Kütüphaneli köy: Akköy

Akköy'ü diğer köylerden ayıran Türkiye'nin en kapsamlı ve nitelikli köy kütüphanesine sahip olması. Projenin mimarı ise Güven Pamukçu...

Kütüphaneli köy: Akköy
Özlem Ergun
İzmir'in küçük sevimli bir köyü Akköy.... Akköy'ü diğer köylerden ayıran ise Türkiye'nin en kapsamlı ve nitelikli köy kütüphanesine sahip olması. Projenin mimarı ise edebiyat dostu demenin az bile kalacağı Güven Pamukçu... Pamukçu, bu işe giriştiğinde zorluklarla, engellerle karşılaşmamış değil, ancak yaptığı işin karşılığını alması uzun sürmemiş. Karşılık dediğimize bakmayın. Pamukçu'nun tek beklentisi köy insanına kitabı sevdirmek, bunu yaparken de ileri bilinç düzeyini yakalamak, köyün ve insanın çehresini bu yönde değiştirebilmek. Başlangıçta yaşadığı sorunlardan kaynaklı olarak kendisini şanssız olarak niteleyen Pamukçu, "Dünyada az insanın düşü gerçekleşir. Ben bu şanssızlardanım" diyor demesine ya, bizim onun bu söylemine katılmamız pek mümkün değil... Dünyada düşü olan, hayal kurabilen o kadar az insan kalmışken, kişinin düşlerini gerçekleştirmek için yola çıkması bile azımsanmayacak ölçüde önemli ve de dikkate değer olsa gerek...
Kütüphaneden sonra, kültür sanat dergisi çıkartmayı ve aynı zamanda dernek kurmayı planlayan Pamukçu'nun yaptıkları ve yapacakları bunlarla da sınırlı değil. Belli periyotlarla imza, söyleşi günleri, panaller düzenleyen Pamukçu, 27 Ağustos'ta sokakları yazar adlarıyla şenlendireceği etkinliğe de hepinizi bekliyor.
Kütüphane oluşturma projesi ne zaman, nasıl şekillendi? Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?
Ben kent kökenli olmama karşın, köylere ve köylüye hep yakın durdum. Yakın durdukça köylerin yaşanmazlığını anladım. Köyler eski köyler değildi... Dilleri, giysileri bozulmuş, iletişim araçlarının dayatması gereksinimlerini çeşitlendirmiş, karşılanamayan, ekonomik, ruhsal ve bedensel istekleri, efendiliklerine halel getirmiş...
Kitaplığı kurmak istediğim ilk yer köyüm, Milas'ın Pınarcık köyüydü, ama çeşitli nedenlerle olmadı. Akköy ise bir tesadüf... Haftasına kitapları taşıdık. Temmuzdu. Akköy muhtarı Adnan Zafer Barlak'ın yoğun çalışmasıyla 25 Eylül 1999'da kitaplığın açılmasını sağladık. Sekiz odalı, 250 yıllık tarihi Rum binasında kullanabildiğimiz iki oda... Birinde kitaplar, birinde ben yaşıyorum. Çatısında ivedi değişmesi gereken beş bölüm var. Beş aydır Akköy'de yaşamama karşın gerekli olan beş milyarın toplanma çalışması yapılmadı. Akköy tütüncülükle geçiniyor. Devlet ikinci tütün ekildikten çok sonra parayı ödüyor. Yani halkın çoğu fakir... Çatı yenileme işi yapılamıyor ve bina yağmur ve çamurla her gün yıpranıyor. Dünyada az insanın düşü gerçekleşir. Ben bu şanssızlardanım. Yetmiyor. Yeni düşlerin gerçekleşmesi olası. İnsanlara düş kurduramıyorsunuz. Köylüler gerçeğin umutsuzları... Oysa; büyüklerin düşleri gerçekleştikçe çocuklar düş kurmaya başlayacak. Böylece bir ulus öyküsü oluşacak.
Köy halkının kütüphaneye ve diğer çalışmalarınıza yaklaşımı ne yönde? Gerekli ilgi ve desteği bulabiliyor musunuz?
