplantısı ile yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi'nin "Demokrasi ve Laiklik Haftası" adı altında düzenlediği ve on gün sürecek etkinliklere birçok parti, sendika ve kitle örgütü de destek veriyor. Etkinlikler çerçevesinde 2 Temmuz günü başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere birçok ilde "Bağımsızlık Demokrasi ve Laiklik" mitingleri yapılacak.
Etkinliklerin açılışının yapıldığı basın toplantısında konuşan PSAKD Genel Başkanı Ali Balkız, Sivas katliamını da katliamda kaybedilen insanların ideallerinin peşinden koşmayı da ihmal etmediklerini söyledi. Başta Sivas katliamı olmak üzere kitle katliamlarında, faili meçhullerde ve aydın katliamlarında, resmi ve yarı resmi suç odaklarının ve emperyalist çevrelerin rolünün büyük olduğunu ifade eden Balkız, her katliamın ucunun sonunda gidip Susurluk örneği organizasyonlara dayandığını söyledi.
Balkız, Sivas katliamının yedinci yılı nedeniyle, birçok salon toplantısı, sergi, ve dinleti yapacaklarını duyurarak, 2 Temmuz günü Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde miting alanlarında olacaklarını söyledi.
Banaz etkinlikleri
Bu yıl ayrıca, tahkim, MIGA, MAI, IMF, sosyal güvenlik, özelleştirme yasası gibi anlaşmalar nedeniyle, ülkenin emperyalist tekellerin tahakkümü altına girdiği gerçeğinden hareketle bağımsızlık olgusuna vurgu yapılacağını da belirten Balkız, örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaptı.
Banaz köyünde yapılacak kültür etkinlikleri hakkındaki bir soru üzerine Balkız, Sivas katliamının ardından devletin her türlü engelleme çabalarına karşı Banaz etkinliklerini her yıl ısrarla yaptıklarını, bu yıl da 14'üncüsünü yapmayı planladıklarını söyledi. Balkız, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üç ay önce aldığımız bir kararla 24-25 Haziran tarihlerinde, Banaz etkinliklerini yapmak için sanatçılarla anlaştık, Banaz köyüne bugüne kadar gitmemiş birçok hizmeti götürdük ve izin başvurusunu yaptık. Daha sonra Yıldızeli kaymakamı bizi arayarak başka bir tertip komitesinin daha oluştuğunu söyledi. Bu komite dilekçeye 'bizim tertip komitemizin tamamının ikameti Banaz köyündedir' diye not düşmüş. Bu, bizim tertip komitemizin yasadışı olduğunu ihbar etmekten başka bir şey değildir."
Avrupa Birliği Türkiye Temsilciliği ile yapılan görüşmeye de değinen Balkız, geçen ay temsilciliğe görüşme talebiyle başvurduklarını ve randevuya gittiklerinde Cem Vakfı yetkilisiyle karşılaştıklarını söyleyerek, bunun Cem Vakfı ile ortak bir başvuru olmadığını kaydetti. Alevilerin sorunların tıpkı diğer sorunlar gibi Türkiye topraklarında çözülmesi gerektiğini AB temsilcisine aktardıklarını belirten Ali Balkız, görüşmede Türkiye'nin laik bir ülke olması gerektiğini, zorunlu din derslerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumların olmaması gerektiğini söylediklerini kaydetti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İHD: 'Kurşun asker olmayacağız'
İHD Ankara Şube Başkanı Lütfü Demirkapı, Adalet Bakanlığı'nın hücre tipi cezaevleriyle tektipleştirmeyi dayattığına dikkat çekerek, hücre ile tutuklu ve hükümlülerin itirafçılığa zorlanacağını belirtti. Demirkapı dün düzenlediği basın toplantısında hücre ile sosyal yaşamın yok edilmek istendiğinin altını çizerek, devletin "kurşun asker" politikalarına insan hakları savunucuları olarak karşı duracaklarını vurguladı. Hürriyet gazetesinde yazıları yayınlanan Emin Çölaşan'a F Tipi cezaevlerini öven yazısı nedeniyle tepki gösteren Demirkapı, Çölaşan'ı "çöl ajanı" olarak nitelendirdi.
Adalet Bakanlığı'nın F tipi cezaevleri ile ilgili bilgi notunda yargı ingaz memurlarına judo eğitimi verileceğini söylediğini belirten Demirkapı, gardiyanların şiddet değil, toplumsal özgürlük istediklerini ifade etti. Hücre tipi cezaevlerinin, devletin istikrarsız politikaları ve yönetememe krizinden kaynaklı dayatıldığına işaret eden Demirkapı, F tipi cezaevlerine karşı sanatçı ve aydınların İstanbul'dan Ankara'ya başlattıkları yürüyüşün engellenmesini de kınadı. Bütün baskılara rağmen Ankara'da 1 Temmuz günü hücre tipi cezaevlerine karşı Abdi İpekçi Parkı'nda konser düzenleyeceklerini bildiren Demirkapı, "Dirilerinin önünde yürüyen, ölülerinin arkasından ağıt yakar" diyerek, ölülerinin arkasından ağıt yakmayacaklarını vurguladı. Devletin öldürerek politika yaptığını bildiren Demirkapı, barışçıl eylemlere olanak sağlanmasını istedi.
Tutuklu ailelerinden protesto
Tutuklu ve hükümlü aileleri de dün Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelerek, sadece köşe yazarlarına tanıtılan Sincan'daki F tipi cezaevinin ailelere gösterilmemesini protesto ettiler. Hücre tipi cezaevlerinin, cezaevlerinde gerginliği artıracağına dikkat çeken aileler, mevcut sorunların cezaevlerinden değil antidemokratik yasalardan kaynaklandığını dile getirerek, ayrımsız ve koşulsuz genel af istediklerini vurguladılar. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (Özgür TAYAD) de yazılı bir açıklama yaparak yalanlarla şirin gösterilmeye çalışılan hücre tipi cezaevlerinin aslında birer işkencehane olduğunu söyledi.
Adana'da protesto
İHD Adana Şubesi, F tipi hücre cezaevine karşı başlattığı eylem takvimini yürürlüğe koydu. Dün İstasyon Meydanı'nda kitlesel katılımlı basın açıklaması yapılırken, 28 Şubat'ta Ceyhan Cezaevi önünde yine kitlesel katılımlı basın toplantısı yapılacak. İstasyon Meydanı'nda toplanan 50 kadar kişi "Hücreler ölümdür", "Hücreler insanlık suçudur" sloganlarını attı. Burada bir açıklama yapan İHD Adana Şube Başkanı Şehmuz Kaya, af söylemleriyle umutlandırılan, sabırları sınanan ve sonuçta çelik bir tel gibi gerdirilen tutuklu ve hükümlülerin psikolojisinin altüst olduğunu söyledi. Kaya, insanlık adına duyarlılık çağrısında bulundu.
Ümraniye'de keyfi uygulamalar
Öte yandan Ümraniye Cezaevi'ndeki tutuklular yaptıkları yazılı açıklamada cezaevinde gerginliğin tırmandırıldığını açıkladılar. Şiddetlenen baskıların, F tipi cezaevine geçişi hızlandırmak amaçlı olduğunu belirten tutuklular, hastanelere sevklerinin geç yapldığını, yapıldığında ise engellenebildiğini, ziyaretlerine gelen yakınlara dayatılan aramaların pervasızlaştığını, mektuplarının ve APS'lerinin okunmaması için karalandığını ve dış kantinden yaptıkları alışverişlerin yasaklandığını kaydettiler.
www.evrensel.net