Tırda gelen ölüm

Tırda gelen ölüm

Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Asya ülkelerinden Batı Avrupa'ya yönelik göçmen akını, korkunç bir trajediye daha yol açtı. Avrupa'daki göçmen yasalarının sertleştirilmesi nedeniyle yasadışı yollar aramaya zorlanan göçmenlerden 58'i, İngiltere'nin Dover limanındaki bir tırın kasasında ölü bulundu.

Tırda gelen ölüm
Çeşitli nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan 58 göçmenin "umuda yolculuğu", ölümle sona erdi. İngiltere'nin Dover kenti limanına giriş yapan bir tırın kasasında, 58 göçmenin cesedi bulundu.
Hollanda plakalı tırın, Dover Limanı'na önceki gece, Belçika'nın Zeebrugge kentinden kalkan bir feribotla giriş yaptığı belirtildi. Korkunç gerçeğin ortaya çıkarılmasından sonra yapılan açıklamada, ölenlerin "doğu kökenli" olduğu belirtildi. Tırdan sağ çıkmayı başaran iki göçmen ise hastaneye kaldırıldı. Kimlikleri henüz açıklanmayan bu kişilerin durumunun iyi olduğu belirtiliyor.
Havasızlık mı?
Dover gümrüğünden bir yetkili, cesetlerin, bir memurun gerçekleştirdiği rutin arama sırasında bulunduğunu, söz konusu memurun psikolojik tedavi gördüğünü açıkladı. Polis yetkilileri ise, ölümlerin nasıl meydana geldiğini anlamak için soruşturma başlattılar. Cesetleri bulunan 58 göçmenin, tırın arkasında havasızlıktan boğuldukları sanılıyor. Tırın, İngiltere ve Kuzey Avrupa'nın bu yılın en sıcak günü olan önceki gün Belçika'dan ayrıldığına işaret edildi.
İçişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, tırda cesetleri bulunanlardan 54'ünün erkek, 4'ünün kadın olduğunu, cesetlerin arasında hiç çocuk bulunmadığını, sağ bulunan 2 kişinin de erkek olduğunu söyledi. Yetkili, bu kişilerin Doğu Asyalı olduğunu da ekledi.
Straw üzülmüş!
İngiltere İçişleri Bakanı Jack Straw, tırda bulunan 58 cesede ilişkin olarak, "Korkunç bir olay" dedi. Straw, "Bu insanların yaşamını kaybetmesinden dolayı dehşete düştüm. Ölen insanların ailelerine başsağlığı diliyorum. Hükümet, insan hayatına önem vermeyenlerin yaptığı bu tür şeytani ticareti ortadan kaldırmak için çalışmalarını sürdürmeye kararlı" diye konuştu. Straw, hükümetin, göçmen yasalarını sertleştirmeye yönelik çabalarının başında bulunuyor.
Blair: 'Şer ticareti'
Başbakan Tony Blair ise, Avrupa Birliği zirvesi için gittiği Portekiz'de konuya ilişkin olarak, "İnsan kaçakçılığı herkes tarafından lanetlenmesi gereken bir şer ticaretidir" dedi.
Blair, "İşçi Partisi iktidarı döneminde söz konusu ticaretle mücadele yolunda ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, ancak yaşanan olayların daha etkin önlemlerin alınması gereğini ortaya koyduğunu" söyledi. Bu sözler, mülteci yasalarının, ülkeye yasal girişi daha da güçleştirecek bir şekilde sertleştirileceğine işaret olarak görülüyor.
Portekiz'de bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook, İngiliz SKY TV'ye yaptığı açıklamada, "insan kaçakçılığının bazı çetelerin büyük paralar kazanmasına yol açtığını" belirtti.
"Bu kadar büyük paraların döndüğü kirli ticaretleri önlemenin güç olduğunu" söyleyen Cook, ''Ancak biz bu insan onuruna yakışmayan, insan hayatını hiçe sayan durumu önlemek için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz. Eğer alınan önlemler yetmiyorsa daha sert ve etkili önlemler alırız" dedi.
Ana muhalefet partisi Muhafazakârlar'ın lideri William Hauge ise, yaşananların tek sorumlusunun İşçi Partisi hükümeti olduğunu belirtti. Partinin "gölge içişleri bakanı" Ann Widdecombe, konuyla ilgili soruşturmanın halen sürdüğünü hatırlattı ve "Soruşturma bir bitsin ve hükümet eteğindeki taşları döksün, asıl sözümüzü o zaman söyleyeceğiz" diye konuştu.
Hükümet sorumlu
İktidardaki İşçi Partisi'nin Dover Milletvekili Gwyn Prosser da, "bu trajedi nedeniyle şok olduğunu" söyledi. Prosser, "Bu ölümler, kaçak göçmenlerin ne kadar büyük riskler aldığını gösteriyor" diye konuştu. Prosser'in, olayla ilgili olarak hükümet nezdinde girişimlerde bulunacağı dile getiriliyor.
Tüm Avrupa ülkeleri gibi İngiltere'de de mülteci yasalarının giderek sertleştirilmesi, vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan insanların canlarını tehlikeye atarak Avrupa'ya kaçak giriş yapmasına neden oluyor. İngiliz hükümeti ise, geçtiğimiz yıl yapılan 71 bin sığınma başvurusunun "çok fazla" olduğunu öne sürerek, bu rakamı azaltmanın yollarını arıyor. Ancak yasal yollardan ülkeye giren sığınmacı sayısı azaldıkça, yasadışı yollara başvuranların sayısı artıyor.
Ucuz işgücü oluyorlar
Özellikle boyalı basının azgın bir yabancı karşıtı kampanya sürdürdüğü İngiltere'de kaçak göçmenler, ucuz işgücü olarak en ağır ve tehlikeli sektörlerde çalıştırılıyorlar. BBC muhabirlerinin edindiği bilgilere göre, özellikle Doğu Avrupa'da faaliyet yürüten mafya grupları, tuzağa düşürdükleri insanların varını yoğunu aldıktan sonra, onları tehlikeli yöntemlerle Batı Avrupa'ya taşıyorlar. Bu ülkelerin gazetelerinde, İngiltere'de "yüksek ücret ve iyi koşullar" ile işçi arandığına dair ilanlar her gün yayınlanıyor. Doğulu göçmenler, tüm birikimlerini mafya gruplarına verdikten sonra İngiltere'ye girebilirlerse; dev süpermarket zincirlerine mal sağlayan çiftlik ve fabrikalarda ucuza çalıştırılıyorlar.
BBC muhabirlerinin bulduğu Estonyalı iki işçi, ülkelerine dönmek istedikleri halde hiç paraları olmadığı için bunu başaramadıklarını, bu nedenle 60 sterlin kira ödedikleri bir yıkıntıda yaşamaya çalıştıklarını belirtiyor.
Yeni ölümlere vize
Göçmen emeği sömürüsü ile çalışan fabrikalardan mal alan süpermarketler ise, "durumu bilmediklerini" öne sürüyorlar. Bu süpermarketlerden Asda'nın yöneticilerinden Christine Watts, "tedarikçilerinin kaçak göçmen kullandığını öğrendiğinde şok olduğunu" söylüyor. Ancak Watts, söz konusu tedarikçiler ile sözleşmelerini iptal etmeyeceklerini söylemekte bir sakınca görmüyor.
İngiliz hükümeti ise, sorunun çözümünü "gümrüklerde daha sıkı denetim"de arayarak yeni toplu ölümlere vize veriyor.
www.evrensel.net