Kitaplığın adı Akköy Kütüphanesi ve Mahmut Makal Köy Enstitülü Yazarlar Kitap Müzesi... Bizim toplumumuzda 'ad' kompleksi ve şeklin görünülürlüğüne takıntı var. Çenemin altında uzayan sakalımla adım komüniste çıktı. Satanist oldum. İnşaatların arasından yaşatmak için aldığım görmeyen köpeğimin sözü oldu... Beslenmek için doğadan topladığım, turp filizi, ebegümeci, arapsaçı, kahvedekilerin gündemiydi. Kapılarım dövüldü. Beş ay kapı dışarı çıkma çekincesi yaşadım. Her ay düzenlediğim, imza ve söyleşilere, panallere, sergilere katılım üçü-beşi geçmedi. Sonunda 2 Nisan'da, Uçurtma Şenliği ile değişim başladı. Küçücük köyde uzun süre birbirini görmeyenler yan yanaydı.
Artık oğlum da kütüphanede yaşıyor. İki kişilik bir aileyiz. Gördüler ki bu adamın vermekten başka beklentisi yok.
Kütüphanenin varlığı, köydeki sosyal ilişkiler ve bireyler üzerinde ne kadar etkili oldu?
Her şey çok yavaş sürünürek ilerliyor. Ben buna alışık değilim. Bu beni eksiltiyor, ama kendi seçimim. Kitaplığın varlığı, büyüklerin köyden dışarı çıkınca övüncesi: "Bizim köyde Türkiye'nin en büyük köy kütüphanesi var" diye başlayıp süren hoş şeyler söylüyorlarmış. Duyuyorum. İşler yoluna girecek. Ben inatçı bir adamım.
Talan edilen tarihin son katılıntıların toplayıp; kütüphane sokağını açık hava müzesine çeviriyoruz. Etkinlikler için bir araya gelen Akköy THM Çocuk Korosu kurduk. Zamanla kütüphane sokağını kadınlar çarşısına çevirmeyi düşünüyorum. Köylü para kazanırsa destek olur. Ne devlete ne de kendine güveniyor köylüler. Yıllardır 'eferdi'likleri kullanılarak sömürülmüşler.
Kütüphanenizdeki mevcut kitaplar daha çok hangi alanlarda yoğunlaşıyor?
Kütüphanede konu sınırlaması yok. 1940'lardan 'Doğan Kardeş' dergilerinden tutunuz da, kültür-sanat dergileri, İngilizce, Almanca çocuk ve büyükler için öykü, roman, arkeoloji kitap dergi ve yıllıkları, tüm kanun kitapları, tüzükler, cinsel bilgi ansiklopedileri, üniversite-kolej hazırlık kitapları. 2500 kitap ise yer darlığından kolilerde duruyor.
Kurmayı planladığınız kültür-sanat derneğinin amaçları neler olacak? Neden dernek?
İnsanlar yaşadıkları yer için sorumluluk alma bilincine ulaşmalılar. Birlikte çalışma becerisi kazanmalılar. Akköy Kültür-Sanat-Edebiyat-Turizm ve geliştirme derneğinin amaçları bu düşünce temel alınarak hazırlandı. Önemli olan halkın gereksinmelerini tespit edip, buna onları inandırmak.
Sokaklara yazar adları verme fikri nasıl gelişti? Bu yazarları belirlerken kriterleriniz ne olacak?
Benim hedefim, sanat tarihimize ait insanların kendi sokaklarında, sokaktaki çocuklarla el ele yürümeleri. Köyümün çocuklarına düşler ekmelerini istiyorum.
Adnan Özyalçıner, şaka yollu bu yöneltiyi şöyle yanıtlıyor: "Tüm sanatçılar sokaklarından sorumludur. Sennur, gelirken elektrik direklerini yanında getirecek."
Ölçü çok önemli. Benim sıradan insanda aradığım: İnsanlar niçin yaşadıklarının bilincinde olsun. Bu bilinçle oluşturdukları donanımlarını, diğerleriyle paylaşsınlar. Bunun için her şeyi göze alma yetisi geliştirsinler. İnsan düşünce üretmek ve ürettiğini sunma yükümlülüğündedir. Bu bedenin dili, dilin sözü, sözün gücü olarak yansır. Seçtiğimiz ve seçemediğimiz diğer pek çok sanatçımızda bunu görüyoruz.
www.evrensel.net