YÖK Başkanı topun ağzında

YÖK Başkanı topun ağzında

TBMM bünyesinde kurulan YÖK Araştırma Komisyonu'nun 22 sayfalık raporu, üniversitelerin ve YÖK'ün yolsuzluklarını listeledi.

YÖK Başkanı topun ağzında
TBMM bünyesinde kurulan YÖK Araştırma Komisyonu nihai raporunu açıkladı.
Raporda, pek çok konuyla ilgili olarak YÖK Başkanı Kemal Gürüz hakkında soruşturma açılması istendi. 22 sayfalık raporun 6 sayfası YÖK ve Kemal Gürüz'ün yolsuzluklarına ayrıldı. Gürüz hakkında 7 ayrı olayla ilgili soruşturma açılması istenirken, Gürüz tarafından korunduğu raporda da vurgulanan İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında ise 5 ayrı konuda soruşturma açılması gerektiği belirtildi. Bunların dışında raporda çeşitli üniversitelerle ilgili 21 ayrı olayla ilgili suç duyurusunda bulunuldu.
Fırsat eşitliği sağlanmadı
Raporda, uygulanmakta olan yükseköğretim sisteminin YÖK Yasası'nda öngörülen amaçları gerçekleştiremediği, yükseköğretimin merkeziyetçi ve bürokratik bir yapıya kaydığı, rekabetin ortadan kalktığı, fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, bilimsel özerkliğin zedelendiği, üniversite ve fakülte yönetimleri ve kurulların yetkilerinin kısıtlandığı, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin yönetime katılmalarının sağlanamadığı tespitleri yapıldı.
Raporda, YÖK'ün planlama ve koordinasyon dışındaki görevlerinin akademik bir üst kuruluş olan Üniversitelerarası Kurul'a bırakması istenerek, YÖK'ün sadece eşgüdümü sağlaması gerektiği belirtildi.
Raporda, üniversitelerin akademik konulardan ziyade, kılık kıyafet, seçme sınavları, öğrenci affı gibi idari ve ek ders ve döner sermaye katkı payı gibi mali nitelikli konular üzerinden tartışıldığına dikkat çekilerek, bu durumun üniversiteleri toplumda tartışılır kıldığı ifade edildi.
Türban sorunu
Raporda, başörtüsü konusunun çözümü varken çözümsüzlük yöntemleri benimsendiği belirtilerek, YÖK'e yüklenildi. YÖK raporunda adları pek çok yolsuzluğa karışan ve üniversite yönetimlerinin üniversite kaynaklarını kendilerine aktarmaları için kullandıkları belirtilen üniversite vakıflarına da yer verildi. Üniversiteler bünyesinde kurulan dernek ve vakıflara katma bütçe, döner sermaye ve diğer bütçelerden mevzuata aykırı olarak kaynak aktarıldığına işaret edilen raporda, yetkili kuruluşlarca konuyla ilgili inceleme yapılması istendi.
'Gürüz görevini kötüye kullandı'
Raporda, pek çok konuyla ilgili olarak YÖK Başkanı Kemal Gürüz hakkında soruşturma açılması istendi. 22 sayfalık raporun 6 sayfası YÖK ve Kemal Gürüz'ün yolsuzluklarına ayrıldı. Gürüz'ün başta Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Faruk Batırel, Çanakkkale 18 Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Güzel ve Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Akşit olmak üzere bazı üniversite rektörlerini, zorla istifa ettirdiği belirtildi. Gürüz'ün haklarında çok sayıda şikâyet ve soruşturma bulunan, başta İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Şarlak hakkında hiçbir işlem yapmadığına dikkat çekilen raporda, Gürüz'ün çifte standartlı tutum sergilediği ve yetkilerini kötüye kullandığı kaydedildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Adnan Ağca, kardeşini savundu
