Sansürün mührünü vurduğu müze

Sansürün mührünü vurduğu müze

Karikatür Müzesi, Saraçhanebaşı'ndaki Bozdoğan Kemeri'nin hemen yanında. 12 Eylül Darbesi'nin ardın sansürlenince, "sansürlenen ilk müze" ünvanını kazanmış. Karikatürcüler Derneği'nin çabalarıyla yeniden açılan müze, 11 yıldır sergileri, atölyeleri, etkinlikleri ve arşivi ile faaliyette...

Sansürün mührünü vurduğu müze
Rojda İldan
İtalya'daki ressamlar çekemedikleri meslekdaşlarını çizmeye başladılar, ama çizilenler normal resme benzemiyordu; çizimlerde kiminin kulağı kiminin burnu uzun, kiminin ağzı kiminin de gözü yamuktu. Bu çizgiler şehir meydanındaki çeşme başlarında "herkes görsün" diye sergilenirdi. İşte 16. yüzyıldaki bu çekişmeler bugün belki de en çok politikacıların başına bela olan bir sanatı yarattı; 'karikatür'ü. İtalya'dan zamanla bütün dünyaya gelişerek yayılan karikatür, İtalyan ressamların herkes görsün diye bıraktıkları gibi meydandaki çeşmelerde sergilenmiyor günümüzde. Yüzyılları aşıp günümüze gelen karikatür, müzelerde sergileniyor. Bu müzelerden biri de İstanbul'da.
Darbe mizaha da bir tokat vurmuş
Saraçhanebaşı'nda Bozdoğan Kemeri'nin yanında olan Karikatür Müzesi'ni, müze çalışanlarından Mahmut Akgün ile geziyoruz. Akgün, Türkiye'de Karikatür Müzesi'nin ilk olarak Karikatürcüler Derneği üyelerinin girişimleri ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 1975'de Tepebaşı'nda açıldığını söylüyor. Akgün'ün anlattıkları şu anda TÜYAP'ın bulunduğu yerde kurulan ilk karikatür müzesinin ömrünün pek uzun olmadığını gösteriyor.
12 Eylül 1980 darbesi mizahı susturmak istemiş, karikatür müzesi de darbeden nasibini alarak kapatılmış. Dünyada sansürlenen ilk karikatür müzesi olan bu müzedeki eşyalar, yıllarca saklanmış. Yıllar geçtikçe karikatürcülerin müzeye olan özlemleri de artmış. Yine Karikatürcüler Derneği'nin girişimleri ile müze tekrar açılmış. Şehir Müzesi'nin Gazanferağa Külliyesi'den taşınmasıyla Karikatür Müzesi 1989'da tekrar hayata dönmüş.
Türkiye'de mizah azınlıklarla başladı
Karikatür Müzesi, sergileri, kütüphanesi, arşivi sayesinde sürekli izlenebilir bir özellik kazanıyor. Girişi serbest olan müzede daimi sergi, değişken sergi, özgün baskı atölyesi, kütüphane ve arşiv bölümleri bulunuyor. Türkiye'ye karikatürün azınlıklar tarafından getirildiğini söyleyen Akgün, karikatürün ilk defa 1852'de Ermenilerin çıkardığı bir azınlık dergisinde basıldığını ifade ediyor. Türk gazetelerinde karikatürün ilk defa 1869'da basılmaya başlandığını söyleyen Mahmut Akgün, ilk mizah dergisinin ise 1870'de Diyojen adıyla çıktığını belirtiyor. Daimi serginin duvarlarında ise geçmişten günümüze yapılan karikatürler yer alıyor.
Müzedeki tarihi en eski olan karikatür, 1867 yılına ait. Baktığımızda konularında değişiklik olmadığını gördüğümüz karikatürlerden ikisinin başlığı şöyle: "Belediye Haliç'i temizleyecek" "Poliste dayak". Daimi sergide göze çarpan bir diğer şey de özel eşyalar.
Altan Erbulak, Yalçın Çetin, Mustafa Eremektar, Ali Ulvi gibi karikatür ustalarının özel eşyaları daimi sergide yer alıyor. Değişken sergide sergilenen karikatürler ise her ay değişiyor. Değişken serginin bu ay "Mizah Fotoğrafları" başlığıyla Ahmet Esmer'in ve "Şimdi Çevre Zamanı" başlığıyla Muhittin Köroğlu'nun karikatürleri yer alıyor.
Arşiv, atölye, kütüphane, etkinlikler
Yerli yabancı birçok eserin içinde yeraldığı kütüphane, Karikatürcüler Derneği üyelerinden gelen bağışlarla kurulmuş. Müzenin arşivinde ise 20 binin üzerinde karikatür bulunuyor. Özgün baskı atölyesinde gravür ve desen dersleri veriliyor, atölye hafta içi saat 14.00-17.00 saatleri arasında açık, meraklıları ücretsiz olarak bu kurslardan yararlanabiliyorlar. Müzede söyleşi, dia gösterimi, panel gibi etkinlikler de gerçekleştirdiklerini belirten Akgün, bu etkinliklerin Karikatürcüler Derneği tarafından organize edildiğini belirtiyor. Müzeye gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini anlatan Akgün, müzeye okullardan topluca ziyaretler yapıldığını belirtiyor. Zaman zaman karikatürle uğraşan gençlerin gelerek kendilerinden yardım aldığını ifade eden Akgün, öğretmen eksikliği nedeniyle şu anda karikatür derslerini veremediklerini ama gelen herkese yardımcı olmaya çalıştıklarını da açıklıyor.
www.evrensel.net