İtalya'dan Türkiye'ye iade edilen Mehmet Ali Ağca'nın ağabeyi Adnan Ağca, kardeşinin Abdi İpekçi cinayetinde hiçbir rolü olmadığını ve haksız yere suçlandığını iddia ederek, "Biz de gerçek katillerin ortaya çıkmasını istiyoruz" diye konuştu.
Maslak Princess Otel'de basın toplantısı düzenleyen Adnan Ağca, kardeşinin İtalya'da cezaevinde bulunduğu süre içinde bazı basın organlarının röportaj karşılığı kendilerine para verdiklerini anlattı. Adnan Ağca, bu konuda bir basın kuruluşunun yaptığı ödemeye ilişkin 27 Ocak 1997 tarihli banka dekontunun fotokopisini dağıttı. Gazetecilerin "bu paraların röportaj için haber amaçlı ödenip ödenmediğini" sordukları Ağca, "Esasında röportaj karşılığı diyebilirsiniz. Ben bu paraları alıp Ağca'ya götürdüm. Hatta bir gazeteci, bizzat Ağca'ya para bile verdi" iddiasında bulundu.
"Kardeşinin, Abdi İpekçi cinayetindeki rolü" sorulan Adnan Ağca, "Kardeşim, Abdi İpekçi cinayetinin tamamen dış güçlerin kontrolünde bir olay olduğunu, İpekçi cinayetini dış güçlerin gerçekleştirdiğini söylüyor" dedi.
Kardeşinin "kendi isteği" ile Türkiye'ye iade edildiğini savunan Adnan Ağca, sözlerini şöyle sürdürdü: "Abdi İpekçi cinayetinde Ağca'nın hiçbir rolü yoktur. Ağca, Latin Amerika, Asya ve Avrupa'dan birçok ülke kendisine siyasi sığınma hakkı verdiği halde Türkiye'ye gelmiştir. Bu olay, uluslararası güçlerin Türkiye üzerindeki oyunlarının bir senaryosudur."
Mehmet Ali Ağca'nın, İpekçi cinayetine ilişkin daha önce Yalçın Özbey ve Oral Çelik'i suçladığı hatırlatılan Ağca, "Kardeşim, 'Ben cinayeti işlemedim' diyor. O zamanki durum gereği baskılar sonucu cinayeti kabul ettiğini söylüyor. Cinayette Bekir Çelenk'in de ismi geçiyor. Organize olaylar söz konusu..." dedi.
Yeniden yargılama istemi
Kardeşinin, Abdi İpekçi cinayetinden dolayı "haksız yere suçlandığını" söylediğini anlatan Ağca, "Biz de gerçek katillerin ortaya çıkmasını istiyoruz. Kardeşimin suçsuz olduğuna inanıyor ve iade-i mahkeme istiyoruz" diye konuştu. "Adı geçen güçlerin neler olduğunu" açıklaması istenen Ağca, "Eğer bir şeyler istiyorsanız, Ağca'nın özgür olması lazım. Kardeşim, dış güçler olarak, Bulgar ajanlarını ve Türkiye üzerinde etki yapan komünist ajanları suçluyor" dedi. Ağca, "kardeşinin cinayeti işlemediğini ispat edip edemeyeceği" yolundaki bir soruya da, "Kendisine güveniyor. Demek ki elinde bilgi ve belgeler var. Zaman zaman açıklayacağını söylüyor. İade-i mahkemeyi çok istiyor. Bu olayın açığa çıkacağını söylüyor" şeklinde cevaplandırdı.
"Ağca'nın daha önce 'Mesih' olduğunu söylediği hatırlatılarak bu konudaki görüşlerinin devam edip etmediği" sorulan Adnan Ağca, "Şu anda o konuları konuşmadık. Fakat kardeşim Vatikan'a teşekkür ettiğini söylüyor" dedi. Adnan Ağca, Papa'nın vurulması olayına ilişkin olarak da, "O Tanrı'nın inisiyatifinde olan bir olaydır" diye konuştu.
www.evrensel.net